Her 15 günde bir toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ABD/İsrail ile İran arasında devam eden savaşın 38'nci gününde üçüncü kez toplandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında yapılan toplantının merkezinde -beklendiği gibi- bölgeyi ateşe veren savaş ve içerdiği risklere karşı Türkiye'nin neler yaptığı mevzuu vardı.
9 Mart, 24 Mart ve 6 Nisanda yapılan üç toplantıda da savaşın seyriyle değişen durumlara dair değerlendirmeler olsa da esasen Ankara'nın sabiteleri net.
ÜÇ KABİNE: AYNI DURUŞ, AYNI KARARLILIK
Bunlar şöyle özetlenebilir. Bir; haksız hukuksuz ve orantısız şekilde saldıran ABD ve İsrail'i şiddetle kınıyor Türkiye. İran'ı ise ABD müttefiki oldukları gerekçesiyle bölge ülkelerine sorumsuzca saldırdığı için kuvvetlice uyarıyor.
İki; Ankara yakın coğrafyadaki çatışmaların, işgallerin, yerinden etmelerin ve İran savaşının kök nedeninin Netenyahu yönetimindeki İsrail olduğunu görüyor; uluslararası arenada dile getiriyor.
Üç; devlet 28 Şubattan bu yana tüm birimleriyle teyakkuz halinde. Tedbirli, temkinli, öngörülü hareket ediliyor.
Dört; ateşkes ve müzakere için diplomasinin tüm imkanları kullanılıyor. Bilhassa İran taarruzundan canı yanan Körfez ülkelerinin savaşa girmemesi için çabalıyor Türkiye. Zira İran-İsrail savaşı -tam da İsrail'in istediği gibi- Şii-Sünni savaşına dönüşme riski barındırıyor.
Beş; bir yandan da Türkiye'yi savaşa çekmeye çalışan, sahte bayrak operasyonları yapan, yalan haber ve çarpıtılmış bilgilerle gerçeğin üzerine sis gibi çökenlere karşı net, pür dikkat ve kararlı duruyor. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan kabine sonrasında "Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik" diyerek bu netliği aynen korudu.
GÜVENLİ LİMAN TÜRKİYE
Her Kabine sonrası olduğu gibi iktidarın başı olarak muhalefetten gelen eleştirilere de cevaplar verdi dün Cumhurbaşkanı. Bilhassa CHP'nin "milli spor" haline getirdiği "iktidar ne yapsa kötüdür" salvolarının ne kadar beyhude olduğunu bir bir ortaya koydu.
Büyük kaynaklar ayrılarak yapılan altyapı çalışmalarının, iç barışı ve bölge güvenliği için atılan adımların, enerji arz güvenliğini sağlamak için yapılan çeşitlendirmelerin, petrol ve LNG başta olmak üzere petrol yan sanayii kalemlerinde yaşanacak sıkıntıyı vatandaşa yansıtmadan gidermek için alınan tedbirlerden bahsetti.
Türkiye'nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir "istikrar adası" olarak, bir 'Güvenli Liman' olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz, dedi Cumhurbaşkanı.
MAHALLE YANARKEN SAÇ TARAYAN CHP
Yüz kızartıcı suçlarla, yolsuzluk ve yozlaşma dosyalarıyla gündemden düşmeyen Cumhuriyet Halk Partisi'nin son hamlesine de cevap verdi Cumhurbaşkanı Erdoğan.
Bilindiği gibi geçen haftadan bu yana CHP adı, ahlaken düşkün bazı CHP belediye başkanlarının makamlarına tanınan yetkileri kullanarak kamu malına, vatandaşın karısına kızına nasıl tasallut ettiği konuşuluyor. İşin kötü tarafı bu pisliğin CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından bilinmesi lakin hiçbir şey yapılmaması. Malum şahıslarla çıkar ilişkisi içinde olduğu yönünde pis kokan bir iddia da var dolaşımda.
Hal böyle olunca Özgür Özel'in samimiyetle inandığı için değil gündemi değiştirebilmek umuduyla "erken seçim" çağrısında bulunduğu anlaşılıyor.
Bu "meydanda toz kaldırma hamlesi" gündeme taşınınca iktidar partisinin sözcüleri de açıklamalar yaptı mecburen. "Böyle bir gündemimiz yok" dediler özetle.
ERDOĞAN: CHP HAVANDA SU DÖVÜYOR
Dün de Erdoğan konuştu. "Ne hükümetimizin, ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken, bizim tek bir gündemimiz vardır; o da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı "havanda su dövmek" olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil, iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz, yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız" sözleriyle AK Parti'nin CHP'den farkını bir de bu vesileyle ortaya koymuş oldu Cumhurbaşkanı.
ÖZGÜR ÖZEL'E ÖZGÜ GÜNDEM KAÇIRMA
Tabii burada CHP açısından büyük bir hata var.
Malum CHP etrafında kopan gürültü CHP belediyelerindeki yolsuzluk ve yozlaşma iddialarıyla ilgili. Davalar, yolsuzluk ve rüşvete dair itiraflar, şikayetler, deliller, görevden almalar hepsi CHP'nin iktidarda olduğu yerel yönetimlerle ilgili.
"Belediye başkanlarımızın başarılarını kıskandıkları için suç atıp görevden aldılar" diyorlar.
O halde Özgür Özel'in, belediye başkanlarına ve CHP'nin yerel iktidar başarısına bu kadar güveniyorsa eğer yerel seçim için hodri meydan demesi gerekmez miydi? Neden korkuyor acaba?