15 Temmuz 2020 Çarşamba / 24 Zilkade 1441
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sedat LAÇİNER
slaciner@gmail.com
Yazarın Sayfası

Doğalgaz ve siyaset

08 Mart 2014 Cumartesi

11 Eylül 2001 saldırılarından sonra Batı dünyası Ortadoğu petrolüne bağımlı olmanın siyasi açıdan riskli olduğuna karar verdi ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme yönünde adımlar attı. Özellikle ABD, kaya gazı üretimine verdiği ağırlıkla hem doğalgaz fiyatlarını ucuzlattı, hem de % 20’ye yaklaşan dışa bağımlılığını neredeyse sıfırladı. Ayrıca ABD’nin Ortadoğu petrollerine olan bağımlılığının da kayda değer bir şekilde düştüğünü görüyoruz.

En son Ukrayna Krizi, Rus gazına olan bağımlılığın en az Ortadoğu’ya bağımlılık kadar riskli olduğunu Batı’ya gösterdi. Geçmişte gazı siyasi bir silah gibi kullanmamaya büyük önem veren Rusya’nın Kırım ve Ukrayna krizlerindeki tutumu ABD ve AB’yi enerji bağımlılığını bir kez daha düşünmeye zorladı.

***

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri tükettikleri doğalgazın % 30’dan fazlasını Rusya’dan alıyor. Ham petrolde de oran hemen hemen aynı. AB söz konusu oranları uzun süredir azaltmaya çalışıyor. Bundan 10 yıl önce Rus doğalgazının AB pazarlarındaki payı % 45 iken bugün oran % 30’lara düşmüş durumda.

AB’de Rus gazını miktar olarak en çok kullanan ülkeler Almanya ve İtalya. Ancak oran olarak aldığımızda Estonya, Litvanya, Bulgaristan ve Slovakya gibi ülkeler neredeyse % 100 oranında Rus gazına bağımlı. Komşumuz Yunanistan’da da bu oran % 76. Almanya’da ise oran % 36 civarında.

Türkiye’nin Rus gazına bağımlılığı % 60’ı aşarken, Ukrayna kullandığı gazın üçte ikiden fazlasını Rusya’dan alıyor. Hal böyle olunca Rusya, Karadeniz ve Doğu Avrupa siyasetinde her olaya Batı’nın önünde başlamış oluyor. Bu nedenle özellikle ABD, AB’nin ve bölge ülkelerinin Rusya’ya enerji bağımlılığını azaltmayı öncelikli hedef haline getirdi. Hatta bugünlerde Türkiye, Ukrayna ve AB’ye Amerikan doğalgazını ihraç ederek Rusya’ya bağımlılığı azaltma formülü üzerinde bile duruluyor.

***

Şüphesiz ABD’den ithal edilecek enerjinin bölgeye etkisi çok sınırlı olacaktır. Aslına bakarsanız böylesine fantezi formüllerden çok daha gerçekçi kaynaklarla Rusya’yı bölgede dengelemek mümkün. Azerbaycan, diğer Hazar kaynakları, İran, Basra Körfezi, Kuzey Irak (Kürt) ve Kuzey Afrika kaynaklarıyla Rusya’yı dengelemek akla ilk gelen çareler. Nihayetinde bölgemiz tam bir enerji okyanusu üzerinde oturuyor.

Bu bağlamda Ukrayna Krizi, Türkiye için de bir şans olabilir. Türkiye, çözmekte zorlandığı Kuzey Irak petrolleri sorununu son krizden yararlanarak çözebilir, bu konuda Amerikan desteğini almayı deneyebilir. Aynı şekilde Azerbaycan petrol ve gazının Batı’ya sevkinde ABD ve AB desteğinin arttırılması için de gayret gösterilebilir.

Bu konuda en karmaşık olanı ise Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının Avrupa’ya ulaştırılması. Türkiye, Kıbrıs, İsrail ve Mısır arasında yer alan bölgede zengin kaynakların olduğu anlaşılıyor. Ancak burada Kıbrıs sorunu ve İsrail ile Türkiye arasındaki anlaşmazlıklar bu kaynakların Batı’ya nakline engel oluyor. Görünen o ki ABD, sorunun halli için asırlık Kıbrıs sorununu çözmeye bile razı.

Elbette tüm bunları söylerken her şeyin çok kolay olacağını iddia etmiyoruz, sadece Ukrayna’da ABD’nin içine düştüğü durumun Türkiye’ye ummadığı bir noktada katkı verebileceğini hatırlatıyoruz.