24 Eylül 2020 Perşembe / 6 Safer 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Birbirine benzeyen İran ve İsrail

10 Aralık 2019 Salı

İsrail Savunma Bakanı Bennett, İran'a atıfta bulunarak "savunmadan, saldırıya geçmemiz icap eder" diyor. 

İsrail; İran çevresinde oluşması mümkün çemberi derinleştirme çabasında, lakin aynısını İran da yapmakta. Bu durumda "coğrafyanın geleceği nasıl şekillenir" sorusuna cevap bulmak zordur. 

İran; kendinin çok fazla acımasız siyaset anlayışıyla, genel olarak bulunduğu coğrafya ve çevresini cidden olumsuz etkilemekte! İsrail'in Orta Doğu coğrafyasındaki, kendinin hayalleri üzerine inşa etmek istediği ‘Büyük İsrail’ projesi de, aynı nitelik taşımakta. Anlaşılan İran ve İsrail aynı derecede gerilimin merkezidir. 

İslam coğrafyasının yeraltı zenginliklerine baktığımızda, dünyanın ciddi oranda rezervlerinin bu coğrafyalarda bulunduğunu görebiliyoruz. Doğu Akdeniz'e çıkan hattı da eklersek ki en önemlisidir, İran ve İsrail'in çevreye zarar pozisyonunu anlamak kolaylaşır. 

İkinci Dünya Savaşı sonrası Yahudi düşmanlığının körüklenmesinin sonucu olarak, Yahudilerin Filistin topraklarına gelmesinin sağlandığını görüyoruz! 

Çok sayıda Yahudi kökenli insan öldürülmesi, Nazi Almanya’sının başını çektiği bu yok etmenin, nasıl bir doğuşa neden olduğunun da tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. 

Hesaplar kapanmadı” diyoruz ya! Evet, kapanmadı. Birinci Dünya Savaşında, karşı karşıya getirilen devletlerin daha sonra çöküşlerini de tarih yazdı. Çarlık Rusya’sı, Osmanlı Devleti, Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu! İkinci Dünya Savaşı sonrası “Yahudileri yok eden Almanya” profili, köşeye sıkıştırılmış, üretim konusunda her şeye sınır tanınan, ikiye bölünen bir Almanya'yı doğurdu. Sovyetler Birliği, büyük Çarlık İmparatorluğunun ardından sınırları belli yeni blokun, yani Batı'ya düşman tarafın merkezi oldu. Osmanlı Devleti topraklarından, bir kaç “yeni devletçik” oluşturuldu. 

Yeni tabloyu, bu yukarıdaki tabloyu eklemeden anlayamayız. 

Bereketli toprakları olan Orta Doğu, halen hesap kitabın bitmediği bir coğrafya! Ve yeni dünya için yeraltı zenginlikleri nedeniyle, halen savaş sebebi içeriği taşımakta. Bu durumda coğrafyanın İsrail ve İran potansiyelini okurken, çevresine etkisini de ekleyerek analiz etmemiz lazım! 

İran'ın devrilmiş Şahı Pehlevi ailesinin; Fransa ve ABD'de, İran'daki Molla Rejimi aleyhinde çalışmalarını bilmeyen yoktur. Ve bunu yaparken İsrail lobisi ile yakınlığını da törenlerine göz atarken yalın gözle bulabiliyorsunuz! Gerçi Pehlevi ailesi, İran'ı daha geniş yayılmış imparatorluk olarak arzu etmekte. Avrupa ve ABD'deki tüm ilişki ağlarına “her şeyi yaparız” mesajlarını da durmadan verdiklerini, somut adımlarından anlıyoruz. Ortada olmayan hanedanlık edası ile törenler düzenleyip kabuller oluşturan Pehleviler, yeniden hakimiyete gelmek için ve Molla Rejiminin ortadan kaldırılması için ittifaklarını da kurmuş durumda! 

İran içinde karşılık var mı? Sosyolojik olarak baktığınızda, hayranlık duyanların olduğunu görebiliyoruz. Lakin bunu geniş halk kitleleri üzerinden okursak, ciddi karşılık söz konusu değildir. 

İsrail'in kendi çıkarları için, İran'a komşu olan tüm noktalara dolaylı genişleme hamlelerini iyi okumak lazım. İsrail-İran kavgasını "İslami değerler" bazında yorumlatmak istemekse, büyük oyunun bir parçasıdır. 

Mantık olarak, İsrail ile İran'ın kavga nedeni birbirine çok benzemekte. 

Evet, genişleme planlamalarına göre, İsrail İran'la sorunlu! Körfez ülkeleri üzerinden İran'ın iç meselelerine, etnik kimlikler üzerinden sorunları delme hamlesini de, İsrail'in dizayn ettiği açıktır. Lakin İran bu kılıfın derinleşmesinden hem de memnun. İsrail kılıfının iç meselelerinde görüntülü hale gelmesi, rejimin dayanıklılığı için havadır. Karşımızda derin ve uzun vadeli düşünme kabiliyeti olan iki taraf vardır, birbirine benzeyen ve birbirini besleyen İran ve İsrail!