Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Hakan Albayrak
halbayrak@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Erdoğan’ın imtihanı

01 Şubat 2014 Cumartesi

Haber 7’den Ömer Süt, “Usta’nın İmtihanı” kitabının müellifi A. Muhsin Meriç’le nefis bir mülâkat yaptı. Konu: Başbakan Erdoğan’ın İslam dünyası için mânâ ve ehemmiyeti. AK Parti için yeni bir ‘ideolocya örgüsü’ne nüve teşkil edebilecek olan önemli bir metin. Okumayanlar için -biraz kısaltarak- sunuyorum:

- Esas mesele ne?

- İmtihanın esası, temeli ve özü Türkiye’nin ve İslam Dünyası’nın yeniden inşâsı.

- Neye göre?

- Kadîm medeniyet değerlerine göre. Bunun için Cumhuriyet’in tüm birikimlerini değerlendirirken Kemalist ideolojinin yıkımlarını da tamir etmek gerekiyor. Tarihi yeniden okumak, toplumsal muhayyileyi, ortak aklı yeniden inşâ etmek gerekiyor. Bunun için eski korkularınızla hesaplaşmanız, yaraları sarmanız, travmaları rehabilite etmeniz icap ediyor. İnşâ etmek halı dokumak gibi. Sabır istiyor. Azim ve cesaret istiyor. İlmek ilmek, ahenk içerisinde, kırıp dökmeden. Bu açıdan bakarsak imtihanın eğitimden Kürt meselesine, ekonomiden bürokrasiye, askeriyeden yargıya, asayişten dış politikaya birçok konuda geçerli olduğunu ve hemen her konuda zor soruların ve sorunların bizi beklediğini söylemek mümkün.  

- Kitapta daha çok İslâm Dünyası ile ilgili konulara temas ediyorsunuz. Ustanın İmtihanı daha çok bu sahada mı?

- Evet, en çok İslam Dünyası ile ilgili konular var kitapta. Çünkü biz bir ümmetiz. Biz o koca dünyanın bir parçasıyız. Bazen başı, bazen gözü, bazen eli, kolu olduk tarihte. Bugün yeryüzüne yayılmış Müslümanların dertleriyle dertlendikçe biz, ‘biz’ olacağız. Bu bir inşâ süreci. Ümmet, kimliğini yeniden kazanıyor. Suriye, Mısır, Arakan, Doğu Türkistan, Kıbrıs, Patani, Keşmir, Bosna ve diğer bölgeler bizi uyandırıyor, diriltiyor. İçerdeki enerjimizi tüketmiyor aksine artırıyor. İslam Dünyası yüz yıl önce elinden alınan iradesini bugün yeniden kazanmak istiyor Türkiye de bu ‘geri dönüş’ hikâyesinin esas aktörü. İmtihanın bu sahada yoğunlaşması bu yüzden.

- Peki, nereye gidiyor İslâm

Dünyası?

- İslâm Dünyası’nın son yüz yılı İslâm tarihin de en karanlıklı dönemlerinden hatta en karanlığı diyebiliriz. İslâm medeniyetinin kavram ve kurumlarının tasfiye edildiği, İslâm Dünyasının paramparça olduğu bir yüzyıl bu... 1924’te Hilafet’in kaldırılmasından bu yana İslam Dünyası dayanışma mekanizmaları hep aradı. Mazlumları himaye edecek güçlü liderlere hemen dört elle sarıldı. İşte Erdoğan’da görülen ‘sır’ bu. İslâm Dünyası Erdoğan’a ve onun gibi duruş sergileyen Mursi’ye yeni bir Selahaddin Eyyubi gibi sahip çıktı. Güçlü, dik duran, iradesi sağlam, emanetçi olmayan, himmeti milleti olan, ümmete sevdalı olan, kendini adayan bir lider arayışı var bizim dünyamızın. Başbakan Erdoğan da geniş kitlelerce böyle algılandı. Bu algıyı yönetmek de başlı başına bir imtihan. Usta’nın ustalık isteyen bir başka imtihanı da bu.

- Karizmatik liderlik mi bu?

- Aslında tam değil. Olabildiğince gerçek. Karizmada biraz da olmayanın atfedilmesi vardır. Erdoğan’ı kendinden biri gibi gördüğü için insanlar sahip çıkıyor. İnsanüstü bir karakter olduğu gibi kabul ettiği için değil. Kalpler Allah’ın elindedir. İnsanlar böyle bir sevgi gösteriyorsa bunu ciddiye almak gerekir. Biz pozitivist değiliz. Tesadüfe hakiki anlamda inanmayız. Meseleye biraz da bu yönden bakmalıyız. Bir hadisi şerif mealen şöyle der: “Bir kişinin Allah katındaki kıymetini bilmek isterseniz hangi işlerde istihdam edildiğine bakınız.” Bugün Erdoğan’a nasip olan hizmetlere insafla baktığımızda bunu görmemiz ve kadirşinas bir tavır sergilememiz gerekir. Hata varsa da söylemekte tereddüt etmememiz gerekir. Bu da bizim imtihanımız. Çok çetin bir imtihandır hakkı teslim edebilmek.

- Usta’nın İmtihanı’ndan ne bekliyorsunuz?

- İmtihanımızı kolaylaştırmasını elbette... Burada, Usta temsilci ve sembol... İmtihan ise hepimizin imtihanı... Yiğit düştüğü yerden kalkacak. Bunun için İslam Dünyası’nın son kalesi Türkiye’ye sahip çıkmamız ve mazhar olduğumuz nimetlerin kıymetlerini bilmemiz lazım. Son yıllardaki siyasi istikrar tüm potansiyelimizi ve eksikliklerimizi ortaya çıkardı. Kitap, okuyucuya bunun farkına varmasına vesile olsun yeter. Bölgemiz ateş çemberine atılarak Türkiye’nin normalleşmesi, büyümesi engellenmek isteniyor. “Buna dur demeliyiz” diyenlerin sayısının artmasını ümit ediyorum.