03 Mart 2021 Çarşamba / 19 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Hüseyin GÜLERCE
hgulerce@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Erdoğan- Putin görüşmesi ve Kılıçdaroğlu

22 Şubat 2020 Cumartesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, İdlib'deki son gelişmelerle ilgili dün yaptıkları telefon görüşmesi, şimdilik Suriye’de tansiyonu düşürmüştür. “Taraflar, tüm anlaşmalara bağlı olduğunu ifade etti” açıklaması, temkini elden bırakmamızı gerektirmiyor.

Çünkü Rusya ile bu kaçıncı görüşme, bu kaçıncı anlaşma?

Türkiye, diplomasiden yana oldukça ABD, Rusya ve İran, bize güven vermeyen bir politika izliyor.

Rusya bize başka, Esad’a başka konuşuyor.

ABD, bir yandan Türkiye’nin yanında olduğunu açıklarken, bir yandan da 2021 yılı bütçesine YPG için 200 milyon dolar ayırıyor.

İran, Türkiye’ye hiç güven vermeyen bir komşumuzdur. Mezhepçiliği milli politika haline getirmiş, Esad’ı bize karşı kışkırtmakta ve desteklemektedir.

Bu üç ülkenin dışarıdan verdiği sıkıntı kadar CHP Genel Başkanının gayrı milli çizgisi, Türkiye’nin başına ayrı bir belâdır.

Geçtiğimiz 4 Eylül’de CHP Parti Meclisi, Sivas Kongresi'nin 100. yılı nedeniyle Sivas'ta toplandı. Kılıçdaroğlu, aynen şunu söyledi:

“Türkiye'nin bir dış politikası yok; Amerika ile Rusya arasında pinpon topu gibi gidip gelen bir Türkiye var.”

Geçen bir CHP sözcüsü de “Türkiye, bu iktidar yüzünden ABD ile Rusya arasında sarkaç gibi gidip geliyor” demişti.

Ne yapsaydı Türkiye? Birisinin yörüngesine girip uydu ülke haline mi gelseydi? Bunlar nasıl laflar böyle?

Daha ağırını MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin salı günkü Grup Toplantısında hatırlattı. Kılıçdaroğlu geçen hafta sonunda partisinin Ankara il kongresinde şunu söylemişti:

“Şimdi İdlib’de sıkıştılar. Sağa dönüyorlar olmuyor, sola dönüyorlar olmuyor. Hala ‘asacağız keseceğiz’ diyorlar.”

Milletimizin hissiyatına Bahçeli şöyle tercüman oldu:

“Bu sözleri Macron söyleseydi normal derdik. Bu iddiaları Esad, Hafter, bir başka hasım dile getirseydi, ‘herkes mayasına ve sütüne göre konuşur’ der geçerdik.

“Sayın Kılıçdaroğlu söyler misin bize, İdlib’de sıkışan kimdir? İdlib’de bulunan kimdir? Hangi mihrakların nam ve hesabına dedikodu yapıyorsun? Esad’ın propagandasına alet olmaktan hiç mi vicdan azabı duymuyorsun? Sen Türkiye Cumhuriyeti’ni bilir misin? Yoksa nüfus kütüğünü, Suriye Arap Cumhuriyeti’ne mi aldırdın?

“İdlib’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli mensupları Türk milleti adına vardır. İdlib’de sıkışan yok, ancak sıkıştırılmak istenen ülkenin Türkiye olduğu nettir. Sen hangi ülkenin, hangi örgütün, hangi işbirlikçinin fermanını okuyorsun? CHP’nin başındaki bu utanç vesikası, ülkesi ve milletiyle köprüleri atmış, bağını tamamıyla koparmış, Türk ve Türkiye düşmanlarının kadrosuna iltica etmiştir. Yazıklar olsun diyorum. Esad’ı Recep Tayyip Erdoğan’a tercih eden kokuşmuşlukla hiçbir şey konuşulmaz…”

Evet, Türkiye Suriye’de güvenliği için var. Kılıçdaroğlu, “ne işimiz var Suriye’de” diye kendi devletini dışarıya jurnalleyeceğine, ABD’ye, Rusya’ya, Fransa’ya sorsun; “sizin ne işiniz var bu bölgede?” desin.

Rusya’nın da, Amerika’nın da, Avrupa’nın da, bu arada Kılıçdaroğlu’nun da Türkiye’nin kararlılığını anlaması ve kabul etmesi gerekir.

İç cepheyi zayıflatmaya kalkanlar, dışarının cür'etini ve iştahını artırıyor.