30 Kasım 2020 Pazartesi / 14 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Ekrem PAKDEMİRLİ
epakdemirli@staragazete.com
Yazarın Sayfası

Cesur bir yaklaşım

27 Nisan 2014 Pazar

Sayın Başbakan sözde Ermeni soykırımının yıldönümü münasebetiyle bir taziye “mesajı yayınladı”. Bu güne kadar hiçbir hükümetin yapmadığı bir şey bu.

Birinci Dünya Savaşında Kafkaslarda Ruslarla çarpışan Osmanlı ordusunun lojistiğini kesen, gençleri askere gitmiş köylerdeki kadın, çocuk ve yaşlıları en acımasız bir biçimde öldüren Ermeni çetelerini etkisiz hale getirmek için onları yaşadıkları bölgelerden alıp genelde Suriye ve Lübnan’a götürülmelerini ön gören “tehcir kararnamesi” uygulanmasında trajik olayların yaşandığı malum. Ruslar Osmanlı topraklarında beraberce yaşayan iki toplumu bir birine düşürmüş, Ermenilere bağımsız bir devlet kurma (ki tarihte hiçbir zaman bağımsız bir devlet kuramamışlardır) vaadi ile nifak tohumlarını yeşertmiştir. Osmanlı ordusunun gerisindeki çete savaşları Kafkas müdafaasını imkansız hale getirmiştir. Tarafsız kişilerin değerlendirmesi: Doğu Anadolu’da Türk, Kürt ve Ermeni halkları arasında bir sivil harp yaşandığı yolundadır. Tıpkı ABD’deki, İspanya’daki gibi yaşanmış sivil harpler. Bu harbin o günkü koşullarda medeni ve uluslar arası hukuk kuralları çerçevesinde olmasını beklemek safdillik olur. Başta İslam Halifesi bulunan Osmanlı Devleti, Ermeni başkaldırmasını, Ermenilerin Müslümanları öldürmesini uluslararası arenaya taşıma yerine küçük gösterme eğilimi taşıdı. Öyle ya, Osmanlı Halifesinin Müslüman tebaası Hıristiyan tebaasından olan Ermeniler tarafından öldürülüyordu. Bu durum dünyada bulunan Müslümanlar nezdinde onur kırıcı olurdu. Padişah bir ferman ile Ermenilerin tehcirinin (göç ettirilmesi) can güvenliğinin sağlanarak yapılmasını istemiş, Ermeniler Doğu’nun iklim ve coğrafi zor şartlarında bin kilometre yol kat etme durumunda kalmıştır. Yolculuk yayan olmuştur, konvoylar Ermeniler tarafından yakılmış yerleşim yerlerinden geçerken o yöre ahalisi tarafından şiddete maruz kalmışlardır. İstenmeyen ölümler olmuş nitekim olaylar sonrası sorumlu gösterilen general ve subaylar idam edilmişlerdir. Suçları ise tehciri yol emniyeti sağlayamadan yapmalarıydı.

Olayların taze tutulmasının ana sebebi Ermenilerin bağımsız bir devlet kurma istemlerini zulüm görmüş mağdur bir toplum imajını destekleyeceği içindir. Bunu da Batılı ülkeler nezdinde başardılar. Her yıl Nisan ayında Ermeni soykırımı adı altında siyasi ve kültürel hucumlar yapmaktadırlar.

Birçok üniversitemiz var. Bir araştırma yapılarak üç beş sayfayı geçmeyen özeti ile bütün batılı ülkelerin her evine ulaşmalıyız. Bu özette ölen ve kaybolan insanlarımızın envanterini yapsak bir çoğumuzun konu ile ilgili bilgi eksikliği ortadan kalkar diye düşünüyorum.

Başbakanın mesajı Ermenilerce “işte gördünüz mü, en sonunda Türklere yapmış oldukları soykırımı kabul ettirdik” şeklinde anlaşılabilir. Böyle bir anlayış o dönemde öldürülen “Türk, Kürt” Osmanlı tebaasına büyük haksızlık olur ve hem de Türk Hükümetine ileride külfetler getirebilir. Yapacağımız iş, o günkü olaylardan “evet, üzüntü duyduk ama bu bir iç harpti, iki taraf da acı çekti” demektir. Bu acıyı, bu bölgede birlikte yaşamanın bir ders öncüsü yapalım. Tıpkı asırlar süren Fransız İngiliz savaşlarından sonra her iki ülke halklarının Avrupa Birliğinde beraber yaşamaları gibi.