Trump'ın petrol fiyatlarındaki sıçramayı "ödenmesi gereken küçük bir bedel" diye geçiştirmesi, gerçekte nasıl bir kör düğümle karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Zira sahada açılan hat, Hark Adası'na kadar uzanan ve İran'ın yaklaşık 2 bin kilometrelik sahil şeridi boyunca kurduğu ateş duvarına dayanıyor. Bu hat, dışarıdan zorlanacak bir geçiş koridoru değil, içine gireni düğümleyen bir yıpratma sahası. Böyle bir coğrafyada denizden kurulacak her baskı, maliyeti katlanan bir bataklık üretir.
Daha açık söyleyeyim mi, bu, cephe savaşı gibi görünen ama aslında ekonomik damarları hedef alan bir asimetrik savaş. Hürmüz hattında sıkışan küresel enerji akışının kendisi. Petrol fiyatının 60 dolardan 100 doların üzerine fırlaması, ardından 200 dolar eşiğinin telaffuz edilmesi, bu baskının geçici bir dalgalanma olmadığını gösteriyor.
Enerji maliyeti yükseldikçe ne olur, tedarik zinciri kırılır; taşımacılık pahalanır, gıda fiyatları sıçrar, enflasyon yayılır. Amerika tarafından zihni körleştirilmişlerin dahi anlayacağı şekilde söyleyeyim, en büyük zokayı hegomon yutar böyle bir süreçte.
İran burada yalnızca akışı kesmiyor; kurulu düzenin damarına basıyor. Söz gelimi, geçiş için yuan şartı, petro-dolar düzenine doğrudan atılmış bir hamle. Washington'un yıllardır sürdürdüğü "aşırı ayrıcalık", yani sınırsız borçlanma ve bunun maliyetini dünyaya yayma imkânı, tam da bu enerji-dolar bağı üzerinden ayakta duruyordu. Bu bağ gevşediğinde, sistemin merkezinde çatlak oluşur. Olan da budur.
Sahadaki askeri eşitsizlik, İran'ı geri çekmedi; aksine farklı bir cephe açmaya zorladı. ABD üslerini vurdu, ardından ekonomik hedefler doğrudan işaretledi. CNN'e bakacak olursanız Lockheed Martin'den Boeing'e, ExxonMobil'den Citigroup'a uzanan liste, savaşın şirketler ve finans ağları üzerinden yürütüldüğünü açıkça ortaya koyuyor. Bu tablo, Amerikan gücünün dayandığı ekonomik omurgaya yönelen bir baskı.
Washington'un yıllardır uyguladığı yaptırımlar, bu kez ters istikamette karşılık buluyor. Dolar sistemiyle kurulan baskı, ilk kez bu ölçekte geri itiliyor. İran'ın hamlesi tek başına sistemi yıkmaz; ancak sistemin dokunulmazlığına indirilen bir darbe işlevi görür. Asıl sarsıntı da buradan doğar.
Zemin uzun süredir hazırlanıyordu. Çin'in İran petrolünü yuan ile alması, Rusya'nın dolar dışı ticareti genişletmesi ve BRICS içinde yürüyen arayışlar aynı hattın parçalarıydı. Hürmüz'de kurulan baskı, bu parçaları tek bir eksende birleştirebilir.
Trump, İsrail'in kurduğu kapanın içinde daha fazla kuvvet yığarak çıkış arıyor; fakat her hamle, sahayı genişletmek yerine maliyeti büyüten bir sıkışmayı derinleştiriyor. Bu hat zorlandıkça açılmıyor, sertleşiyor. Ve her yeni adım, bu savaşın askeri değil, ekonomik damarlar üzerinden kazanılacağını daha görünür hale getiriyor.
Son bir not...
Bu köşeyi takip edenler, Amerika'ya mutlak güç atfedenlerin aksine, hep bir çöküş senaryosunu okudular. Bugün İran'ın direnişi üzerinden büyük dönüşümden bahsedenler dahil, tarihteki imparatorlukların çözülüşü ve çöküşü üzerinden kurduğumuz bu çerçeveyi gerçekçi bulmayanların sayısı bir hayli fazlaydı.
Zevalin denklemi bardaktaki son damlaya göre kurulmaz; uzun bir süreç takibi gerektirir. Bana göre, İran bu noktada bir irade değil, o birikimin yüzeye vuran son halkasıdır.
Bayram bayram yine teori mi diyeceksiniz.
Eh işimiz bu. Latife bir yana Ramazan bayramınızı tebrik ediyorum.
Nice bayramlara inşallah.