Bugünkü yazımızda devlete ve millete büyük bedeller ödeten İttihatçı Enver Paşa'yı azarlayan Veliahd Şehzade Yusuf İzzeddin Efendi'nin acı sonundan bahsedeceğiz.
Sultan Abdülaziz Han'ın oğlu Veliahd Şehzade Yusuf İzzeddin Efendi, tahta çıkma sırasında olup, "amcaoğlu" Abdülhamid Han'ın şehzadeliği sırasında yaptığı gibi devlet işleri ile yakından ilgileniyordu. Bu yüzden, I. Dünya Savaşı'na girilmesine karşı çıkmıştı. İyi tanıdığı İttihatçılardan hiç hazzetmez, özellikle; nefret ettiği Enver Paşa'nın memleketi felâkete sürüklediğini her yerde söylemekten çekinmezdi.
Yusuf İzzeddin Efendi, Arıburnu'ndaki kanlı taarruz sonrasında Çanakkale Cephelerini teftiş etmişti. Maceralı bir yolculuktan sonra cepheye ulaşan Yusuf İzzeddin Efendi askerlere moral vermiş ve fazla zayiat sebebiyle Enver Paşa'yı, "Bu kadar askeri niçin kırdırıyorsunuz" diye ikaz etmişti. Şehzâdenin maiyetindeki Reşid Paşa'nın rivayetine göre ise, Enver Paşa'nın, yorgunluk ve hastalık sebebiyle geri çekilen bazı askerlerin üzerine ateş emri vermesi yüzünden sert bir tartışma yaşanmıştı.
Şehzâde, Alman üst düzey komutanların önünde Enver Paşa'yı azarlamış, hatta bazı kaynaklara göre elindeki eldivenlerle suratına vurmuştu. Enver Paşa o esnada bir şey yapamadıysa da intikamını alacaktı!
Ayrıca harbin Osmanlı aleyhine geliştiğini gören İzzeddin Efendi, İngilizlerle münferit barış yapılması taraftarıydı. Ancak farklı hedefleri olan Enver Paşa'nın o sırada buna hiç tahammülü yoktu. Çünkü Alman patronları henüz hedeflerine ulaşamamışlardı.
Birkaç ay sonra Sultan Reşad Han'ın hastalığı artınca Veliahd Yusuf İzzeddin Efendi'nin tahta çıkma ihtimali, İttihatçıları ve Alman müttefiklerini panikletmişti. Çünkü bu durumda Sultan Reşad gibi sembolik değil, Abdülhamid Han gibi aktif bir padişah olacak ve mutlaka İngilizlerle anlaşma yoluna gidecekti.
Yusuf İzzet Efendi, 1 Şubat 1916 sabahı, Zincirlikuyu'daki köşkünde merhum babası gibi bilekleri kesilmiş vaziyette ölü bulunmuştu. Resmî kayıtlarda "intihara bağlı kan kaybı" olarak geçiştirilmişse de bu gerekçe, gerçeklerle hiç örtüşmüyordu.
Memleket meseleleriyle yakından ilgilenen ve padişah olacağı na kesin gözüyle bakılan birisinin intihara kalkışması hiç akla yatkın değildi. Ayrıca yakından tanıyanlar, iddia edildiği gibi psikolojik buhran yaşayan biri olmadığını söylüyordu.Mason olan ve İttihatçılar tarafından özellikle görevlendirien doktoru Bahaeddin Şakir'in öldürdüğünü iddia edenler de var, doktorların o gün özellikle uzaklaştırıldığını ve pencereden giren kiralık katillerin bileklerini kestiğini söyleyenler de. Ama bütün rivayetler, Yusuf İzzeddin Efendi'nin intihar etmediği, tıpkı babası gibi intihar süsü verilerek öldürüldüğü gerçeğinde birleşmektedir. Doğal olarak şüpheler, Almanların önünde fırça yiyen daha fenası; Şehzade'nin tahta çıkması halinde çok zor durumda kalacak olan Enver Paşa üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Asıl katilin, İngilizlerle anlaşmasından korkan Almanlar olduğunu iddia edenler de vardır ki, aynı şey demektir. Ne acıdır ki, kimsenin inanmadığı bu intihar hikâyesi, Diyanet'in yayınladığı ansiklopedide bile aynen tekrarlanmaktadır.