ABD+İsrail, bir türlü pes ettiremedikleri hatta karşısında bir hayli de hırpalandıkları İran ile anlaşma yolundalar... Görüşmeler Pakistan'da gerçekleşti. İran heyeti, "Min'ab 168' adındaki uçakla İslamabad'a vardı. Bu anlamlı isim, Min'ab'ta ABD+İsrail tarafından şehit edilen 168 ilkokul öğrencisinin hatırasını da taşıyor. Zaten koltukların her birisine büyütülmüş fotoğrafları ve yas çiçekleri dizilmiş... Her tavır birer mesaja dönüşüyor artık ...
Eş zamanlı olarak ABD Havacılık ve Uzay Ajansı NASA'nın gerçekleştirdiği Artemis II görevi de dün tamamlanmış oldu. Artemis Yunan mitolojisinde Ay tanrıçası ve kadınların bir tür koruyucusu olarak anlatılıyor, Artemis'in Arap mitolojisindeki karşılığı ise Tanrıça Uzza, yani İslam öncesi Mekke'nin en büyük putlarından, Kur'an'da lanetlenmiş bir put...
Dünyanın bir tarafında savaş, işgaller, zorunlu göç, işkence ve idamlar hızla devam ederken, dünyanın diğer yanında Ay'dan yeni dönen astronotların izlenimleri yer alıyor. Bu nasıl beyin yakıcı bir tezat!
Kimse kimsenin gündemiyle ilgilenmezken, hatta sırtını dönerek, büyük coşkularla büyük çöküşleri aynı zaman koordinatları içinde, hatta üst üste, art arda yaşayabiliyoruz. Duyarsızlık mı, çöküş mü, delirme mi, kıyamet mi, tam olarak adlandıramıyorum ama dünya karmakarışık bir gardrop gibi...
Uzay aracı, 6 Nisan'da Dünya'dan tam 406 bin 771 kilometre uzaklığa ulaşmış. Bu mesafe, şimdiye kadar insanların ulaştığı en uzak nokta olarak kayda geçmiş... İnsan, evet hep gitmek ister, ister de, bu kadar uzağa niye gider? Amacı nedir, uzayda bu kadar yol almanın, gayesi, hedefi nedir? (NASA bütçesini savunan adamları dinledim biraz, epeyce külliyetli Artemis bütçesi... "Ama Çin ile rekabet etmemiz gerekir' diye anlatmaya çalışıyorlardı)
Demek ki Uzay'daki yolculuklar sadece merakla, bilimsel keşiflerle ilgili değilmiş... Tepemizdeki görebildiğimiz gökyüzünün de ardında, amansız bir rekabet işliyormuş... Oysa aynı gökyüzünün altında binlerce çocuk ölüyor - öldürülüyor.
Gökyüzünün altında bir Gazze var mesela... Gazze'de İsrail tarafından öldürülen insanların bir sayıdan bir rakamdan ibaret olmadıklarını biliyoruz ama bununla birlikte insani facianın raporları dehşet verici: Uluslararası sağlık örgütlerinin bildirdiğine göre; İsrail'in katlettiği Gazzelilerin sayısı resmi rakamların en az %35 üzerindeymiş... Lanset Global Health Raporu'na göre yine Gazze'de katledilenlerin %70'ini kadınlar ve çocuklar oluşturmaktaymış.
Unicef ise aynı gökyüzünün altında çok daha feci sonuçlardan bahsediyor: Gazze'de öldürülen çocukların sayısı 50 binin üzerindedir. (Mayıs 2025'teki bildirilerinden)
Gazze'deki, Lübnan'daki, İran'daki çocukların her şeyden önce korunmaya ihtiyacı var. Bir ateşkese acilen ihtiyaçları var. Ancak her şeyden çok, bu durumu bir an önce ve kalıcı olarak durduracak ortak ve acil eylem planlarına ihtiyaçları var...
Çocuk demişken... Artemis mürettebatından Kanadalı astronot Jeremy Hansen'in kızı Ashley, babasının sağ salim iniş yaptığını görünce; "Ona kocaman sarılacağım" demiş. Baba-kız arasında bir parola olduğundan da bahsediyor haber ajansları: "Seni Ay'a gidip gelene kadar seviyorum". Ne güzel bir cümle öyle değil mi? Ve bu sevimli cümle dünden itibaren, hemen her ortamda paylaşılmaya başlandı; sosyal medyadan, müzik parçalarına, reklamlardan, sevgililer arasındaki mesajlara, pasta ve kahve siparişlerine kadar...
Bir yanda kalp atışlarına kadar sinsice dinledikleri 168 ilkokul çocuğunu bombalayarak öldürüyorlar, diğer yanda ise küçük kızın astronot babasına söylediği sözleri havai fişeklerle dört bir yana yazıp, pazara sürüyorlar...
Dünya dünya, yalan dünya!