Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Bedir ACAR
bacar@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Bir sanat dalı var ki asla basitleşmez

31 Ekim 2017 Salı

Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından, Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda açıklandı.

Marifet sahibi pek çok ilim irfan ehli bu ödüller sayesindedir ki yeniden gündemimize geliyor.

Bu seneki ödüller, tarih ilmini geniş kitleler nezdinde popülerleştirip sevdirenİlber Ortaylı’ya, kanun virtiözü, bestekar Göksel Baktagir’e, unutulmaz filmlerin yönetmeni Yavuz Turgul’a, İstanbul resimleriyle öne çıkan Selahattin Kara’ya ve hat sanatının günümüzde yaşayan en önemli isimlerinden Ali Toy’a verildi. Vefa ödülü ise yakın dönem düşünce hayatımızda derin izler bırakan merhum Nurettin Topçu’nun hatırasına adandı.

İlber Ortaylı ile 2001 Mayıs’ında Türk Edebiyatı dergisi için bir röportaj yapmıştım. Hoca’nın manşete çektiğim sözü ‘Aydınlarımız redd-i miras peşinde, Osmanlısız kültür olmaz’ cümlesiydi. Röportaj çok konuşulmuş, dergiden alıntılarla çok satan gazetelere haber olmuş ve bir domino etkisi yaratmıştı.

Bu sene kendisine ödül tevdi edilenlerden hattat Ali Toy, İlber Ortaylı’nın bahsettiği aydınların tam aksine, sanatında ‘kökleri’ arayan ustaların başta geliyor… Bu nedenle, tıpkı diğer sanatçılarımız gibi, ödül almasına çok sevindim. Bu yazıda, eserleriyle tanıdığım Ali Toy’u kalemim ve yerim yettiğince anlatmaya çalışacağım.

Hattın mimarı

Mimari gibi, müzik gibi, resim ve heykel gibi hat sanatı da bir tasarımdır ve bu tasarımı en ustalıklı biçimde kullananların başında gelir Ali Toy. Kendisi aynı zamanda mimarlık eğitimi aldığı için tasarım ve kompozisyon işinin altından rahatlıkla kalmasını bilmiş bir sanatkardır. Tasarımları yalın, ancak güçlü bir ifadenin ürünüdür. Hat çeşitleri arasında, süs unsuru en az olan ta’lik yazı, onun kompozisyonlarında etkileyici bir dengeye kavuşur.

Kolaya değil, zor olana talip olan Ali Toy, yitik hazinenin peşindeki sanatçılardan...Genellikle ta’lik, divani, celi divani ve rik’a gibi pek tercih edilmeyen, yahut az bilinen yazı çeşitleri üzerinde çalıştı. Bunun nedeni, bu yazıların unutulmasının önüne geçmekti. Şimdilerde Toy’un (kendisi Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar’da öğretim üyesidir) kufi yazı üzerinde araştırma ve incelemelerini sürdürdüğünü biliyorum.

Kur’an-ı Kerim Mekke’de indi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı denilir. Osmanlı medeniyetinin dünya inanç sanatına bir armağanıdır hat. Gerçekten de ‘güzel yazı’nın merkezi hep Osmanlı başkenti olmuş; Kur’an’a inancı, saygıyı sembolleştiren en büyük hattatlar bu topraklardan neş’et etmiştir. Mısır’da Irak’ta az biraz hat vardıysa da, bu, Osmanlı hattatlarından öğrenilen kadardır…

Hat konusunda ‘bilginin merkezi’ dün olduğu gibi bugün de İstanbul’dur. Gelenek ve kökler burada yatıyor. Bu bilgi ve kültür, İlber Ortaylı’nın dikkat çektiği ‘redd-i miras’ ile tökezletilmiş olsa da, yine buradan toparlanacak. İzler burada, geçmiş ve gelecek burada…

Çok gelişmiş sanat

Tabi ki kolay değil. Ecdat geçmişte hat sanatının şahikalarını vermişken onların üstüne bir tuğla daha koymak… 10-20 yıl süren usta çırak ilişkisiyle öğrenilen, çok gelişmiş bir sanat olduğu için de asla basitleşmeye izin vermeyen hat, her şeyin hızla tüketildiği bu çağda nasıl ilerleyecek? Hangi talebe bir hocanın rahlesinin önünde 10 yıl ter dökecek. Üstelik ülkenin elitlerinin ‘redd-i miras’ı yüzünden gelenekle olan bağ bunca kopmuşken…

Ancak yine de umut var. Basitleşerek değil, yükselerek devam edebilen ve adına hat denilen geleneğin dev çınarı, Ali Toy gibi bir sürgün vermişse… Cumhurbaşkanlığı, diğer sanatçılarımızla birlikte, bu ‘sürgün’e de iltifat etmişse… Yeni Ali Toy’lar kaybolan ‘bilgi ve hikmet’in peşinden gitmeye devam edecektir.

Yalnız şunu vurgulamakta fayda var: Bazı şeyler, kişisel çabaların ötesindedir. Bir ülkenin geleceği, büyük tasarımlarla sağlamlaşır. Kişilerin yapabileceği şeyler var, yapamayacağı şeyler var.

Ortada büyük bir İslam kültür mirası, tarihi yapılar, eserler var. Çoğu depolarda gömülü bu ‘hazine sandığının’ yeniden açılması için büyük ve çaplı projeler şart. Uzun yıllar, emek ve sabır isteyen ‘ruhun malzemesi’ olacak işler, devletimizin gelecek tasarımında muhakkak olmalı.