Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Serdar AKBIYIK
sakbiyik@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Bir Arap’tan Laz olursa

23 Nisan 2017 Pazar

‘Sümela’nın Şifresi 3: Cünyor Temel’ filminin başarılı oyuncusu Yeşim Alıç, Arap bir sekreteri canlandırırken Karadenizli şivesiyle konuşmanın bir mucize olduğunu söyledi...

Sinemamızın oyunculuk bazında büyük problemler yaşadığı bir gerçek. Özellikle son dönemde revaçta olan komedi filmlerindeki oyunculuklarda bu daha çok ortaya çıkıyor. Komedi gibi zor bir türü küçümseyen yapımcıların sadece güzel kadın kontenjanından oynattığı oyuncular senaryoda eklenti kalıyor, hatta komediye negatif bir komiklik katıyor. Neyse ki Yeşim Alıç gibi kökeni tiyatro menşeli, bu işi ciddiye alan oyuncular var. Alıç ile hem ‘Sümela’nın Şifresi 3: Cünyor Temel’ filmini hem de oyuncu erozyonunu konuştuk.

Senaryoda sizi etkileyen şey ne oldu?

Hikâyenin akıcılığı ve güldürmek için zorlama sahnelerin olmayışı. Elbette senaryo bir kurgudur ancak adı üstünde komedi beklenti yaratıyor, beklentinin peşine takılıp sürüklenirseniz tadı kaçar.

Rolünüzü biraz anlatabilir misiniz?

Trabzon’a tarihi Avni Aker Stadyumu’na gökdelen inşaatı yapmak üzere gelen Arap işadamının sekreterini oynuyorum. Adı Sayfiye,  Cabir El Kurabiye ve zevcesi Nevriye’nin eli, ayağı, her şeyi.

Bir serinin üçüncü devam filminde oynuyorsunuz. Bu serinin böyle ilgi görmesinin sebebi nedir?

Serinin başarısı ilk filmden itibaren çizgisini daha çok büyüsüne kapılmadan sürdürebilmesinde. Daha komik yerine daha sadeyi aramış sanki. Film ayrıca Trabzon için önemli bir mekan olan Avni Aker Stadyumu’na da saygı duruşunda. Futbola bu stadyumda başlamış ve efsane olmuş futbolcular da anılarak tüm vatanda tarihe sahip çıkılması gerektiğinin altı çiziliyor.

Türkiye’de özellikle komedide kadınların beyazperdede geri plana itildiğini düşünüyor musunuz?

Yapımcıdan başlamak üzere senaryo ve komedi algısının kalıplaşmış olması kadının komedide öne çıkmasını engellemiş olmalı. Bu algıyı besleyen “Komik olan erkektir ya da erkek cesaret eder. Güzel olan kadın komik değildir, komik olmak için kusurlu olmak gerekir” gibi alışkanlıklar var. Alışılmış olan kolaydır ve korunaklıdır. Klişenin dışına çıkıp denemek cesaret ister, inanmak ve üretmek ister. Hele gişe kaygısı işe karıştı mı gemiler hemen emniyetli limanlara yanaşır. Komedinin komiklik olmadığı keşfedildiğinde yeni arayışlar ve cesaretli kararlarla birlikte sinemada kadın komedi oyuncuları da yer almaya başladı. Şimdi komedide başarılı kadın oyuncuların hepsi güzel hem de çok güzel.

Kendinizi komedyen olarak niteleyebilir misiniz?  

2004 yılında Afife Tiyatro Ödülleri’nde Yılın En Başarılı Komedi Oyuncusu ödülünü aldım. Ama komedyen değilim. Burada çizgiyi doğru çekmek gerekir. Komedi oyunculuğun bir türüdür, hata affetmez. Komediyi yazmak da, çekmek de, oynamak da kıvraklık ve zekâ ister. Komedi oynamak çok tehlikeli iştir. Sizi vezir de eder rezil de! Zamanlama çok önemlidir… Komedi oyunculuğu temeli eğitim, tecrübe ve nabız tutma üzerine kurulu değilse kurmaya çalıştığınız binanın altında kalırsınız. Komedi kışkırtır…Zeka, değerlendirme, zamanlama ve tabii çalışma…  

Bir oyuncu olarak uzun süreli dizilerin size verdiği zarar nedir?

Dizi bölüm yayınlarının 60 dakikaya düşürülmesine katılıyorum. Hem set emekçileri hem reji hem oyuncular için her bölüm ayrı bir maraton ve çok yıpratıcı. İnsan beden ve zihninin verimli olabilmesi için dinlenmeye ihtiyacı var. Setler bunu imkansız kılıyor.

Türkiye’de oyunculuk sizce profesyonel bir şekilde yapılabiliyor mu?

