Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Lütfü OFLAZ
loflaz@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Doğan’dan Erdoğan’a, ‘Size baba diyebilir miyim’!

09 Ekim 2016 Pazar

Doğan Medya’nın sahibi Aydın Doğan ile damadı Mehmet Ali Yalçındağ, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı aradı.

Aydın Doğan’ın damadı söze “Size başkomutanım diyebilir miyim” diye başladı.

Hani az daha Aydın Doğan, oğlu yaşındaki Tayyip Erdoğan’a “Size baba diyebilir miyim” diye soracaktı!

Bir zamanlar Tayyip Erdoğan için “Muhtar bile olamaz” diyenlerin, bugün ona “Size başkomutanım diyebilir miyim” diye yaltaklanmasını acaba nasıl yorumlayalım?

Yeri gelmişken medyamızdaki şu suçlamalara da bir bakalım.

Eskiden Aydın Doğan’a ait CNN Türk’te program yapan Birgün gazetesi yazarı Enver Aysever, meslektaşları Cüneyt Özdemir, Ahmet Hakan ile Mehmet Ali Yalçındağ’a yönelik ağır suçlamalarda bulunuyor.

Enver Aysever, “Benim gibi kaç gazetecinin kovulması için kulis yaptınız; kaç gazeteciyi iktidara gammazladınız” diye soruyor.

Öte yandan Cumhuriyet gazetesi yönetimi, iki eski yazarı Mustafa Balbay ile Alev Coşkun’u iktidarla işbirliği yapmakla suçluyor.

Medya bu haldeyken, Olağanüstü Hal kararnamesiyle kapatılan gazetelerin, televizyonların, radyoların mensupları, “Medya özgürlüğü adına dayanışma içinde olalım” çağrıları yapıyor.

Peki dayanışma içinde olalım.

Ama size şunu da soralım.

Mesela 28 Şubat döneminde Akit gazetesi polis tarafından basıldığında, yöneticileri gözaltına alındığında “Medya özgürlüğü adına” bu gazeteyle dayanışma içinde oldunuz mu? 

Ya da Odatv polis tarafından basıldığında, yöneticileri hapse atıldığında, “Medya özgürlüğü adına” Odatv ile dayanışma içinde oldunuz mu?

Biliyoruz ki olmadınız.

Onları yalnız bıraktınız.

Akit’e “İslamcı” dediniz; Odatv’ye “Kemalist” dediniz; sizden olmadıkları için onlara yapılanlara tepkisiz kaldınız.

Zaten bu ülkede her şeye benden mi onlardan mı diye bakılır.

Yalnızca kendinden olana sahip çıkılır.

Nitekim şort giydiği için bir kadına saldırılması üzerine, medyanın bir kesimi yeri göğü inletircesine tepki gösterdi.

Ama aynı kesim, başörtülü olduğu için bir kadının saldırıya uğramasına böylesine tepki göstermemişti.

Bakın 15 Temmuz gecesi halkı darbeye direnmeye çağırmak için sela okuyan birçok cami görevlisi, şortlu erkeklerin, şortlu kadınların saldırısına uğradı.

Camilerin camları kırıldı.

Peki şort giydiği için bir kadının saldırıya uğramasına yeri göğü inletircesine tepki gösterenler, niye buna aynı tepkiyi göstermedi?

Bu da ülkemizde benden onlardan ayrımının yapıldığını bize bir kez daha gösterdi.

Bu gibilere benim yaptığımı yapmalarını tavsiye ederim.

Ben günde beş vakit kendime “Zalim kim olursa olsun ona karşı ol; mazlum kim olursa olsun ondan yana ol” öğüdünü veririm.

Eğer zalimin kimliğine bakarsanız, mazluma kimlik sorarsanız, o zaman sadece sizden olanların uğradığı zulme karşı çıkarsınız.

O zaman başkaları da kendinden olanların uğradığı zulme karşı çıkar; bunu unutmamalısınız.

Kendinden olana yapılan zulme “yuh olsun”, kendinden olmayana yapılan zulme “oh olsun” diyen bu zihniyet artık ülkemizde yok olsun.

Zulme, haksızlığa uğrayan kim olursa olsun, ona yapılan hepimize yapılmış gibi tepki konulsun.