06 Aralık 2020 Pazar / 20 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Bölgesel ve küresel tutumları ile Türkiye

14 Mart 2020 Cumartesi

Ağır imtihan sürecinden geçen dünya, yeni üretici akla ihtiyaç duymakta. Şimdiye kadarki tüm sömürge içerikli bakış açısının kalıcı çözüm üretmediğini, tam tersi bumerang etkisi ile sömürge krallarını da vuracağını açıktan görmekteyiz.

Dünyanın ortak akıl üretmeye ihtiyacı olduğunu, bir virüs vakası ile ortaya çıkan manzara bile bize izah etmekte.

Bu kadar kan, bu kadar açgözlülük, bu kadar kendinden başkasına hayat hakkı tanımama tarzı anlayışların, insanoğluna hiç bir şey vaat etmediğini umarım giderek anlamak zorunluluğu ortaya çıkacaktır.

Batı bu kadar hor gördüğü, sömürüp ortada bıraktığı halen sömürmeye devam ettiği toplum ve ülkelerin vatandaşlarına üstten bakmak yerine, onların bu durumlarının büyük felaketlere yol açacağını görseydi, sorunun kökünün kendilerinde olduğunu idrak etmiş olurdu.

Şimdi geldiğimiz manzaraya biraz da manevi boyuttan bakalım.

Dünyayı sarsan koronavirüs salgını ile Batı'nın, kendini her şeye kadir bilen devletlerin nasıl sınıfta kaldıklarını, parası fazla diye yeni ekonomik güç olarak meydana çıkan Çin'in nasıl çaresiz olduğunu, Orta Doğu'da İslam coğrafyasında sürekli fitne üreten İran'ın nasıl güçsüz olduğuna şahitlik etmekteyiz.

Sınırına gelen ve yardım isteyen sömürdükleri ülkelerin vatandaşlarına, nasıl böcek muamelesi yaparak kapıdan içeri almayan Yunanistan'ın, aslında hiç bir eski medeniyet devamcısı olmadığını da bize gösteren yeni süreç, kapıların kapanmasının nasıl bir çaresizlik modeli olduğunu, koronavirüsle birlikte getirilen yeni tedbirlerle kendisi anlamış olacaktır.

Denizlerde botlarını batırdıkları sığınmacı ve mülteci insanları mikrop olarak gören zihniyetin, şimdi kendilerine ABD tarafından sınırların kapatılması da ders almak isteyene bir ders içermektedir.

Bu geldiğimiz durum, nasıl tutumların hayat hakkına sahip olacağının da profilini bize tanımaktadır.

Türkiye; güvenin, huzurun ve adaletin ortak noktası niteliği taşıdığını, her kriz döneminde ispat etmekte. Israrla görmek istemeyenlere sağlık ve şifa dileği ile gerçekleri görmeye devam etmemiz şarttır.

Bölgesel ölçekli, daha sonra küresel soruna dönüşecek sorunların çözümünde nasıl bir çaba harcadığını, olaya sadece çıkar noktasından bakan bakış açısının anlaması kolay olmayacak tabii ki!

Suriye'de adil bir çözüm isteyen Türkiye’nin tezleri, esasında orada kalıcı olmanın peşinde olduğu için, her Türk'ü kana göz yuman ve bu kanın akıtılmasına ortaklık eden Rusya’nın Esad'dan vazgeçerse genişlemesi engellenecek endişesi; ile insanlık suçuna iştirak eden İran'ın, orada derdi sadece petrol ve İsrail'in güvenliği olan ABD'nin, bölgeden çıkmak istemeyen ve babasının çiftliği gözü ile bakan Fransa'nın, ne bu bölgenin, ne de dünyanın yakasından düşmek istemeyen İngiltere'nin, başımıza yeni ekonomik güç olarak çıkan Müslüman vatandaşlarına hayat hakkı tanımak istemeyen Çin'in nasıl bir virüsün elinde esir olduğunu, neden esir olduğunu anlamak için biraz meselenin manevi boyutundan bakması lazım insanoğlunun.

Türkiye’nin her konuda rasyonel bakış açısı, kimseyi itmeden ve yok saymadan ama hakikatin yanında olma çabası, vicdan ve merhamet duygusunun siyasete yansımasından onur duyan bir bakış açısına dünyanın ihtiyacı vardır.

Çünkü terazi eğer sadece kan sevici, petrol, para, çıkar sevicilerinin taşları ile ölçüm yaparsa, ne dünyanın ne de insanoğlunun bir ehemmiyeti kalır! Türkiye; hem bölgesel, hem de küresel ölçekli sorunların çözümünde vicdanı temsil etmekte. İşte terazinin vicdanı insanı temsil eden vazgeçilmez mihenk taşına ihtiyacı vardır. Belki bugün değil ama, bu virüs bile bu vicdan ve merhamet taşına, dünyanın ihtiyacı olduğunu, bunu inkar edenlere göstermekte. Tabii ki görmek isteyen varsa!

Görebilen, hem kendini hem çevresini kurtarır. Tıpkı bu virüs gibi, bulaşılmaması için azami bireysel çabaya da ihtiyaç vardır. Yoksa dünya bir sivrisinekten bile etkilenir ve bu mülkün sahibinin kim olduğunu, kendini dünyanın sahibi hesap eden paragöz cahillere tekrar tekrar gösterir. Helak edilen toplumların akıbetini görebilmek, anlamak, helak edilmemiz için seçeneğimizin rengini ve şeklini bize izah etmekte. Türkiye’nin soruna çözüm üretme kabiliyetini anlamak, bölgesel sorunların küresel olmaması için yerinde, yani lokalde bitmesini sağlamakta. Eğer kulak veren olursa, sadece Türkiye değil tüm dünya olumlu sonuçları ile yaşar...