27 Ekim 2020 Salı / 10 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Hüseyin GÜLERCE
hgulerce@stargazete.com
Yazarın Sayfası

CHP, suikastlara mı bel bağlıyor?

02 Mayıs 2020 Cumartesi

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu “erken seçimle veya başka şekilde” iktidar değişikliğinden söz ediyor. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de, “Saray rejiminin sonu geliyor, çok değerli bürokratların korkmasına gerek yok” diyor…

Bu laflar evet, bir darbe tehdididir.

Seçim dışındaki o “başka şekilde” nedir?

Anayasa gereği yürürlükte olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne “Saray rejimi” deyip sonunun geldiğini söylemenin arka planında ne var?

(Bu rejim değişikliği lafı, bütün askerî darbelerin öncesinde dolaşıma sokulmuştu)

Bu provokasyon kokan tehditlerin evveliyatını hatırlayalım.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a karşı psikolojik harbi bir ay önce şiddetlendirdi.

Geçtiğimiz 3 Mart’ta, Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşecek Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Topuğunuz kıçınızda Putin'e koşuyorsunuz dedi.

Bu alçakça terbiyesizlik, sadece Erdoğan’ın şahsına değil, onu seçen milyonlara hakaretti. Devleti temsil eden Cumhurbaşkanımıza, böyle çirkeflik yapılması maksatlı, planlı bir saldırının parçasıdır.

Kılıçdaroğlu’nun bir plan/proje için düğmeye bastığı ertesi gün anlaşıldı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, burada tekrarlayamayacağım hakaretleri sıraladıktan sonra, “biz, vatanı işgal edenlerden, vatan hainlerinden korkmadık senden mi korkacağız?” dedi.

Böylesine bir cüret, meydan okuma, şimdiye kadar görülmedi. Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş Cumhurbaşkanını İngiliz, Fransız işgalcileri ile bir tutmak da neyin nesiydi?

Milletimizin onuruna, devletin sinir uçlarına bir saldırıydı bu.

Ve bunu yapan şahsa halen dokunulamadı…

Kaftancıoğlu ve Özel’in gemi azıya almalarının bir sebebi de bu olabilir mi?

CHP’nin seçim dışında “başka şekilde” demesinden ne anlamalıyız?

Demokrasilerde iktidar seçimle değişiyor.

CHP, İstanbul ve Ankara belediye başkanlıklarını kazanınca, bu kurala sımsıkı sarıldı.

Hatta bizler, “Ak Parti-MHP bloğunda mağlubiyet yaşandı ama CHP’nin, seçimin önemini kabul etmesi bir hayır olabilir. Cuntalardan, darbelerden medet ummaktan artık vazgeçebilirler” diye düşündük.

Şimdi ne oldu da CHP tekrar fabrika ayarlarına döndü?

CHP, sanki bir bildiği varmış gibi konuşuyor.

FETÖ’nün adamları da 15 Temmuz öncesi “geliyoruz” havasındaydılar. FETÖ elebaşı haki elbise giyip darbecilere mesajlar da sarkıtmıştı.

Ama sonra hiç beklemedikleri bir şey oldu, millet diriliş ruhu ile destan yazdı.

O Kerim Balcı’nın ekranda cıyaklaması neydi öyle: “Cumhurbaşkanı direnmek yerine askerler ile ‘pazarlık’ yapmalı.”

15 Temmuz’dan sonra gördük ki, FETÖ, emniyette ve silahlı kuvvetlerde kılcal damarlara kadar kontrolü ele geçirmiş.

On binlercesi tasfiye edildi.

Yani harekete geçemeyeceği kadar FETÖ’nün beli kırık.

CHP neye güveniyor da “başka şekilde” diyor. “Bürokratlara hazır olun” mesajı sarkıtıyor?

Millet eğer bir kıpırdanma olursa, 15 Temmuz’da yapmadığını bu defa güvenlik kuvvetleri ile birlikte yapar ve bellerini değil boyunlarını kırar.

O halde CHP neyle tehdit ediyor? Ne demek istiyor?

Şu virüsle mücadele günlerinde “başka şekilde” iktidar değişikliğinden söz ettiklerine göre;

1. Yaslandıkları dış odaklardan, CHP’ye tıpkı 15 Temmuz öncesi gibi teminat mı veriliyor?

2. Pek çok cepheden kaos hazırlıkları mı var? Aleviliği din dışında göstermek, İletişim Başkanına saldırmak, habire yalanlar ile milletimizin kafasını karıştırmak bu hazırlıkların parçası mı?

CHP, acaba FETÖ’nün kripto elemanlarının suikast teşebbüslerine mi bel bağlıyor?