26 Kasım 2020 Perşembe / 10 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Tony KARON
tkaron@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Seçim yılında ABD-İsrail-İran

09 Ağustos 2012 Perşembe

Mitt Romney’nin geçen hafta İsrail’deki saldırgan tutumu İran’a saldırı olasılığını yükseltti mi? Düşük bir ihtimal. Savunma Bakanı Leon Panetta’nın “çeşitli sorunları ve bunlara nasıl tepki verileceğini” tartışmak amacıyla gerçekleştirdiği İsrail ziyareti, İran’ın nükleer programı konusundaki yüzleşme sürecini hızlandıra- cak mı? Büyük ihtimalle hayır. Ve İran Obama Yönetimi’nin Salı günü sıkılaştırdığı, gittikçe daha da sertleşen ekonomik yaptırımlara boyun eğecek mi? Bunun üzerine bahse girmeyin. Her zaman sürprizler olabilir. Ancak tüm göstergeler, İran ile nükleer soğukluğun en azından Kasım’daki ABD başkanlık seçimleri sonrasına kadar artan bir gerginlik içinde, çıkmazda kalacağına işaret ediyor.

Obama Yönetimi, İran’daki yaşam standartlarını düşürmenin İran liderliğini nükleer anlaşmazlığın çözümü için Batı’nın şartlarını kabul etmeye zorlayacağı umuduyla yaptırımları sıkılaştırıyor. Fakat İran’ın boyun eğdiğine dair bir işaret yok ve müzakere eden iki taraf da birbirinden o kadar uzak ki sadece üstünkörü bir iletişim kanalını açık tutma konusunda hemfikirler. İran ödün vermeye istekli görünüyor; fakat yalnız Batı’nın, Başkan Obama’nın seçim yılında veremeyeceği tavizler karşılığında. Bunun yerine Obama; İsrail ve Capitol Hill’deki destekçilerine, daha da sıkı yaptırımlar getirme ve İran’ın nükleer silah üretmeye başlaması halinde bunu durdurmak için İran’a karşı silahlı harekat sözü veriyor. İran şu anda gerekli altyapıyı inşa ediyor, fakat henüz ne silah üretmeye başladı, ne de bunu yapma yönünde bir karar verdi.

***

Geçen hafta ABD yetkilileri alışılageldiği üzere, yine İsrail’den yaptırımların İran üzerindeki etkileri için zaman tanımasını istediler. İsrailli liderler, yaptırımların ve diplomasinin Tahran’ın hesaplarını değiştirdiği konusundaki geleneksel şüpheciliklerini belirttiler. Sürekli İran’ı bombalayarak kontrolü ele almakla tehdit ediyorlar. Obama sadece İran’ın nükleer silah üretmeyi denemesi durumunda şiddet kullanacağına söz vermişken, İsrail İran’ın bunu gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip olmasına izin verilemeyeceğinde ısrarlı. Oysa İran buna şimdiden sahip. ABD ve İsrail arasındaki süre ve kırmızı çizgiler konusunda süregelen gerginliğin sebebi bu. Netanyahu zaman kalmadığı, Obama ise sorunu yaptırımlar ve diplomasiyle çözmek için aslında daha çok zamana sahip oldukları konusunda ısrar ediyor.    

Örneğin Savunma Bakanı Ehud Barak, İran’ın nükleer programının “dokunulmazlık bölgesine” girmesine izin verilemeyeceği konusunda ısrarcı. Nükleer materyali silah haline getirmeye başlama- dı ancak yeterli nükleer altyapıyı, İsrail’in hava saldırılarından korunabilecek biçimde, Kom yakınlarındaki Fordow’da, dağlık bölgede derinlere gömü-lü olan korunaklı tesise yerleştirdi. “Dokunulmazlık bölgesi” süresi belli olmayan, belirsiz bir işaret.  Ancak İsrail’in İran bu noktaya ulaşmadan saldırması gerektiğini, yoksa Tahran’ın nükleer programıyla baş edebilmek için kendi silahlı seçeneğin-den vazgeçmek zorunda kalacağını gösteriyor.

Romney İsrail’i destekleyen Amerikalılar’dan oy ve bağış toplamaya çalışıyor. Bu yüzden, yardımcılarından biri eğer seçilirse Romney’nin, İsrail’in İran’a karşı tek taraflı askeri operasyon düzenleme kararına “saygı duyacağını” söyleyerek şaşkınlık yarattı. Fakat İsrail’in peşinde olduğu, ABD’nin İran’a tek taraflı saldırma kararına saygı göstermesi değil. Bunu ABD’nin yapmasına ihtiyaçları var.

Netanyahu ve Barak’ın tutumlarına rağmen, İsrail’in askeri kapasitesinin ABD’ye nazaran son derece kısıtlı olduğu biliniyor. İran’ın nükleer programını birkaç yıl ertelemek için gereken uzun soluklu saldırı bile İsrail’in kapasitesinin ötesinde olabilir. ABD’nin desteği olsa da, İsrail İran’a savaş açtığı takdirde diplomatik olarak yalnız kalacaktır. Bir saldırıdan sonra, İran’ın nükleer silah üretmesini engellemek için gerekli olan yaptırımlar ve benzeri takip mekanizmaları büyük ihtimalle çökecektir. Dahası İsrail kamuoyu, Washington liderliğinde olmadıkça İran’a saldırılmasının karşısında. Ve İsrailli generallerin, bu aşamada askeri harekatı bir hata olarak gördükleri söyleniyor.

Fakat yakın zamanda diplomatik bir atılımın gerçekleşmesi ihtimali düşükken, Obama sadece yaptırımları sertleştirmeye bel bağladı. Önümüzdeki yıl diplomasi açısından daha iyi bir yıl olabilir. Elbette sorun, İran’ın yaptırımların getirdiği acıya boyun eğerek cevap vermesi değil. Amaç kriz yaratma amaçlı provokasyonlara gelmesi. Eğer böyle birşey seçim senesinde olursa, tüm bahisler iptal edilir.

* Bu yazı STAR Gazetesi için kaleme alınmıştır.