Bu sene dördüncüsü düzenlendi. Cizre kaymakamlığının himayesinde Şırnak Üniversitesinin düzenlediği bu sempozyuma her sene Türkiye'den ve komşu ülkelerden çok sayıda değerli akademisyen, yazar ve araştırmacı katılıyor. Bu seneki sempozyuma Irak-Kürdistan bölgesinin eski başkanı ve KDP Genel Başkanı Mesud Barzani'nin katılması ise sempozyuma olan ilgiyi biraz daha arttırdı. Bu yüzden Barzani'nin katılacağını duyduğum zaman bu daveti yapanları tebrik etmiştim. Çünkü Barzani'nin Mela'ya olan ilgisini, sevgisini biliyordum. Bilmemin sebebi de Mesud Barzani'nin kaleme aldığı ve babası Mela Mustafa Barzani'nin hayatını anlattığı kitabını iki binli yılların başında tercüme etmiş olmamdır. Yoksa kendisini yakından görüp tanışmışlığım yoktur.
Adı geçen kitabında, babasının Kur'an-ı Kerim'i ve Mela'nın divanını yanından ayırmadığını belirtir. En zorlu koşullarda bile Mela'nın divanına müracaat ettiklerini vurgular. Bir de sık sık radyodan Mehmed Arif Cizîri'yi dilediğini anlatır. Mehmed Arif de geçen yüzyılın seksenli yıllarına kadar yaşamış Cizreli bir dengbêjdir. Kitabı tercüme ederken Mesud Barzani'nin bu anekdotlarını gördüğüm zaman ortak noktalarımızın olduğunu düşünmüştüm. Gerçekten hem 16. Yüzyılda yaşamış Melayê Cizîri'yi hem de 20. Yüzyılda yaşamış büyük dengbêj Mehmed Arif Cizîriyi ben de çok seviyorum. Hala fırsat buldukça Mela'nın divanını okur, sık sık Mehmed Arif Cizîri'yi dinlerim. Bana öyle geliyor ki bu iki Cizreli, her Kürdün hayatını en az benim kadar etkilemiştir. Nitekim Mesud Barzani sempozyumda yaptığı konuşmada Mela'nın "bizim için kutup yıldızı" mesabesinde olduğunu belirtti. Ayrıca Mela'yı anlatırken şu beyitlerini okudu:
"Gulê baxê îremê Botanım/şebçeraxê şebê Kurdistanım" (Botanın irem bağlarının gülüyüm/Kürdistan gecelerinin çırasıyım)
Bir defasında Cizre'de düzenlenen bir toplantıda tanıştığım bir seyda, Mela'nın "Ey Şehinşahê muezzem heq nigehdarê tebî/ Sureyê inna fetehna doru madarê tebî" (Ey yüce şahlar şahı hak seni korusun/inna fetehna suresi etrafını saran surun olsun) şiirini İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmed'e methiye olarak yazdığını söylemişti.
Bu kültürel ve tarihsel arka planıyla Mesud Barzani'nin Cizre'ye gelmesi, Mela adına düzenlenen sempozyuma katılması, Medresa Sor'da Mela'nın mezarını ziyaret etmesi, özellikle bu zaman diliminde, tarihsel bir hadisedir.
Türkiye'de bir sürecin başlatıldığı bu günlerde Mesud Barzani'nin ziyareti ayrıca önem kazanmaktadır. Hatırlarsanız birinci çözüm sürecinde de ünlü dengbêj Şivan Perver'le birlikte o zaman başbakan olan sn. Cumhurbaşkanı ile birlikte halkı selamlamış, sürece olan desteğini vurgulamıştı. Bu seferki ziyaretinde de süreci desteklediğini ve bunun Türkiye halkının tamamı için hayırlı neticeye varması uğruna elinden geleni yapacağını söyledi. Çatışmanın yoğunlaştığı zamanlardan ziyade barışın, çözümün konuşulduğu zamanlarda bu tür ziyaretlerde bulunması onun kişiliğini ve aldığı eğitimi, halis niyetini yansıtmaktadır.
Nitekim tercümesini yaptığım kitabında, babasının her defasında Türk askerine kurşun sıkmamalarını pêşmergeye tembih ettiğini dile getirir. Irak'ta bütün kapıların kapandığı, artık mücadele imkanı kalmadığı bir ortamda Mela Mustafa, pêşmergeleriyle birlikte Sovyetler'e sığınmaya karar verir. Bunun için Türkiye topraklarından geçmeleri kaçınılmazdı. İşte Mela Mustafa, Türk askeriyle karşı karşıya kalma ihtimaline karşı bu uyarıyı yapmıştı.
Bu aile, Türkiye halkının tamamının hayrını isteyen bir anlayışa sahiptir. Mesud Barzani'nin özellikle çözüm süreçlerinde ülkemizi ziyaret edip desteğini vurgulaması da bunun göstergesidir.
Tu bi xêr hatî serok (Hoş geldin başkan).