30 Eylül 2020 Çarşamba / 12 Safer 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Mustafa KARTOĞLU
mkartoglu@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Afrin’in önemi Peled’in çığlığı

16 Ocak 2018 Salı

Suriye’nin Afrin bölgesi Hatay ile Kilis arasında kalıyor. 

Terör örgütü PKK/YPG’nin ‘kanton’larından biri. 

Örgüt, ABD’nin hava gücü ve silah desteğiyle Kobani’den Afrin’e bütün Türkiye sınırını kuşatmayı hedefledi. 

“Türkiye DEAŞ’a destek veriyor” karalama kampanyası; Kobani olayları, çukur terörü; polis, yargı ve ordudaki FETÖ yapılanmasının 17/25 Aralık ve MİT TIR’ları operasyonları; 

Rusya ile uçak krizi; 15 Temmuz darbe girişimi bu süreçte oldu. 

Türkiye müdahale edemedi, PKK/YPG Fırat’ı geçti. 

Türkiye, ancak TSK’nın darbecilerden temizlenmesinden sonra ve ABD yerine Rusya ile uzlaşarak Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı ile terör koridorunu kesebildi. 

Rusya ve İran’la birlikte Astana Barış Süreci’ni başlattı; güneydeki İdlib’de de çatışmasızlık ilan edildi. 

Bu kez de, İdlib’den Rusya’nın kullandığı Hmeymim Üssü'ne silahlı insansız hava aracıyla saldırı düzenlendi. Suç tam Türkiye’nin üzerine yıkılacaktı, ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya lideri Vladimir Putin’le görüştü ve Putin, “Bu işin arkasında Türkiye yok, kimler olduğunu, nasıl bir provokasyon peşinde olduklarını biliyoruz” dedi. 

Amaç Türkiye’yi İdlib’de Rusya ile karşı karşıya getirmek, Afrin operasyonunu önlemekti. 

Bu provokasyon, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın PYD’yi ‘hain’ ilan etmesinin ardından geldi. 

*** 

PKK/YPG ise Fırat Kalkanı bölgesini Fırat kıyısındaki Cerablus’tan ve Afrin’den taciz etmeyi sürdürdü, sürdürüyor. 

Amanos Dağları’ndan Hatay'a yönelik terör saldırıları Afrin’den yönetiliyor. 

Türkiye yine ABD’yi uyarıyor. 

ABD ise PKK/YPG ilişkisi uluslararası kamuoyunda iyice anlaşılınca YPG’nin adını ‘Suriye Demokratik Güçleri/SDG’ olarak değiştirdi, “DEAŞ yenilince verdiğimiz silahları geri alacağız” dedi. 

Ancak iki önemli gelişme ABD’nin yalanlarını açığa çıkardı: 

SDG Sözcüsü Talal Silo, örgütten kaçarak Türkiye’ye sığındı ve “SDG YPG’dir, yönetim PKK’dadır. SDG bir tiyatrodur. Araplar çok azdır. Zaten Rakka operasyonunda ölenlerin yüzde 80'i Araplardır” dedi. 

İngiltere resmi yayın kurumu BBC, 14 Kasım 2017’de “Rakka'nın kirli sırları” başlıklı bir özel araştırma yayınladı: “250 IŞİD militanı ve aileleri, ABD-İngiltere öncülüğündeki koalisyon ile SDG ortak operasyonuyla Rakka'dan güvenli bir şekilde tahliye edildi. Aralarında örgütün önde gelen militanları ile çok sayıda yabancı savaşçı da vardı.”

*** 

Şimdi ABD, bu SDG’yi ‘sınır güvenlik gücü’ olarak yapılandırıyor. 

PKK/YPG’liler Türkiye sınırında, onların yönetiminde Arap ağırlıklı gruplar Rusya’nın kontrol ettiği batı sınırında konuşlanacak. 

A.A’nın haberine göre, “ABD’nin verdiği cihazlar ve eğitimlerle Türkiye’nin sınır karakollarını dinlemeye başladılar” bile. 

ABD inkar etse de tablo açık: Washington PKK’yı ordulaştırıyor!

DEAŞ’a karşı koalisyonun iki büyük ortağı İngiltere ve Türkiye’ye rağmen... 

Dışişleri Bakanlığı, ABD’yi yine uyardı ve “Biz de koalisyonun üyesiyiz ve bize sormadınız” dedi. 

Ama Washington’da kimlere sorulduğunu dün öğrendim. 

İsrailli yazar, aktivist Miko Peled'den. 

Dedesinin İsrail’in kuruluş bildirgesinde imzası var, babası İsrail ordusunda general, kendisi de bir süre subaylık yapmış. Kendi deyimiyle ‘siyonist’ olarak yetiştirilmiş. 

Filistin gerçeğini fark ettiğinde dünyası değişmiş. 

Vicdanlı Bir İsraillinin Çığlığı: Generalin Oğlunun Gözünden Kudüs’ başlıklı bir konferans verdi dün Ankara’da. 

Yazı konusuyla ilgili bilgiyi de ondan aldım: 

“Erdoğan, Trump’ın pervasızca aldığı Kudüs kararına karşı susmadı, sorumluluk sahibi, ölçülü ve net bir tavır sergiledi. Neden dünyanın kalanı Türkiye gibi konuşamıyor?

Şimdi Trump, Türkiye sınırına SDG’li 30 bin savaşçı koyacak. İsrail’in Beyaz Saray’da ajanları, çalışanları var. Bu kararın arkasında da onların olduğundan şüphem yok.”

Miko Peled’i Washington’da da üniversite açan Bahçeşehir Üniversitesi getirdi Ankara’ya. Üniversitenin Kurucu Başkanı Enver Yücel, Kudüs konferanslarının ilkini Washington’da yaptıklarını hatırlatırken, “ABD’de de üniversitemiz var ama kurucusu Türk olan bir üniversite” vurgusunu yaptı. 

Bugünlerde daha fazla bir anlamı var bunun. 

Miko Peled’in konferansla aynı adı taşıyan kitabı yakında Türkçe yayınlanacak.