15 Nisan 2021 Perşembe / 3 Ramazan 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Fadime ÖZKAN
fozkan@stargazete.com
Yazarın Sayfası
Dinle

Bir tehdit ihbarı kaç tecavüzü örter?

03 Aralık 2020 Perşembe

Cumhuriyet Halk Partisi’nin gündem olduğu konuların hemen tamamı utanç verici bir çukura çıkıyor.

Son birkaç gün içinde üçüncü cinsel istismar skandalı patlak verdi ülkenin ikinci büyük partisinde.

Aydın Didim’de, İstanbul Maltepe ve Ümraniye’de partide etkili yetkili birilerinin konumlarını da kullanarak partili bir kadını taciz ettiği, parti yönetiminin ise masalarına gelen cinsel suçları ört bas etmeye çalıştığı ortaya çıktı.

İddialarla savunmalar arasında mide bulandıran pek çok detay var.

Saldırıya uğrayan CHP’li kadınlar ne yaşadıklarını anlatmasa, üstü çizilmiş eski bir CHP’li vekil olanları yüksek sesle duyurmasa içerideki pis kokuyu muhtemelen iktidarın üzerine atacaktı CHP yönetimi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin haber bültenlerine konuk olduğu bir diğer kriminal vaka ise CHP yönetimindeki Şişli Belediyesinde geçiyor. Şişli Belediye Başkan Yardımcısı CHP’li Cihan Yavuz’un PKK-KCK soruşturma kapsamında terörden tutuklanmasında suçun bireyselliğini aşan bir yön var. CHP’nin Gezi olaylarıyla başlayan, “seni başkan yaptırmayacağız” motivasyonuyla devam eden malum ittifakının sahadaki yansımalarından biridir bu olay.

CHP’li siyasetçilerin Diyarbakır annelerine selam bile vermemesinin, gözü yaşlı insanlara HDP’li vekillerin yaptığı gibi davranmasının böyle de bir nedeni vardı illaki.

Yalova’da ve Menemen’de açığa çıkan yolsuzlukların; seçim dönemi gururla ilan edilen HDP ile ortak anayasa taslağını inkar etmenin; Kılıçdaroğlu’nun çıkıp öğretmenleri aşağılamasının ve nihayet bir CHP vekilinin Türkiye’nin şehitlerle ve şerefle dolu ordusuna “satılmış” demesinin kamuoyunda yarattığı tepki çok yüksek. Eleştirilerin CHP’ye politika-söylem üretenajans” üzerinde oluşturduğu baskıyı tahmin etmek zor değil.

2023 için kendinde keramet gören ama seçildiği belediyenin su, kanalizasyon gibi temel işlerini bile yapamayan Ekrem İmamoğlu özel gündemi var.

Taksici esnafını yönetemiyor Bay Başkan. Şehrin su ihtiyacını karşılayamıyor. Kendisini eleştirenlerin üzerine yürüyor, öfkesini kontrol edemiyor. Beylikdüzü Başkanı’yken hiç yapılmamış bir etkinlik için bir şirkete bir milyon TL ödediği açığa çıkıyor ama ağzından tek kelimelik yalanlama çıkmıyor Ekrem Beyin.

Bununla da kalmıyor. İnsanların zaruret dışında dışarı çıkmadığı, yaş gruplarının kısıtlandığı, öğrencilerin evde eğitim gördüğü, haliyle İstanbul’daki mobilizasyonun yarı yarıya azaldığı şu özel dönemde bile toplu ulaşımı pandemi şartlarına göre planlayamıyor Ekrem İmamoğlu. AK Parti yönetiminin parası ödeyip aldığı otobüsleri, metrobüsleri, metroları yeter sayıda sefere çıkaramıyor.

Ama başı her sıkıştığında olduğu gibi soluğu en çok güvendiği moderatörün yanında alınca “valilik cami cemaatini dağıtsındeyiveriyor İmamoğlu. (Seçim özel yayını öncesinde -diğer adaydan ve kamuoyundan gizli şekilde- CHP adayının ayağına gitmek, The Marmara Otel’in 17. Katında, 46 dakika boyunca soracağı soruları ve taktikleri Bay Başkan’a takdim etmek İsmail Küçükkaya’yı İmamoğlu için özel kılıyor elbette.)

Sıkıştıkça sıkışıyor Kılıçdaroğlu CHP’si.

Partide yaşanan taciz, tecavüz, yolsuzluk, PKK ile iltisak gibi kriminal olaylarda suskunluğa gömülen CHP medyası ise tam bu sırada dikkat dağıtacak bir haberle çıkageliyor:

İMAMOĞLU’NA SUİKAST!”

Küçük bir vaveyladan sonra anlaşılıyor ki, terörle mücadelede son derece başarılı bir süreç yürüten Emniyet Genel Müdürlüğü’nün olağan uyarı ve tedbirlerinden heyecana kapılmış CHP ajansı.

Uyarıdan suikast çıkarabilmiş.

Meğer ortada sadece bir ihbar varmış ve ihbarın gereği de yapılmış. Korumalar ve diğer tedbirler artırılmış, ilgililer uyarılmış.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “yok böyle bir suikast” açıklamasına rağmen ajans yönetimindeki CHP medyası ihbar üzerinde tepinmekte.

Bir de şu var tabii. İddianın üzerinden bir gün geçmesine, iddia üzerine saatlerce konuşulmasına, tonlarca yazılıp söylenmesine rağmen ağzını açmadı İmamoğlu. Ta ki Soylu “yok öyle bir şey” deyinceye kadar. Ondan sonra daha fazla sürdürülemedi ajans işi. İmamoğlu bile “haberim yok” demek zorunda kaldı. Ve şov bitti.

Bakalım bir ihbar, daha kaç fiili suçun üstünü örtecek CHP’de!