28 Şubat 2021 Pazar / 16 Recep 1442
Gece modu

Yeni bir büyüme hikayesi hazırlamalıyız

Küresel kriz 2013 yılında ABD ve Avrupa'dan sonra Asya'da ki gelişen ülkeleri etkisi altına aldı.

Rıfat HİSARCIKLIOĞLU27 Aralık 2013 Cuma 07:00 - Güncelleme: 27 Aralık 2013 Cuma 17:02


Başlangıç noktası olan ABD ekonomisinde ise giderek daha güçlü canlanma sinyalleri geliyor. Bunun sonucunda ABD Merkez Bankası FED 5 yıldır uyguladığı genişletici para politikalarına son vermeyi planlıyor. Avrupa’daysa ülkelerin dağınık politik yapısı ve farklı öncelikleri hızlı adımlar atılmasını geciktirdiğinden toparlanma daha yavaş gerçekleşiyor. Yine de yaklaşık iki sene sonra Euro bölgesinde ilk ekonomik büyüme rakamlarının görünmesi olumlu bir gelişme oldu. Türkiye’de ekonomide çarklar yeniden hızlandı. Rekor düzeye ulaşan dış açığın neden olduğu kırılganlığın sürdürülemeyecek boyuta ulaştığının görülmesiyle alınan önlemler 2012 yılında ekonomiyi yavaşlatmıştı. Böylece ilk defa cari açık bir kriz sonrası değil, uygulanan ekonomi politikası ile düşürülebilmişti. Ancak ticaret ve yatırım da yavaşlamıştı. Ekonomideki makro temellerin sağlam tutulması, temkinli büyümeye ağırlık verilmesi sayesinde iş dünyasının güveni yeniden yükseldi. En büyük ihracat pazarımız Avrupa ekonomilerinde toparlanma da olumlu etkiledi. Böylece yılın ikinci yarısından itibaren ekonomideki büyüme hızlandı.


2014 Fırsat Yılı Olabilir


2014’e baktığımızda iş dünyasının beklentileri daha olumlu. Küresel iktisadi ortamdaki düzelmelerin devam edeceğini, petrol fiyatının mevcut düzeyini koruyacağını ve çevre ülkelerdeki siyasi gerginliğin bugünkünden fazla olmayacağını varsaydığımızda, 2014’ün, 2013’e kıyasla daha iyi bir yıl olmasını bekliyoruz. En az iki seçim olmasının resmin bütününe etkisi fazla olmayabilir. Zira yerel seçimler ilk çeyrekte tamamlanacak. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ise mali disipline etkisinin daha da az olması bekleniyor. 2014 yılı bizim açımızdan fırsat yılı olabilir. Küresel kriz sonrasında hızla toparlanan ekonomimiz, Avrupa ile aradaki farkı biraz daha kapattı. Ancak arkamızdan gelen diğer gelişen ülkeler de en az bizim kadar ve hatta daha faza büyüyerek bize yaklaştı. Şimdi onlar da bir süre yavaşlayacak, bu arada gelişmiş ülkelerdeki durgunluk sona yaklaşacak. Büyüme tempomuzu yükseltip muhafaza edersek dünya ligindeki konumumuzu daha ileri taşıma fırsatını yakalayabiliriz. Ama bu fırsatı değerlendirebilmek için yapmamız gereken ev ödevlerimiz bulunuyor. Türkiye’nin küresel ekonomide başarıya ulaşmış ve bunu sürekli kılabilen şirketlere ihtiyacı var. İhracatımız içinde orta teknolojili ürünlerin payı artarken ileri teknoloji gerektiren ürün ihracatının payının azalması, özellikle sanayimizdeki yapısal dönüşüm ihtiyacını gösteriyor.


2023 Hedefleri İçin Yol Haritası


Yapılması gereken, reel sektöre ağırlık vererek, üretim ve ihracatı milli mesele olarak algılamak ve artırmaktır. Üretim ve ihracat maliyetlerinin azaltılması, reel sektörün üzerindeki yüklerin indirilmesi, girdi maliyetlerinin makul seviyelere çekilmesi öncelikli hedeflerimiz olmalı. Vergi reformunu, eğitim reformunu, yargı reformunu, kamu yönetimi reformunu, firmaların sağlıklı büyümelerine elverişi hale getirecek şekilde tasarlamak gerekiyor. Bunları başarmanın yolu, kamu ve özel sektörün bir arada çalışabilmeyi, kararları ortak tasarlamayı öğrenebilmesinden geçiyor.


2014’te yeni bir büyüme hikâyesi hazırlamaya başlamalıyız. Yüksek hızda nasıl büyüyeceğimize ve rekabet gücümüzü nasıl koruyabileceğimize ilişkin gündeme geri dönmeliyiz. Düşük tasarruf oranı engelini nasıl aşacağız? Kamu idaresinde kurumsal yapıyı nasıl yerleştireceğiz? İşgücü maliyetlerine dayalı ve giderek kaybettiğimiz rekabet gücümüzün yerine, kaliteye ve yenilikçiliğe dayalı rekabeti getirebilecek miyiz? İşte bu soruların cevapları yeni büyüme hikâyemizin başlangıcıdır. Önümüzdeki yeni döneme dair tutarlı, inandırıcı ve hayata geçebilir yeni bir büyüme hikâyesi ortaya koyabilmeliyiz. Bu hikâye 2023 hedefleri için de bir yol haritası işlevi görecektir