Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Beril DEDEOĞLU
bdedeoglu@stargazete.com
Yazarın Sayfası

 Bir anlaşma, bir anlaşmazlığın işareti olabilir mi? 

09 Ocak 2019 Çarşamba

2. Dünya Savaşı biteli yetmiş dört yıl oldu ama savaş öncesinde çatışmalara neden olan konuların bazıları bugün bile sorun olmaya devam ediyor. Bunlardan bir tanesi, Rusya ile Japonya’nın hukuken hala savaş halinde olmalarıyla ilgili. 

Savaş sonrasında iki devlet arasındaki en önemli anlaşmazlık konusu olan Kuril Adaları sorunu çözülememiş ve bugüne kadar da bu konu iki devlet arasında anlaşmazlık konusu olmaya devam etmişti. Savaşa yol açan sorunlardan biri çözülmediğinden SSCB ve Japonya savaşa son veren anlaşmalar niteliğinde bir akit imzalamamışlar, dolayısıyla da savaş hali statüsünde kalmışlardı. 

Kuril Adaları, Büyük Okyanus ile Japonya-Rusya arasındaki Ohotsk Denizi arasında adeta bir tel örgü gibi dizilmiş 56 adacıktan oluşur. Daha önce Japonya’ya ait olan bu stratejik adalar 1946 yılında SSCB tarafından işgal ve ilhak edilmişti. 1956 yılında SSCB en güneydeki dört adanın Japonya ile eşit paylaşımını öngören bir anlaşma gündeme getirmiş ancak ABD Japonya’nın hala affedilmediği gerekçesiyle SSCB’nin bu anlaşmayı hayata geçirmesine engel olmuştu. 

  

Rusya’nın önerisi

1990’ların sonunda ise adaların Japonya’ya iadesi konusunun yerini adaların satışı almıştı. Yeltsin’in adaları satarken annesinin bu satıştan komisyon istediği iddiaları ortaya atılmış ve bu satış konusu 2000’li yılların başında da defalarca gündeme gelmişti. 

2004 yılında ise ilk kez Putin Japonya ile makul bir anlaşma yapılabileceğini gündeme getiren kişi oldu. Çeşitli tarihlerde adalar konusunu defalarca görüşen taraflar, bugüne kadar bir uzlaşıya varamamışlardı. 

Bu yılın başında ise Putin yeni bir girişimde bulundu ve 1956 yılında yapılan anlaşmanın aktive edilebileceğini dile getirdi. Buna göre anlaşmada adı geçen dört adanın ikisinin Japonya’ya iade edilmesi söz konusu olabilecek. Ancak Putin’in bir şartı olduğu anlaşılıyor. Adalarda yaşayan Rus nüfusun bu anlaşmaya onay vermelerini istiyor. Diğer bir ifadeyle Rusların hangi ülke bayrağı altında yaşamak istediklerinin sorulması gerek diyor. 

Adalarda yaşayan Ruslar neyi tercih eder, bilmek kolay değil. Ama bu öncelikle Japonya’nın bu insanları kazanmak kesenin ağızını açmasını gerektiriyor. Eğer adalardaki Ruslar, Rusya’yı tercih ederse Putin için konu kapanır; Japonya’yı tercih ederlerse de bu ülkede “Rus azınlığı” olur. Dolayısıyla Putin’in anlaşmayı gündeme getirmesi boşuna değil. 

 

Japonya’nın tercihi

Kuril Adalarının aidiyet tartışmasının geldiği aşama, İspanya ile Britanya arasındaki Cebelitarık konusuna benziyor. Rusya bugün İngiltere’nin yaptığını yapıyor aslında. Dolayısıyla bu teklifin örneği mevcut, üstelik Japonya kabul ederse kimseyi de ilgilendirmeyen bir anlaşma sağlanmış olacak. Tıpkı Cebelitarık olayında olduğu gibi. 

Cebelitarık Akdeniz’in girişini tutuyorsa, Kuril Adaları da Rusya’nın Akdeniz’i denebilecek Kamçatka Bölgesi, Ohotsk Denizi ile Kuzey Kutbuna geçiş kapısı olan Bering Denizi’nin girişini tutuyor. Akdeniz’in Süveyş Kanal varsa, bu bölgenin de Berin Boğazı var. 

Rusya’nın talebinin kabul edilmesi Japonya açısından bir başarı olabilir; üstelik iki ülke de savaş durumundan çıkarlar. Ayrıca sadece Japonya’ya yakın iki ada söz konusu olduğundan Rusya’nın stratejik bir kaybı da olmaz. Hatta, olur da ileride bu bölgelerde, Arktik Bölgesi’nde Kanada ve ABD ile Rusya arasında bir anlaşmazlık olur ise, Japonya’nın ittifak kurması bile söz konusu olabilir. Kim bilir belki o zaman da 1941 yılında imzalanan SSCB-Japonya tarafsız anlaşması gündeme getirilir.