25 Eylül 2020 Cuma / 7 Safer 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Doğu Türkistan ve sessiz çığlık

21 Aralık 2019 Cumartesi

Doğu Türkistan; Türkistan’ın kilit bölgesi! Değerlerini ve milli kimliği ayakta tutan asil toplum. Uzun yıllardır Çin ile Türkistanlı Uygurların arasında sert ve acımasız rüzgâr esiyor. Bunu yazarken, Çin’in tüm Uygurlara zulüm ettiğini iddia etmiyorum. Çünkü durumun aşağı yukarı nasıl olduğunu anlamış durumdayız. Kendi kimliğinden feragat edenler ile Çin’in dikteci siyasi hattına ters düşmeyen Türkistanlı Uygurların, sorun olmadığının da altını çizerek devam etmek isteğindeyim. 

Evet, Çin devlet yapısının, acımasız siyaset üreten bakış açısına sahip olduğunu, tarihe hafiften göz gezdirdiğimizde anlamak zor değil! Müslüman İslam değerlerinden korkması, acımasızlığını daha da ileriye götürmüş durumda. 

Yüzbinlerce insanın toplama kamplarına götürülmesi suretiyle ailelerin bölünmesi konusu, ne yalan ne de konuyu gereğinden fazla büyütmektir! 

Bu Çin’in gerçeğidir! Peki, herkese mi bu zulüm hükmü sürmekte? Yazdığım gibi, hayır! 

Çin’de yaşayan yüzbinlerce Uygur normal hayat tarzını sürmekte, ticaret yapmakta, müzik üretmekte, Pekin’le sorunsuz yaşamakta. Lakin sorun burada değil! Asıl sorun; kimliği ve dini gereği yaşamak isteyenlerle olduğunun üzerine basmakta yarar vardır. 

Geçenlerde Rusya televizyonunda bir röportaja denk geldim. Röportaj, toplama kamplarını masum göstermek üzerine dizayn edilmişti. Lakin aralardan gerçekleri gizleyemeden yayınlamışlar. Gülizar isimli bir Müslüman kardeşimiz röportajın esas kahramanı idi. Kızcağız muhabire değil, kameraya da değil, sol tarafta ona okuması gereken bir kâğıda baktığını yalın gözle anladım. Hatta arada yanlış yaptı ve ezberci öğrenciler gibi tedirgin oldu, hemen de bu yanlışı düzeltmeye çalıştı. İşte tam da bunu anlatmak istiyorum. Zorla “topluma kazandırma” başlığı altında, sanki zekâ sorunu olan insan toplumundan bahsedercesine, günümüz dünyasına ters düşen yöntemini ayakta tutan bir Çin var karşımızda! Aileleri ayırarak, kadınları, erkekleri, çocukları birbirinden ayırarak beyin yıkama kamplarına sokmakta Pekin! Sebep, İslam. Sebep, bu insanların Müslüman kimliği ile yaşamak istemesi! Evet, bu insanların bir kısmının Allahsız toplumdan kopmak istemesidir sebep! Bu hususta sorun gördüklerini tespit ediyor. Aile bireylerinden bir kişi bile yurtdışındaysa özellikle Türkiye’de ise onlara özel zulüm makinesi işletildiğini yazmadan da geçemeyeceğim. 

Çin’in bu konuya nasıl acımasız baktığını ispat eden eylemini ise futbolcu Mesut Özil’in Türkistan’a selam göndermesine verdiği tepkiden anlıyoruz. Bakın, dünyanın gözü önünde kimseyi dikkate almadan bir futbolcumuzun Türkistan’a selam göndermesine tahammül edemeyen Çin, İslam kimliği ile yaşamak isteyen Türkistanlı Müslüman kardeşimize zulmünün fiili mümkününü bize ispat etmekte! 

Türkiye’den, Rusya’dan kendine biraz yakın gördüklerini davet edip, istediği yerlerde, istediği isimlerle röportaj yaptırmakla olmuyor bu işler! Çin gerçekten de bu konunun yalan olduğunu iddia ediyorsa, uluslararası gözlemcilere kapı açmalıdır. Bu insanların feryadının olup olmadığını göstermekten çekinmemelidir. Hangi dünyada yaşıyoruz biz? Kendi gerekçeleri ile insanları, Müslüman oldukları ve Çin’in dikteci yöntemine uymadıkları için zulme maruz tutmanın, günümüz dünyasındaki ismi nedir? 

Tabii ki ABD’nin bu drama kullanışlı konu olarak bakması ise tam tersi Çin’i dışarıdan baskı olarak algılattırmasına hizmet etmekte. Yani aralarındaki görünür savaşın, baskı konusu olarak kullandığı mesele haline dönüşüyor, Doğu Türkistan konusu! Yani dolayısı ile Çin’in eliyle, Türkistanlı Müslümanların yok edilmesi sürecine yardım ediyor, ABD! 

Çin; Amerika’nın eli ile zenginleşen bir yer. Küresel para döngüsünün merkezi olabilmiş, lakin devlet olamamış! Çünkü “devlet” dediğin olgu; insanı öldürdüğünde değil, yaşattığında anlamını buluyor.