06 Ağustos 2020 Perşembe / 16 ZilHicce 1441
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Serdar AKBIYIK
sakbiyik@stargazete.com
Yazarın Sayfası

ABD’nin kara gerçeği

05 Mart 2017 Pazar

İnsandır hata yapar. Oscar gibi sinemada dünyanın en büyük organizasyonu olsa bile ‘En İyi Film Ödülü’ yanlış açıklanabiliyor. İnsanların ellerindeki heykelcikler çekiştirilip alınabiliyor. Acaba tek hata bu mu?

ABD dünyayı ordusuyla ve silahlarıyla yönetiyor ama toplumları aslında sinemayla şekillendiriyor. Bir hafta önce 2017 Oscar ödülleri dağıtıldı. Son 10 yılın en zayıf seçkisinden ödüller çıktı. Herkes ödülleri tahmin etti. Tahmin etmediğimiz şey ‘En İyi Film Ödülü’ verilirken yaşanan skandaldı. Warren Beatty ile Faye Dunaway sahneye ellerinde zarfla geldiler. Warren Beatty zarfı açtı ve dona kaldı. Büyük ihtimalle ‘Moonlight’ın ödülü aldığını biliyordu ama zarfta ‘La La Land’ın ismi vardı. Durdu, sağa, sola baktı, kimse birşey anlamadı. Zarfı Faye Dunaway’a uzattı. Faye Dunaway ‘La La Landddd’ diye çığlığı bastı.

ÇİRKİN GERÇEK

‘La La Land’ ekibi çıktı sahneye ödüller verildi. Teşekkür konuşmaları yapıldı. O sırada gözlüklü bir adam milletin elindeki heykelcikleri çekiştirmeye başladı. ‘Moonlight’ın yapımcısı sinir krizi geçirip Warren Beatty’in eline tutuşturulmuş gerçek zarfı çekip alıp kameralara gösterdi. Ve Oscar tarihinin en büyük rezaleti yaşandı. 

Aslında bütün bu sahneler yalanlarla bezenmiş güzel bir kadının makyajının akıp çirkin gerçeğin görülmesinden ibaretti. Aylardır ABD Başkanı olan Trump ile Oscar organizasyonunun atışmalarını izliyoruz. Ödül töreninde Trump’a yapılan göndermeleri dinledik. Tabii ki Trump’ın elle tutulur bir tarafı yok. Ona sallamak ucuz kahramanlık. Peki Obama döneminde ‘Hurt Locker’ gibi militarist ve neredeyse faşizan bir filme ödül verilmesini, Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da ve dünyanın birçok yöresinde Obama döneminde yapılan kıyımları niye Oscar ünlüleri es geçti? Bütün bunlar yaşanırken Oscar heykelciği Beyaz Saray’da verilmedi mi? Barack Obama’nın döneminde dış politika da hiç bir şey değişmemişken, Obama, Bush’un finansörleriyle yoluna devam ederken o ünlü muhalif sinemacılar yönetmenler niye sustular. Michael Moore bile film yapmayıp Obama döneminin sonunda 2015’te en tartışmalı filmi ‘Şimdi Nereyi İşgal Edelim’i çekmedi mi? Geçen yıl Oscar organizasyonu siyahi oyuncuları, yönetmenleri ve toplumdaki siyahların dertleriyle ilgili filmlere sansür uyguluyor diye eleştirildi. Bir baktık ki bu yıl hak eden, etmeyen bir sürü Afro Amerikan sineması örneği adaylar arasında. ‘Fence’, ‘Hidden Figures’, ‘Moonlight’, ‘Loving’, belgesellerde ‘O.J: Made in America’, ‘I Am Not Your Negro’ gibi filmler seçkiyi doldurmuştu. Ama nedense ‘Moonlight’ın muhteşem performansları En İyi Kadın ve Erkek’te değil Yardımcı Kadın ve Erkek’te adaydı. Halbuki erkek performansında ‘Moonlight’ filminde Ashton Sanders en iyisiydi. Hadi onu geçtik ‘Fences’ filminden Denzel Washington’un performansı Casey Affleck’ten kat ve kat iyiydi. Yani seçimleri göz önüne aldığımızda yine Afro Amerikan filmleri gizli bir sansürün kurbanı oldu. Asıl sorulması gereken soru şu. Geçen yılki tartışmalar olmasaydı bu kadar çok Afro Amerikan filmi aday olabilir miydi? Eğer cevabımız ‘Olamazdı’ ise Oscar organizasyonu adına bir suçluluk hissinin ortada olduğu gerçek. Amerika’da Oscar’da yaşanan skandal sıkıntı yarattı. Ama asıl sıkıntı Hisseli Harikalar Kumpanyasının maskesinin düşmesiydi.

Geçen yılki tartışmalar olmasaydı bu kadar çok Afro Amerikan filmi aday olabilir miydi? Eğer cevabımız ‘Olamazdı’ ise Oscar organizasyonu adına bir suçluluk hissinin ortada olduğu gerçek.