26 Kasım 2020 Perşembe / 10 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Hüseyin GÜLERCE
hgulerce@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Demirtaş'la kahvaltı, iyi bir fırsat…

10 Eylül 2020 Perşembe

Gündemde, Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş var.

Sanki bu ülkede “çözüm süreci”ndeki Kürt siyasî hareketinin kalleşliği yaşanmamış gibi karşımıza “en sempatik” yapılmaya çalışılan bir Demirtaş çıkarılıyor.

Evet, Demirtaş sahne alıyor.

Nereden anlıyoruz?

Başta CHP ve ardından İYİ Parti, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, Deva Partisi, hepsi Demirtaş’ın uzattığı “insanî” eli önemsiyor…

Erdoğan nefreti, düşmanlığı bir daha itici güç oluyor.

HDP’yi, Millet İttifakı içine bir türlü alamıyorlar. Parti tabanları, “PKK’nın partisi”ni aralarında görmek istemiyor. CHP ile gizli saklı ilişkiler de HDP’yi rahatsız ediyor. “Gizli kapaklı ittifak yok” çıkışı bir işe yaramıyor.

Şimdi plağı değiştiriyorlar. Demirtaş’ın ifadeleri ile çağrı yapılıyor:

"Ben muhalefet cephesinde hiçbir ayırım yapılmadan, ön şart ve ön yargılara teslim olunmadan herkesin demokrasi ilkelerinde buluşması gerektiğine inanıyorum.”

Demirtaş, Davutoğlu’na açıktan sıcak mesajlar gönderiyor:

"Sayın Davutoğlu ile siyasi duruşumuz, birçok meseleye bakış açımız elbette ki farklıdır. Hiçbir zaman da aynı olmayacağından eminim. Fakat şu yaşadığımız derin trajediden çıkmak için demokrasi ilkeleri etrafında yan yana gelinip konuşulması, halkın özgür yarınları için, huzuru ve refahı için kesinlikle katkı sağlayıcı olacaktır…”

Demirtaş, yeniden sahneye çıkışı ile ilgili ilk adımı da atıyor.

Medyascope’dan Ruşen Çakır’a konuşuyor, siyasi liderlerin insanî ilişkiler çerçevesinde bir araya gelmesi gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Mesela ben dışarıda olsaydım bir sabah Başak ile birlikte Meral Hanım’ın kapısını çalar ve ‘kahvaltıya geldik’ derdim…”

Bu “insanî yaklaşım”a Akşener de hemen cevap veriyor:

“Güneydoğu’da şöyle bir gelenek var, kan davalınız bile olsa kapınızı çaldığı zaman içeri alırsınız. Evin en yaşlısı tarafından karşılanır. Sonra kapıdan çıkıp gittikten sonra davanız devam eder.”

Bu “kan davası” örneği tam bir saptırmaca. Şahsî kan davası yok ki. Yasin Börü’lerin, millet evlatlarının kanı var Demirtaş’ın ellerinde.

Birkaç ay önce, “HDP’yi, PKK terör örgütünün yanına konumlandırıyoruz” diyen Akşener, sanki haberdarmış gibi şimdi, “buyurun gelin” diyor.

HDP'li Fatma Kurtulan Meclis’te, "İYİ Parti, size söylüyorum: Size rağmen, içinde bulunduğunuz ittifaka, HDP ve PKK'ye içinde gönül vermişlerin de olduğu insanlar oy verdi. Şu an koltuklarınızda HDP'nin oylarıyla oturuyorsunuz" demişti. O zaman susan Akşener’e, şimdi ne oldu da değişiverdi?

Demirtaş’ın, HDP’nin samimiyetine zerre kadar inanmıyoruz.

Çözüm sürecinde de şimdiki insanî lafları/yaklaşımı çok kullandılar. ABD, Kuzey Suriye’de “Kürdistan” için devreye girince hemen asıllarına rücu ettiler, cinayetlere başladılar.

Kürt siyasî hareketinin stratejisi bu. Yenilgiye uğrayınca barış/demokrasi çağrıları hemen devreye giriyor.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti PKK terörüne en büyük darbeleri vuruyor. PKK elebaşları nokta atışları ile imha ediliyor.

Ve bir daha barış/demokrasi yalanları…

Muhalefet bizim gördüğümüzü görmüyor mu?

Ama Erdoğan’ı devirmek, Cumhur ittifakını zaafa uğratmak; insafı da, vicdanı da devreden çoktan çıkardı…

HDP Türkiye partisi değildir.

Hiçbir milli meselede Parlamentoda ortak harekete katılmamaktadır.

Yine de Demirtaş ve eşini kahvaltıya bekleyecekler ise bunu fırsata çevirsinler. Demirtaş’tan şu açıklamayı yapmasını istesinler:

“HDP, PKK terörüne karşıdır. Bundan böyle PKK ile Kandil ile aramıza mesafe koyacağız...”