06 Ağustos 2020 Perşembe / 16 ZilHicce 1441
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

İkram Bağcı
ibagci@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Bir neslin imtihanı

02 Temmuz 2015 Perşembe

LGBTİ’nin onurlu yürüyüşüne sahip çıkanların gönderileri ile başladık aslında bu haftaya. Böyle bir yürüyüş düzenlenebilir, böyle bir adın atılabilir. Gösteri yapma hakkından dolayı saygı duymayı istemediğin bir anlayışa karşı bile sessiz kalınabilir. Her ne kadar inancı İslam olan bir birey olarak bu yürüyüşü normal karşılamam ama o yürüyüşü de engelleyici veya kötüleyici cümleler kurmaktan kaçınırım düşüncesi bende hâsıldı. Ta ki   ‘Şaban’la Recep’in aşkına, Ramazan engel olamaz!’ pankartını görene kadar. Müslüman olmanın gereği her birey değerlidir her bireyin düşünceleri de kıymetlidir felsefesi yasaklanan emirleri savunanlar için geçerli midir? Tartışılır. Bu pankart sonrası inanan insanların kutsallıklarına saldıranların kendi sözde değerlerine insanlardan saygı göstermelerini istemeleri, ortada duran bir samimiyetsizlik hatta seviyesizliğin göstergesi olarak kabul edilebilir. 

Ramazan ayında, sokaklarda çırılçıplak dolaşarak içinde yaşadığı toplumun hassasiyetlerine saygı duymayan insanların saygı görmeyi istemeleri ne kadar normal karşılanabilirse, değerlerine sahip çıkıp o değerler doğrultusunda kendi çocuklarını yetiştirmek isteyen insanlarında çırılçıplak sokakta dolaşan insanlara gösterdiği tepki de o kadar normal karşılanmalıdır.

‘ON BİRA YIN MEZUNU’ ve ‘YOKTAN DEĞİL... VAR EDİYORUZ! Gibi sadece pankart hazırlama eğitimi aldıklarını gösteren bir üniversitenin klasik mezuniyet töreninde kendilerince zekâlarını göstermeye çalışanların hazırladıklarına baktığımızda, aslında Müslümanlara verilen açık bir mesajın olduğunu söyleyebiliriz, Bu mesajın ise; ‘Sizler bize saygı duymak ve bizleri eleştirmemek zorundasınız ama biz özgür ve sözde zeki bireyler olarak sizin değerlerinize mizah maskesi altında her nedameti yapabiliriz’ anlamında olduğu gayet açık.

İşin tuhaf tarafı hem ODTÜ’nüm mezuniyet töreninde hem de LGBTİ’lilerin yürüyüşlerinde değerlere yapılan saldırılar söz konusu olmasına rağmen bu grupları eleştirdiğiniz zaman karşılaştığınız tepkiler de dikkat çekici. ‘İnanç kul ile Allah arasında sen ne karışıyorsun? İki aynı cins birbirine âşık olabilir sana ne? Onların zekâları tartışılmaz sen neyin peşindesin? Gibi gerçekleri çarpıtmak amacıyla mı yoksa kabahatini hüner sanan çokbilmişlik edasıyla mı bilinmez, sözde grupların yaptıklarını yücelten bir topluluk çıkıyor ortaya.  Kâbe resimlerine bile LGBTİ’lilerin renklerini koymalarından tutunda yukarıdaki yazılan pankartları insanlara ‘Bakın ama bunlar değerlerimize saldırıyor’ diye gösterdiğiniz de bile ama ifade özgürlüğü var veya o da onların ayıbı sen onlara cevap verip seviyesine düşme gibi gazel tadında gerçeklikten uzak tepkilerle karşılaşıyorsunuz. Bunların hepsi eğer bilinçli olarak verilen cevaplar değilse aslında medeni görüneyim çabasının verdiği bir yanlışlık var ortada. Ne zamandan beri insanın kendi değerlerine karşı yapılan bir saldırıya cevap vermek hoşgörüsüzlük oldu? Ne zamandan beri gelişmişliğin veya entelektüelliğin göstergesi İslam dinin gerekliliklerine karşı savaş açmakla eşit mesafeye geldi? Bu sorular karşısında somut anlamda geçerli bir cevap veremeyen bir nesil var karşımızda.

Layd Gaga’nın attığı tweet’le güç bulanların da kendini zekâ açısından bu ülkenin önde gelen bireylerinden olduğunu düşünenlerin de hesap edemediği veya düşünemediği gerçekleri söyleyebilen insanları, medeniyetsizlikle suçlanmaları kadar medeniyetsizlik örneği yoktur desek yanlış olmaz. Zeki olduklarını veya sözde kendi özgürlüklerini savunan insanlara sorar mısınız ‘Başkalarının kutsallıklarına saldırarak medeni olduğunuzu nasıl iddia edebiliyorsunuz? Ahlaktan ve saygıdan yoksun olarak aldığınız eğitimin sonrasında sadece özgür olarak düşüncelerinizi ifade ettiğinizi sanırken bu milletin değerlerine yabancılaştığınızın farkına neden varamıyorsunuz?

Günümüzde gençlerin bile hoşgörü adı altında yapılan yanlışları göremeyip her bireye saygı duymalıyız tadında bazı gerçekleri görmemesi üzüntü ile karşılanması gerekeceğine tam tersi gizli kalan yanlışlıkları desteklemeye yönelik teşviklerin ön plana çıkması yeni neslin düşünce de veya medeniyet algısında yanlış kazanımlara sahip olduğunu işaret ediyor. 

Madem her birey değerlidir, her bireyin inancı kutsaldır, o zaman bu toplumda her kesimden var olan insanın değerlerine saldırı yapılırsa ortak tepkide verilebilmelidir. İnanca veya değerlere yapılan bir saldırıyı ifade özgürlüne kavramına sarılarak tepki vermemek medeniyetin ve düşüncede gelişmişliğin göstergesi değildir. Tam aksine insan sahip olduğu değerlere yapılan saldırıya karşı ayakta durabildiği ve tepki verebildiği kadar kıymetlidir. Bu anlayış, günümüz gençliğinin ve yeni yetişmekte olan nesillerin kazanması gereken en büyük imtihanıdır.