01 Mart 2021 Pazartesi / 17 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA
eyesilada@yeditepe.edu.tr
Yazarın Sayfası

Bağışıklık sistemi kanser tedavisinde dönüm noktası mı?

29 Aralık 2013 Pazar

Science gibi saygın bir derginin kanser tedavisinde bağışıklık sistemini yılın olayı olarak değerlendirmesi, ilaç tekellerinin yeni moleküllerinin pazarlanması için bir basamak gibi geldi bana...

Dünyaca ünlü bilim dergisi Science, bu yılın son sayısında, 2013’ün en önemli olayı olarak ‘Kanser tedavisinde bağışıklık sisteminin etkinliğinin kabul edilmesi’ni gösteriyor. Yazıda uzun soluklu araştırmalar sonucu bağışıklık sisteminin tümörler üzerine salınmasının yararlı olabileceği konusunda dikkat çekici bulgulardan bahsediliyor. Aslında vurgulanan yine dev ilaç firmaları tarafından yürütülen çalışmalar sonucu geliştirilen bazı moleküllerin [sitotoksik T-lenfosit antijen 4 (CTLA-4) ve programlı ölüm karşıtı-1 (anti-PD-1)] bağışıklık sisteminin engellenmiş olan T hücrelerini serbest hale geçirerek kanser hücrelerinin yok edilmesini sağladığı bulgular... Bu konuda ABD’de yürütülen bazı klinik çalışmaların başarılı sonuçlarından bahsediliyor. Ancak geliştirilen CTLA-4 molekülü ile tedavinin maliyeti dudak uçuklatan cinsten; 120 bin dolar. Yani bu saygın derginin kanser tedavisinde bağışıklık sistemini yeni bir strateji olarak ön plana çıkarması, yılın olayı olarak değerlendirmesi, aslında ilaç tekellerinin yeni moleküllerinin pazarlanması için bir basamak gibi geldi bana!

ZERDEÇAL KÖKÜ TOZU İŞE YARADI

Halbuki bitkisel ilaçların bağışıklık sistemi üzerindeki etkisi yüzyıllar boyunca bilinmektedir. Altı yıl kadar önce Çin’de, Sincan’da, tıp üniversitesine yaptığım bir ziyarette onkoloji uzmanı olan rektör yardımcısıyla görüşmüştüm. Kanser kemoterapisinde bağışıklık sistemi desteklerini başarıyla kullandıklarından bahsetmişti. Ancak ne yazık ki bazı tedavi uygulayıcıları tarafından bitkisel ilaçlar ‘öcü gibi’ görülmekte, hatta aşağılanmakta! Hatta bitkisel ilaçlarla ilgili tanıtım yapan firma görevlilerini ‘bitkisel ise gelme’ diyerek kabul etmeyenler var. 

Geçen hafta sonu Adana’daki konferansımdan uçakla dönerken yanıma tesadüfen bir öğrencim oturdu. Kendisi kısa bir süre önce bir arkadaşının kanser kemoterapisi gören babası için bir önerim olup olamayacağını sormuştu. Ben de kendisine, hekimlerin kemoterapi gören hastalarda bitkisel ilaçların kemoterapiyi olumsuz etkilemesinden çekindiklerini, bu nedenle mutlaka hekime danışmaları koşuluyla her sabah ve akşam birer çorba kaşığı zerdeçal kökü tozunu yoğurt veya balla karıştırarak içmesinin yararlı olabileceğini önerdim. Öğrencim hemen sevindirici haberi verdi; sonucun bu kadar iyi olmasına hekim de çok şaşırmış.

Tabii bu örnekten böyle uygulamaların her hastaya mutlak yarar sağlayacağı şeklinde bir sonuç çıkarmak kesinlikle doğru değil. Nitekim 120 milyon dolarlık tedavinin de başarı olasılığı (3 yıllık yaşam süresi değerlendirildiğinde) yüzde 20-30 civarında. Çünkü her hastanın bağışıklık sistemi aynı güçte değil, her kanser tipi için uygulanabilirliği ve yararlı olup olamayacağı henüz bilinmiyor.

Şahsi düşüncem, bazen çözümler yanı başımızda, kolaylıkla ulaşılabilir yerde durur. Bütün mesele onları görebilmek, değerlendirebilmek. İlaç geliştirmek için milyarlarca dolar harcamaya gerek kalmadan, klinisyenlerle doğal ilaç araştırıcılarının etkin kollaborasyonu ile bazı sorunlar aşılabilir.