Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Nuh ALBAYRAK
nuhalbayrak@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Dağdaki silahlı teröristi bitirmek kolay, önemli olan şehirdeki kravatlılar...

23 Ağustos 2019 Cuma

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin’in, “Dağlar teröristlerden temizlendi” müjdesi, yıllardır duymak istediğimiz bir sözdü. Bu noktaya gelinmesinde katkısı olan herkese şükranlarımızı sunuyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. 

Ancak bu netice, Çanakkale Zaferi gibi yalın bakıldığında muhteşem olmakla birlikte, nihaî hedef için maalesef yeterli olamıyor. 

Eskiden de dağdaki teröristlerin “bitirildiği” dönemler olmuştu. Ve o zaman, “Teröre zemin hazırlayan sebepler ortadan kalkmadıkça, dağdakini öldürmekle terör bitmez” mealindeki cümleler duyardık. 

Gerçekten devlet yıllarca doğu ve güneydoğuda, ancak “terör devam etsin” amaçlı denebilecek uygulamalar yaptı. Daha doğrusu “Kürt meselesi”, tek parti döneminde “Sadece ‘Türk’lerden oluşacak bir Türkiye” kurma sevdasının eseridir. 

Bir taraftan dağa taşa “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazıp, Kürt çocuklara zorla “Türk’üm…” dedirteceksiniz, diğer taraftan da askeri okullardaki Kürt öğrencileri kovmaya varan saçmalıklar yapacaksınız, sonra da “Yurtta sulh…” diyeceksiniz. 

 

Bahaneleri kalmadı

Benzer yanlışların devam ettiği dönemlerde toplumun farklı kesimlerinden gelen, “Bu yanlışlar bitmeden terör bitmez” eleştirileri haklıydı. Ama özellikle son on yılda, kimlik inkârına son verilmiş; sosyal ve kültürel mağduriyetler giderilmiştir. 

Bugün artık “dışlanmaktan” ve devletin uyguladığı sistematik yanlışlardan söz etmek mümkün değildir. Bireysel mağduriyetler olabilir bu da ülkede yaşayan herkes için geçerlidir. Hatta genel fotoğrafa bakıldığında doğu ve güneydoğu için özellikle ekonomi ve yatırım anlamında pozitif ayırım söz konusudur. 

Ve kim ne derse desin, o dönemdeki FETÖ’cü mülkiye amirlerinin istismarından doğan eksik ve yanlışlara rağmen, açılım süreci de, bölge halkının PKK’yı doğru tanımasını ve uzaklaşmasını sağlamıştır. 

Ama aynı basireti, “Terörü bitireceğiz, mücadeleyi siyaset üzerinden yürüteceğiz” iddiasıyla yola çıkan HDP gösterememiştir. 

 

Aynı yerde patinaj yapıyorlar

İlginçtir, Kürtlerin bu dönüşümünü sadece HDP yönetimi değil, bir kısım çakma entelektüel kesim de ıskalamıştır. Eskiden, batıdaki sırça köşklerinden, doğudaki Kürtlerin haklarını savunduklarını iddia eden bu “koro” şimdi hâlâ kırık plak gibi aynı nakaratları tekrarlamaktadır. 

Bazı gazeteci, akademisyen ile CHP ve HDP yönetiminden oluşan bu bir avuç istismarcının, terörün bitmesini gerçekten istediğine asla inanmıyorum. 

HDP’nin asıl amacı teröre hizmet değilse, temiz bir siyaset ile mücadelesini sürdürmesinin önünde ne engel var? Başka bir ifadeyle HDP’nin bugün gerçekten teröre hizmet etmediğini kim söyleyebilir? 

  

Siyaset değil, ihanet

O halde terör örgütünün emrinden çıkmadıkça bu partiye verilecek destek, görüldüğü gibi terör örgütüne verilmiş anlamına gelmektedir. HDP ve CHP’ye oy verenlerin, bu desteği tasvip ettiğini düşünmek seçmene iftira olur. 

Kayyum atamaları üzerine, HDP’den önce zıplayanların yaptığı şey terör örgütüne destektir. Türkiye içeride ve dışarıda yürüttüğü mücadele ile sadece teröristleri değil, yedi düvel emperyalist destekçilerini de yenerek dağları temizlemeyi başarmıştır. Ama içerideki bu “kirli destek” bitmedikçe dağlar tekrar kirlenecektir. 

Bu mücadele bir siyasi partinin değil, bütün milletin mücadelesidir. Herkes yerini buna göre belirlemelidir. Bu bir samimiyet testidir. 

İmama kızdığı için kiliseye gidenler, “Haçlı” saflarına geçtiğini de bilmelidir.