Lise son sınıftayken okulum İstanbul Kız Lisesi’nin liseler arası tiyatro yarışmasına katılmasıyla sahnede buldum kendimi, ardından eğitimsiz olmaz deyip İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Anasanat dalı yetenek sınavını kazanıp kendimin en iyisi olmak üzere yola çıktım. Kimi kısıtlı olanaklar sebebiyle profesyonellik kapıları bazen yarı kapalı kalabiliyor. Çalışma saatleri örneğin. Daha alacak yolumuz olduğunu düşünüyorum.

Komedi tehlikeli iştir yetenek yetmez 

Sizin köken olarak tiyatroyu tercih ettiğinizi biliyoruz. Dikkat edilirse komedi türüne yatkın kadın oyuncuların neredeyse hepsinin kökeni tiyatro. Bunun sebebi nedir?

Hikmet sualde gizli… Soruyu tersten okuyalım: kökeni tiyatro olmayan oyuncular komediye yatkın değil. Dedim ya komedi tehlikeli iştir yetenek yetmez, alt metin değerlendirmesi, zamanlama, kıvraklık ister. Her işte olduğu gibi eğitim. Seyirci beğendiği kadın komedi oyunculularını neden beğendiğini kendine sorsun. Ve cevabı duyar gibiyim: çok sahici…  Sahici olmak için engebeli yollardan geçmek ve buna rağmen devam etmek gerekir.

OYUNCULUĞUN SİNEMASI TİYATROSU OLMAZ

Sinemamızda son dönem oyuncuların daha çok dizilerden geldiğini görüyoruz. Bu anlamda sinema ve dizi oyunculuğunun farkları olduğunu kabul ediyor musunuz? Eğer teknik olarak farkları varsa şu an sinema oyunculuğu açısından bir dezavantaj yaşanıyor mu?

Oyunculuk oyunculuktur, bunun dizisi, tiyatrosu, sineması olmaması gerekir. Teknik açıdan farkları var ancak bu sizin karakter yorumunuzun temeline, hazırlık aşamasına etki etmez. Tiyatro da bir buçuk ay prova yaparız, sinemada senaryo elinize geçtiği andan itibaren bazen bir ay bazen bir hafta, bazen bir gün. Dizide karakteri bölümden bölüme işleyip gelen reaksiyona göre senaryoya bağlı kalarak dönüştürebilirsiniz ancak sinemada çekim başlamadan her sahneyi ve ayrıntıyı çalışmalı ve kurgulamalısınız. Çünkü bazen sinemada son sahneniz ilk iş günü çekilebilir ve hazırlığınız tam değilse karakter yolculuğunuzun bir ayağı çukura batmıştır bile… Tabii beyazperdede daha yalın sade ve minimal oynamak gerekir. Aksi halde aktardığınız duygudan çok kaşlarınızın düzgün alınıp alınmadığına, göz farınızın rengine çekersiniz seyircinin dikkatini...

Miniklere ve hep çocuk kalanlara öneriler…

Sinema kulübü Sinemia, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na özel bizlere dostluğu, zorlukların üstesinden gelmeyi, hüznü, aşkı, neşeyi ve hayal kurmayı öğreten, klasikleşmiş animasyon filmlerini derledi. İçerik platformu okuyucularının ve uygulama kullanıcılarının yaptıkları aramalara göre belirlenen bu filmler, her çocuğun ve hep çocuk kalanların tekrar tekrar izlemek isteyeceği türden… İzlemek isteyenler için ve ‘İçindeki Çocuğu Tutamayanlar İçin Gelmiş Geçmiş En İyi 100 Animasyon!’ başlığı altında derlenen o filmlerin listesi. 

ÇOCUKLUĞUMUZUN UNUTULMAYAN ÇİZGİ FİLMLERİ

- ASLAN KRAL (THE LION KING, 1994)

- VOL-İ (WALL-E, 2008)

- TERS YÜZ (INSIDE OUT, 2015)

- OYUNCAK HİKAYESİ (TOY STORY, 1995)

- YÜRÜYEN ŞATO (HAURU NO UGOKU SHIRO, 2004)

- DENİZİN ŞARKISI (SONG OF THE SEA, 2014)

- BUZ DEVRİ (ICE AGE, 2002)

- NOEL GECESİ KABUSU (THE NIGHTMARE BEFORE CHRISTMAS,1993)

- ALADDİN (1992)

-KÜÇÜK PRENS (LE PETIT PRINCE, 2015 )

- FANTASİA (1940)

- ORMAN ÇOCUĞU (THE JUNGLE BOOK, 1967)

- SON BOYNUZLU AT (THE LAST UNICORN,1982)