15 Temmuz 2020 Çarşamba / 24 Zilkade 1441
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Medaim Yanık
myanik@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Erdoğan, HDP ve liberal sol

13 Haziran 2015 Cumartesi

Erdoğan’a dostluk veya düşmanlık edenler onun kutsallığına veya insani kötülüğüne değil, siyasal fonksiyonuna tavır alıyorlar. Erdoğan’ın siyasal hayatımız için önemli olmasının en az beş nedeni var. Erdoğan bu toplumda %50 civarında sosyolojik karşılığı olan tek kişi. 13 yıl buyunca iktidarda kalan ve iktidar mücadelesini muhafazakar dindarlar lehine çevirebilen bir fonksiyon gördü. AK Parti’yi bir disiplin altında ve bir arada tutmayı başardı. Türkiye gibi yönetimi oldukça zor bir ülkeyi yönetebilme becerisi gösterdi. Bu süreçte, diğer coğrafyalarda de etki alanı oluşturdu. Tüm bunlar muazzam siyasal fonksiyonlar. Erdoğan’ın önemi işte bu fonksiyonlarından geliyor. Erdoğan’ın bu siyasal fonksiyonlarına karşı mücadele edenler, onu alaşağı etmek veya sınırlamak için fırsat yakaladıklarını düşünüyorlar. Ve bizden Erdoğan’ı istiyorlar.

Erdoğan ne yapacak?

Erdoğan’ın zihin dünyası ve kişilik özelliklerinden anladığım kadarıyla Erdoğan, siyasal fonksiyonunu sınırlayacak çabalara boyun eğmez. Eğer partiler Erdoğan’la işbirliği içinde çalışma perspektifinde olursa, Erdoğan radikal kararlar almaksızın, uyumlu çalışabilir. Aksi durumda ise tepkiler verir.

Kanaatimce, hangi koalisyon seçeneği olursa olsun, Erdoğan’ın siyasal fonksiyonunu sınırlamak isteyecektir. Bu durumda Erdoğan’ın radikal kararlar alarak, siyasal mücadelesine devam edeceğini tahmin ediyorum. Dünya oldukça realist işliyor. Erdoğan da realist davranmazsa, hem kişisel hem de temsil ettiği kitle acı hallere düşürülür.

HDP nasıl bir siyaset izleyecek?

HDP’nin bu seçimdeki başarısını takdir etmek gerekiyor. Oldukça realist bir politika izlediler. Hem Kürt seçmeninde “Kürtlük için hayati seçim psikolojisi” ile pozitif bir psikoloji, tehdit ile de “korku psikolojisi” oluşturdular. Bu ikisi bir araya gelince Kürt seçmeni ikna etmeyi başardılar. Kürt olmayan AK Parti karşıtı kesimlere de Erdoğan ve AK Parti’yi durdurabilecek tek güç oldukları mesajını verdiler. Bu mesajları kabul görünce de Erdoğan ve AK Parti’nin siyasal fonksiyonuna karşı olanların platformu haline geldiler. Sosyalist solun, Gezi muhalefetinin, Cihangir Türklerinin ve Doğan Medya’sının aktif desteğini almak da meşruiyet sorunlarının azalmasına sebep oldu. Bu kesimlerin oy sayısı yüksek olmasa da bu destek HDP’nin PKK bağlantısını ve Doğu’daki realist şiddet politikasını gizledi. Sonuçta, Batı da pozitif bir kampanya açığa çıktı. HDP’li olmak pozitif anlamlara dönüştü.

HDP için yeni dönem önemli zorluklar içeriyor. Yıkma becerileri kadar inşa etme becerilerinin olup olmadığını göreceğiz. HDP ve Demirtaş’ın bağımsız ve özgün siyasetler mi üreteceği yoksa, PKK vesayeti altında mı kalacağı açığa çıkacak. İlk işaretler PKK vesayetinin devam edeceğini gösteriyor.

HDP kampanyası sebebiyle AK Parti kitlesinden psikolojik olarak iyice uzaklaştı ve tam karşıt pozisyonuna düştü. MHP ile seçim döneminde sürdürdükleri karşılıklı çatışmama politikasını sürdürüp sürdüremeyeceklerini de göreceğiz. Karşılıklı gerilimin ilk sinyalleri oluşmaya başladı. Sonuçta, çözüm sürecini mümkün kılan tüm yapısal faktörler dağılmış oldu.

Liberal sol HDP koalisyonu ne olacak?

 Türkiye’nin önemli sorunlarından biri de liberal sol elitleri. Bu kişiler sayıları az olmalarına rağmen, siyasal öznelikleri ve iddiaları çok yüksek. Söylem üretebiliyorlar. Avrupa ile yakın ilişkileri var. Patronaj hakkı istiyorlar. Bir dönem AK Parti ile bu türden bir ilişki kurmaya çalıştılar. Şimdi aynı patronajı Kürt hareketine yapmaya başladılar. Kürt hareketinin ise kendi ajandası var. Bu konjuktürel işbirliğinin ne kadar süreceğini göreceğiz. İşbirliğinin devam edip etmeyeceğinin ilk göstergesi de, bu kesimin Erdoğan’a karşı “intikam arayışına” HDP’nin nasıl cevap vereceği üzerinden olacak.