30 Eylül 2020 Çarşamba / 12 Safer 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Yakup KÖSE
ykose@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Çin'in iki ayaklı virüsleri

14 Eylül 2020 Pazartesi

Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz 8 Eylül’de Ankara’da bir basın açıklaması yapacaklardı. Basın açıklamasına, Çin virüsü Korona sebebiyle alınan tedbirler kapsamında valilik tarafından izin verilmedi.

Basın açıklamasının yapılamamasını Çin’in Türkiye’deki unsurları kendilerine hamlettiler. Güya kendileri engel olmuş. Bunu da büyük bir zafer havasında ilan ettiler. Eee tabi onlar da patronları Çin’e bir şeyler yaptıklarını göstermek zorundalar. Çin Komünist Partisi’nin politbürosundan bu arkadaşlara, “Siz iki ayaklı virüslerimiz değil laboratuvarda ürettiğimiz virüsler basın açıklamasına engel oldu” diye e-mail gelmiş midir, bilemiyorum!

Çin’in işgal ettiği Doğu Türkistan topraklarında soykırım devam ediyor. Doğu Türkistanlı erkekler tutsak edilip esir kamplarında tutulurken kadınlarımız Çinli erkeklerle aynı evde kalmaya zorlanıyorlar; ayrıca cebren içirilen ilaçlarla da kısırlaştırılıyorlar. Ailelerinden koparılan çocuklarımız da kamplarda asimile ediliyorlar.

Çin’in yaptığı soykırımı dile getirmek ABD emperyalizmine hizmet olduğunu söylüyor içimizdeki Çin unsurları; herkesi nasıl bilirsin, kendim gibi!..

İçimizdeki Çin unsurlarının iftiralarına, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Abdürreşit Celil Karluk cevap vermiş. Karluk açıklamasında şunları söylüyor:

“Türkiye’nin ve TGB’nin vicdanlı aklıselim düşünen insanlarına sesleniyorum. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Uygur asıllı bir Türk akademisyenim. 8 Eylül’de Ulus’taki Doğu Türkistan’daki kamp mağdurlarının yakınlarıyla yapmayı planladığımız ve iptal edilen basın açıklamasına dair bazı haksız yorumlar, iftiraya varan söylemler bizi derinden rencide etmiştir. Ailemden birinci dereceden çok sayıda yakınım toplama kamplarındadır.

Biz çığlık attıkça sesimizi duyurmaya çalıştıkça Türkiye’de belli bir kesim bizi vatan hainliği veya emperyalizm uşaklığıyla yanlış bir şekilde suçluyor. Bu durum gülünç olmakla birlikte bizi hakikaten derinden rencide etmektedir. ABD emperyalizmine ve batı kapitalizmine karşı mücadele ettiğini iddia eden dostlar, biz Çin emperyalizmine, Çin faşizmine karşı dik dururken, ezilenlerin hakkını savunurken bize karşı iftirada bulunulması uşaklıkla suçlanmamız hakikaten gülünçtür ve eşyanın tabiatına aykırıdır.

“SİZLERE NE OLUYOR?”

Tekrar ediyorum benim ve bizim gibi insanların sadakati sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti devletine ve milletinedir. Biz hiç kimsenin maşası ya da provokatörü asla ve asla değiliz. Olmadık, olmayacağız. Kendimiz ateş olup yanmışız ve yanmaya devam ediyoruz. Bizimle aynı dili, dini paylaşan insanlardan beklentimiz şuydu:

‘Sizlere ne oluyor? Atayurtta ne olup bitiyor?’ denilmesi lazımken, tam tersi yapılıyor. Bizi hiç dinlemeden, hiç tanımadan bunları tekrar ediyorlar. Lütfen bizi vatansız, başkasına kul ve köle olmuş insanlar ve halklarla karıştırmayın. Emperyalizm terazisini bizim üzerimizde hiç denemeyiniz. Bizi emperyalizm zulmüne uğradığımız için hakkımızı aramamızdan dolayı suçlamayın. Bizi annemizin, kardeşimizin, orada ezilen Uygurların ve başka milletten mazlumların hakkını savunduğumuz için suçlamayın.

“TEK SUÇUMUZ TÜRK OLMAMIZ”

Bize bağırmadan önce lütfen bizi dinleyin. Bizim tek suçumuz Türk olmamız. Çinliden farklı bir vatana, kültüre sahip olmamız. Açık ve net beyanımızdır. Biz kimseye kul, köle olmadık, ajan hiç olmadık, olmayacağız. Yüzümüz ak başımız dik şekilde ailelerimize kavuşmak istiyoruz. İnsan iseniz gelin sesimizi duyun elimizden tutun. Eğer bizim bir suçumuz varsa insanca yaşama hakkını savunmamızdır. Bizim başımıza gelenler bizi suçlayanların başına gelmesin.”

Sayın Karluk içimizdeki Çin unsurlarını kâle alıp açıklama yapmış ama bu sesi duyacak kulak nerede?..