30 Ekim 2020 Cuma / 13 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Ermenistan provokasyonu yoksa Moskova'nın siparişi mi?

14 Temmuz 2020 Salı

Evvelki gün Ermenistan ordusu, Azerbaycan sınırlarına yaklaşarak savaş içerikli saldırıya geçti. Bir askerin tesadüfen ateş açması durumu olmadı. Sistemli ve emir komuta zinciri kapasiteli saldırı formatındaydı. Gece sabaha kadar ateş kesilmedi. Azerbaycan ordusu, Ermeni tarafının saldırısını geriye püskürttü. Azerbaycan’ın 4 şehidi ve yaralısı var. Ermenistan tarafının 30 civarında kaybı söz konusu oldu.

Evet, görünür haber budur!

Geçelim şimdi bu çatışmanın çıkış noktasına. İşgal edilmiş Azerbaycan topraklarının savaşarak geri alınması isteği, Azerbaycan’da hakim istektir. Lakin kesin savaş ortamı oluşturulmasına izin vermeyenlerin başında Rusya olduğunu herkes bilmekte. Lakin aynı Rusya, savaşa benzer oyunları da zinde tutarken, esasında ayar mekanizmasını ayakta tutmakta.

Peki, Azerbaycan’a yönelik bu kadar emir komuta zinciri içerikli püskürtülmesine rağmen, Ermeni saldırısı neyin nesi oldu?

Ermenistan ekonomik olarak ciddi sorunlar yaşamakta. Paşinyan gelir gelmez, özellikle içerideki Karabağ Ermenileri grubunun etkisini azaltma peşinde. İçeride kendince yeni dizaynı, Karabağ üzerinden şekillendirmek istemekte. Bu meselenin bir tarafı. Meselenin başka tarafı da Azerbaycan’a bağlıdır. Azerbaycan Hükümeti son bir senedir Rusya’nın etkisini, ülke içinde taşıyan 5. Kolunu temizleme peşinde. Özellikle iktidar içindeki temizlemelere bakıldığında Rusya versiyonu isimlerin sahneden dışlandığını ve bunu Başkan İlham Aliyev’in önemsediğini görmekteyiz.

Putin’in son röportajından, geçen yazımda bahsetmiştim. Açıktan Sovyet ittifakı formatını dayatma peşinde olduğunu son zamanlar daha açık ve biraz da ısrarla dile getirmekte.

Bu ısrarın çevredeki devletlere yansımasını göz ardı edemeyiz. Aliyev her ne kadar denge politikası üzerinden siyaset inşa etse de, Rusya’nın baskı ve etkisinin fazla olmasından pek hazzetmediği açıktır.

Rusya açıktan Yukarı Karabağ işgali üzerinden, Azerbaycan ve Ermenistan hattını zinde tutmakta.

Diğer taraftan Rusya, Libya’da Hafter dayatmasında! Ateşkes istiyor doğru, lakin Türkiye’nin kesin belirlediği “Hafter’le olmaz” tutumunu eritme gayreti içinde. Anlaşılan Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kırım Tatarlarının efsanevi lideri Mustafa Cemiloğlu ile görüşmesini de, Libya frekanslı diplomatik kanal çalışmasını kafasına takmış oldu.

Rusya bu görüntüden rahatsız oldu. Ermenistan’ın bunca iç ve dış sorunlarla boğuştuğu bir zamanda Azerbaycan sınırlarına saldırıya geçmesi anlamlıdır. Hem de saldırının merkezine bakıldığında Karabağ tarafından yapılmamıştır. Ermenistan sınırları içinden Azerbaycan’ın Tovuz bölgesi taraftan gerçekleştirilmiştir. “Tovuz, Gazak, Gence” demek ne anlam taşıyor, onu da küçük bir not düşelim. Gencebasar bölgesi içinde barındırdığı Agstafa, Tovuz, Şemkir, Gazak; Azerbaycan Türklerinin esasen de Oğuz boyunun yoğunlaştığı milli hassasiyetin barındığı ana damar bölgedir. Azerbaycan Türklerinin İrevan’a kadar uzanan Batı bölgesi Selçuklu Osmanlı ve Türkiye frekansını her zaman zinde tutan bölgedir. Sorabilirsiniz, ne alakası var bu saldırı ile? Ermeniler üzerinden sık sık bu bölgeye göz dikilmesi Türkiye ile etnik bağın da kopartılması anlamını taşımakta. Gürcistan’daki Ahıska bölgesi ta Türkiye sınırından Azerbaycan sınırına kadar orta hattı bağlamakta idi. Ahıska Türklerinin o topraklardan çıkartılıp Ermenilerin yerleştirilmesi de bu geniş planın parçasıdır. Yani evvelki gün Azerbaycan sınırında olup bitenler tesadüf değil, “Rusya’nın da içinde olduğu parçalı oyunun devamı” olarak okumamız gerekli.