Dr.Sevda Sarıkaya

sevda.sarikaya@stargazete.com

Alışverişte ‘indirim’ dönemlerinin psikolojimize etkisi

02 Aralık 2018 Pazar

Alışverişte Kara Cuma/Muhteşem Cuma çılgınlığını yeni atlatmışken köşede bu konuya mutlaka yer vermek istedim. Çünkü biliyorsunuz“ alışveriş bağımlılığı” da artık diğer bağımlılıklar gibi sınıflamalara girmiş durumda. Yapılan çalışmalarda alışveriş bağımlılığının nedeni, alışveriş sırasında beynimizde meydana gelen değişikliklerin verdiği haz olarak gösteriliyor. Alışveriş sırasında beynimizde artan endorfin ve dopamin gibi nörokimyasal maddelerin sebep olduğu hisler insanları bağımlı hale getirebiliyor. Hatta istatistiki olarak veriler, toplumun yüzde 10-15’inin bu bağımlılığa eğilimi olduğunu gösteriyor. Alışveriş bağımlıları da diğer bağımlılar gibi bağımlı olduklarını kabul etmezler ve bunu saklama eğilimindedirler. Eğer alışveriş yaptığınızı yakınlarınızdan saklıyorsanız, kredi kartı faturalarınızın görülmesini istemiyorsanız ve alışveriş yapmadan duramıyorsanız dikkat!

Alışverişle ilgili yapılan psikoloji araştırmaları bu anlamda insan davranışlarını iki kategoriye ayırıyor. Birincisi “hedef oryante alışveriş”, diğeri ise “sosyalleşme davranışı olarak alışveriş”. Hedef oryante alışveriş yapan insanlar sadece amaca yönelik alışveriş planlarlar. Yani akıllarında almak istedikleri bir ya da birkaç şey vardır. Alışveriş ona göre planlanır. En kısa zamanda ve en az eforla bunu yapmak isterler. Bu davranış tipine sahip olanların alışveriş bağımlısı olma olasılıkları düşüktür. Diğer tür alışveriş davranışında ise sosyalleşme işin içine girer. Aldıkları şeylerden ziyade etraflarında alışveriş yapan diğer insanların olmasından haz alırlar. Etraflarındaki insanlarla herhangi bir iletişimleri olmamasına karşın hep birlikte alışveriş yapıyor olmak onlara enerji ve mutluluk verir. Biliyorsunuz çağımızın en büyük problemlerinden birisi stres. Ve tüm bu alışveriş davranışları stresi azaltmak için yapılıyor. Ama kontrolden çıktığı zaman kendisi bir stres kaynağına dönüşüyor. Geçen hafta sonu Cuma indiriminde, elindeki çantayı vermemek için yerlerde sürüklenen bir insanın videosu sosyal medyada dolaşıyordu. Bu video kontrol dışı davranışın en güzel örneklerinden birisiydi.

 

Alışveriş bağımlılığının belirtileri

- Ödeme kapasitesinin üstünde harcamak,

- Moral bozukluğu ya da sinirlilik anlarında hemen alışveriş yapma isteği olması,

- Bir önceki alışverişin verdiği suçluluk ve kaygıdan kurtulmak için tekrar alışveriş yapmak,

- Alışveriş yaparken kontrolü kaybetmek,

- Harcamalardan dolayı aile üyeleri ile sorun yaşamak. 

 

 

BEYİN YAŞLANMASI NASIL GERÇEKLEŞİR?

Bedenimizin diğer alanları ve tüm organlarımız gibi beyin de zamana karşı gelemez ve yaşlanır. Nasıl herkeste yaşlılık aynı şekilde seyretmiyorsa, beyin yaşlanması da bireye göre farklılıklar gösterir. 

Yaşlılıkla birlikte diğer tüm hücrelerimizde olduğu gibi beyin hücrelerindeki sıvı miktarı da azalır. Hücrelerdeki sıvı miktarının azalması ile bazı hücreler ölürler. Beyin hücrelerinin sayısının azalması “atrofi” dediğimiz beyin hacminde küçülmeye sebep olur. Beyin hacminde küçülme normal beyin yaşlanmasında beklenen bir durum. O halde herhangi bir görüntüleme tetkikine dayanarak “Benim beynim küçülmüş eyvah Alzheimer oldum!” diyerek doktorlara gitmenin de bir anlamı yok. 

Yaş almayla birlikte beyin hacminde küçülme en fazla prefrontal alanlarda ve hipokampus bölgesinde olur. Bu alanlar hafıza, planlama ve diğer bazı karmaşık zihinsel aktiviteler için önemlidir.

Nöron olarak adlandırılan beyin hücrelerinde ve bu hücreler arası iletişimi sağlayan nörokimyasal maddelerin düzeyinde birtakım değişiklikler meydana gelir. Böylelikle nöronların birbiriyle haberleşmesi yavaşlar. Bu nedenle yaşla birlikte düşünce akış hızı bir miktar yavaşlayabilir.

Beyin kan akımını sağlayan damarlarda yaşla birlikte ateroskleroz dediğimiz kireçlenme dolayısıyla daralma meydana gelir. Buna bağlı olarak da kan akımı azalacak ama beyin bu durumu iyileştirebilmek için yeni küçük kılcal damarlar geliştirecektir. Biz bunlara kolleteraller diyoruz. Aslında bu pozitif bir şeydir. Örneğin genç bir beyin inme geçirdiğinde çok daha kötü hasar görürken, daha yaşlı beyinde bu küçük damarlar geliştiği için ana damar tıkansa da bu damarlar vesilesi ile beslenecek, böylelikle hasar daha az olacaktır. Bu da beynimizin zamanın getirdiklerini yenmek için geliştirdiği bir mekanizmadır. 

Yaşlanmayla birlikte diğer bütün hücrelerimizde olduğu gibi beyin hücrelerimizde de serbest radikaller(oksidan) dediğimiz hasar veren maddelerde artış olur. Bu da nöron ölümünü tetikleyen bir durumdur. Sıkça duyduğunuza emin olduğum serbest radikallerin cilt yaşlanmasını artırdığı, bu nedenle antioksidan içeren gıdalara ağırlık vermemiz gerektiği konusu beyin hücreleri için de geçerlidir. 

Hücre hasarı olan bölgede inflamasyon dediğimiz iltihabi durum da olur. Dolayısıyla beyin yaşlanması sürecinde beynimizde az miktarda inflamasyona ait hücreler de görülebilir. Özetle; beynimiz de diğer organlarımız gibi yaşlanır.