23 Kasım 2020 Pazartesi / 7 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Başarının markası “Türkiye”, mimarı ise Erdoğan'dır

05 Mayıs 2020 Salı

Küresel salgın; tüm birikimleri, krizi yönetme kabiliyetlerini de beraberinde meydana çıkarmakta. Güçlü ile zayıfı ayırt etmekte.

Türkiye algoritması” dünyadaki sağlık teriminin parçası haline geldi. Bu salgın, Türkiye’nin küresel ölçekte yönetme kabiliyetini net gösterdi. Başkan Erdoğan’ın farkını, aklını, yönetme becerisini, doğru kadroları seçme kabiliyetini, ekibinin on numara kapasitesini de göstermekte.

Bazıları görmekte zorluk çekebilir. Haklılar, rakip olanlar için hazmedilmesi iyi durum yok ortada! Ama sade vatandaş, ülke, millet ve dünya için ise sonuç lazım. Sonucu başarılı olan her yol öğrenilmeli. Tıpkı Türkiye’nin başarı hikayesi gibi.

Öyle bir döneme girdik ki, bundan sonrası “zorlukları aşabilenler kazanacak” noktasındayız.

Türkiye’nin sadece kendine değil, dünyadan kendisine gelen yardım taleplerini de karşılayabilmesi, bunu yaparken ise karşısındakini ezmeden, kırmadan, başına kakmadan yapabilmesi ve “umutların arkasında nice umutlar vardır” mesajı ile kendisinin nasıl bir umut olduğunu gösterebilmesi, tarihe not edilecek içeriktedir.

Küresel salgınlar, beraberinde kaoslar getirmiştir tarihte. Şimdi bile, bunca ekonomik gücü olan devletlerin bir çoğunun, bu durum karşısında aciz kalması, bize şunu ispat etmekte! Krizi yönetmek büyük kabiliyettir. Ve sadece küresel düşünebilenler krizi yönlendirirken, ileriyi görebilenler başarı sağlar.

Türkiye bir taraftan kendi içinde kendi algoritmasını üreterek salgının zararlarını minimize etmeye gayret ediyor. Diğer yandan da dünyanın sorunlarına cevap vermeye çalışıyor. ABD başta olmak üzere, irili ufaklı tüm devletlerden gelen talepleri karşılamada tereddüt etmeyen tarzı ile de nasıl bir medeniyetin üzerinde kurulduğunu anlatmakta.

Bir zamanlar kendine bile yetmeyen Türkiye’nin, şimdi hem kendisini hem dünyadan gelen talepleri karşılamaya gayret etmesi, büyük devletlerin refleksi olarak anlaşılmalıdır.

Tabii ki burada başarının içeriğine odaklanmak şarttır. Türkiye’de ülkeyi yöneten hükümetin kabiliyeti Sağlık Bakanı ve tüm bakanlık personelinin çalışma metodolojisi, bilim kurulundaki akıl küpleri isimler ve tabii ki tüm bakanlıkların bu disipline uyarak eş zamanlı hareket etme kabiliyeti hayranlık uyandırmakta.

Özellikle bunca zorluklara rağmen yardım talebinde bulunanları ihmal etmemek, nasıl bir kamu diplomasi aklının devrede olduğunu bize işaret etmekte. İletişim aklının nasıl kurgulandığını ve iletişim ağının nasıl akıllıca dizayn edildiğini görmemek için ise ya cahil yada nefret dolu olmak lazım. Türkiye’nin, yurtdışına yönelik hamlesinin ileride, Türkiye’ye ciddi geri dönüşü olacağını kesinlikle göz ardı etmemeliyiz.

Yardım alan ülkeden, yardım veren ülkeye dönüşmesi, başlı başına efsane niteliği taşımakta. ABD’den bir zamanlar aldığı yardımlarla, devletin bazı kurumlarının maaşını ödeyen Türkiye’nin, şimdi ABD’ye yardım edecek noktaya gelmesi, sizce nasıl bir yolun sonucudur? İstikrarı sağlamak, iletişim ağlarını doğru kurgulamak, kamu diplomasisinin doğru hamlelere dayanarak hareket etmesinin şu anda değil, ama ileride meyvesini toplayacağız hiç kuşkusuz. İşte anlaşılan bu başarı hikayesi sebebiyle, Cumhurbaşkanının İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un makamına günlerce aslı astarı olmayan laflar söylendi. Mesele net budur! Bu başarı Türkiye’nin hanesine yazılan başarıdır. Türkiye’yi bunca çetin ve zor yola rağmen başarıya götüren, adeta efsane yazan, küresel salgına hiç kendini kaybetmeden meydan okuyan Başkan Erdoğan ve kadroları ise, içten ve samimi teşekkürü hakediyor.