ABD daha önce de pek çok kez ülkelere müdahale etti, iktidarları değiştirip kuklalarını yerleştirdi fakat hep maşa kullanarak yaptı bu işleri.
1960 ve 1980 darbesinde, 15 Temmuz işgal girişiminde "bizim çocuklar" dediği hainlere, vatansız FETÖ ajanlarına yaptırdı pis işlerini. Afganistan'da "kadınları burkadan kurtarmak için", Irak'ta "kitle imha silahları üretildiği iddiası için" ülkeleri işgal etti.
Milyonlarca insan öldü bu ülkelerde. Çalabileceği her şeyi çalıp kendi ülkesine götürürken yalandan da olsa "demokrasi", "insan hakları" gibi kavramlardan bahsetti vahşi Batı.
Devamında ne kadar haklı, güçlü, iyi olduğunu anlatmak için birkaç Hollywood filmi, akademik çalışmalar, kitaplar-makaleler, küresel medyada kullanışlı manşetler, haberler, analizler... Masraflı, zahmetli ama imajı temiz tutmaya yönelik bir dizi iş ve işlem...
Ama Venezuella'da maşa kullanmadı bu defa ABD.
Gerekçe göstermeye, birilerini ikna etmeye çalışmadı. Doğrudan yaptı yapacağını.
Bağımsız bir devletin devlet başkanını resmi konutundan kaçırdı!
Kelepçeli fotoğraflarını yayınlayarak aşağıladı Nicolas Maduro'yu. New York'ta yerel mahkemede hakim karşısına çıkardı Venezuela Devlet Başkanını!
İşin şov kısmı ayrı ama bu haydutluğa verilen cevaplar kınamanın ötesine geçmedi!
GAZZE'DEN SONRA...
Bilhassa İsrail'in Gazze'de yaptıklarını ABD desteğiyle yaptığını ve BM'nin hiçbir şey yapmadığını gördükten sonra, uluslararası sistemin çöktüğünü, idealist romantik söylevlerin hiçbir işe yaramadığını, güce karşı sadece güç kullanmak gerektiğini biliyoruz artık.
Anlıyoruz ki bu durum zaten olmakta olandır.
Artık güçlü olan hiçbir kurala, uluslararası hukuka, insani değere uymak zorunda kalmadan, kimseye hiçbir açıklama yapmadan, kendini mazur gösterecek herhangi bir gerekçe göstermeden dilediğini yapabilecek.
PETROL AŞKINA!
Trump son derece açık sözlü bu konuda. Maduro operasyonunun arkasında petrol olduğunu gizlemiyor. Operasyon öncesinde ve sonrasında Kongreye haber vermediğini ama petrol şirketlerine haber verdiğini söylerken gayet rahat:
"Venezuela petrolünü geri alacağız, ABD'li büyük petrol şirketleri (Chevron, ExxonMobil, ConocoPhillips...) milyarlarca dolar yatıracak, altyapıyı düzeltecek ve para kazanacak".
ERDOĞAN'IN MADURO TAVRI NET
Cumhurbaşkanı Erdoğan dün kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada Venezuela'da olanlar hakkında ahlaki ve gerçekçi bir tutum sergiledi.
"Dost Venezuela için en iyisi neyse onu yapmaya hazırız. Sayın Maduro ve Venezuela halkı bizim dost ülkemiz. İki dost ülke olarak zor günlerimizde dayanışma içinde olmaya gayret ettik. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Hukukun gücü yerine gücün hukukunun egemen olduğu dünyada kriz eksik olmaz. Biz Türkiye olarak ne bölgemizde, ne başka coğrafyalarda kaos, kargaşa, gerilim istemeyiz."
"TRUMP'A HASSASİYETİMİZİ İLETTİK"
Dün saat 16'da ABD Başkanı ile telefonda görüştü Cumhurbaşkanı. Trump'a ne diyeceği merak konusuydu. Türkiye'nin bakış açısını, tavrını, hassasiyetini şöyle açıkladı Erdoğan:
"Şurası bir gerçek ki ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır. Hukukun gücü yerine, gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Biz Türkiye olarak ne bölgemizde ne başka coğrafyalarda kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir. Bugünkü kabine toplantımızda ilgili birimlerimizin derlediği güncel bilgiler ışığında Venezuela vakasını enine boyuna değerlendirdik. Amerika Başkanı Sayın Trump ile telefon görüşmemizde de ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela'nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik. Türkiye ve Türk milleti refah, huzur, kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir."
ÖZGÜR ÖZEL'İN SAHTE-KÂRLIĞI
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in büyük tepki çeken "ucuz" bir Maduro fırsatçılığı var biliyorsunuz. Venezuela'da yaşanan ABD hoyratlığını sanki kendisi ve partisi "en büyük demokrasi taraftarı", "darbe karşıtı" imiş gibi, daha yeni 15 Temmuz'da içine düştükleri ayıp çukurundan çıkmışlar gibi hadsiz bir genellemeye yönelmişti Özel.
Cumhurbaşkanı da hak ettiğince cevap verdi Özgür Özel'e:
"Ülkemizden 11 bin kilometre ötede Türkiye ile yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor. CHP Genel Başkanı'nın aklına ilk gelen bize saldırmak, bize sataşmak oluyor. Çeşitli fotoğraflar üzerinden bize mesaj vermek oluyor. Allah aşkına, bu patolojik bir ruh halinin işareti değilse nedir? Siyasette kutuplaşmayı bu provokatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle mi destek olacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde Türkiye'nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız?"
DEVLET YÖNETMENİN SORUMLULUĞU
Hukukun değil gücün hakim olduğu bir dünyada, etrafı savaş ve çatışmalarla çevrelenmiş bir coğrafyada devlet yönetmenin ucuz laflar, basit zıpırlıklarla olmayacağının dersini ise şu sözlerle verdi CHP Genel Başkanına:
"Biz tabii ki bunlara kulak asmayacak, çirkin tahriklere gelmeyeceğiz. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek, Türkiye'nin menfaatlerini her daim koruyacak, kollayacak ve yücelteceğiz. Çünkü bizim üzerimizde milletin emaneti var. Bizim üzerimizde 86 milyonun hakkı var, sorumluluğu var. Bizim omuzlarımızda umutlarını büyük ve güçlü Türkiye'ye bağlamış yüz milyonların mesuliyeti var. Hep söylüyorum, bizim sırtımızda yumurta küfesi var. Biz iç politikayı da dış politikayı da ilkelerle yapan, akılla ve vicdanla yapan bir hükümetiz. Böyle bir kadroyuz. Dünyanın neresinde olursa olsun siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela meselesinde de hem Türkiye için hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayretindeyiz."