Hemen tekrar edelim ki İsrail ve ABD'nin İran'a saldırısı gayri meşrudur, hukuksuzdur, terör eylemidir, haydutluktur.
İran'ın direnişi ise hakkıdır meşrudur.
Evet, ABD sahip olduğu imkânlarla İran'a büyük zararlar vermiştir ama boyun eğdirememiştir!
Dün rejim değişikliğinden bahseden saldırgan ABD, şimdi anlaşma için manevralar yapmaktadır.
Kabul edelim ve takdir edelim ki İran onca hasara rağmen eziklik göstermemiş dik durmuştur!
Karşısındaki hayduta anladığı dilden cevap vermekte de tereddüt etmemiştir!
İran'ın tazminat talebi ve ambargonun kaldırılmasını istemesi en tabii hakkıdır.
Hem ateşkes ilan edip hem de boğazda abluka uygulamak ayrı bir haydutluktur ve İran tarafının söylediği gibi ateşkesi ihlaldir.
Hem suçlu hem güçlü edasıyla hukuksuz olarak Hürmüz'e abluka uygulayan ABD, doğal seyirde bulunan İran gemisini hukuksuz olduğu gerekçesiyle vuruyor!
Tam bir Firavun tam bir Nemrut edası!
Ama karşısında binlerce yıllık devlet geleneği olan bir İran var.
İran ABD'nin bu hukuksuz tavrına karşı boğazı tekrar kapatarak 'orada bir dur bakalım' demiş ve gereken cevabı vermiştir.
İran karşısında ABD imparatorluğunun karizması her gün yeni çizikler almaktadır.
Trump 'anlaşmaya varma konusunda çok iyimserim' diyor, 'anlaşma çerçevesi hemen hemen hazır.' diyerek kuyruğu dik tutmaya çalışıyor.
İran da son hafta diplomatik gelişmeler yaşandı diyerek kapıyı kapatmıyor ama bu süreçte ilginç bir şekilde -cumhurbaşkanı başbakan bakan değil- Pakistan Genel Kurmay Başkanı aktif rol oynuyor. Hatta Hürmüz'deki abluka için Trump'ı 'anlaşmaya engel olur' diyerek ikaz ediyor, Trump da genel kurmay başkanının ikazını değerlendireceğini söylüyor!
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan diplomasiyi önemsediğini söylüyor ama temkini de elden bırakmıyor.
Çünkü İran tarafı ABD'nin tekliflerinin ciddi olmadığını, gerçekçi bulmadıklarını ve kabul edilebilir olmadığını ilan ederek ABD'yi zorluyor!
ABD rejim değişikliğini bir kenara bırakarak uranyum dosyasını temel mesele olarak değerlendirirken, İran bu konuda kesinlikle taviz vermeyeceğini, uranyumun herhangi bir ülkeye naklini kabul etmeyeceğini söyleyerek dayatmalara kesin bir dille karşı çıkıyor.
Bu ortamda İran kesinlikle eziklik göstermiyor tarihe geçecek bir direniş sergiliyor.
Rejimi ve mezhebî yanlış politikaları bir yana İran bu süreçte 'Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz!' diyerek ABD'ye ağır dersler veriyor.
Evet, İran Siyonizm ve emperyalizmin burnunu sürtüyor!
İran'ı takdir ediyorum ama İran tarafına güvendiğimi de söyleyemiyorum.
Yarın ABD ile bölge aleyhine tecelli edecek bir anlaşma yaparsa da şaşırmam!
O yüzden İran ABD'ye karşı onurlu bir duruş sergiliyor olsa da bölge ülkelerinin ve halklarının güvenini kazanmaya ihtiyacı var!
Savaş sonrası önceki mezhebî politikalarını sürdürürse yalnız kalmaya mahkûm olur!
Dilerim savaştan sonra mezhebî politikalarını bir kenara bırakarak İslam dünyasıyla bütünleşip geçmişe bir sünger çekmeyi ve yeni bir sayfa açmayı akleder!
Meselenin bir de Lübnan boyutu var ki orası biraz daha girift bir hal aldı.
Avrupa'nın da desteğiyle Lübnan hükümetinin İsrail'in talebi olan Hizbullah'ı silahsızlandırma politikası Lübnan'ı tamamen savunmasız bırakacak bir sonuç doğurabilir.
Nitekim İsrail güney Lübnan'da onlarca köyü boşalttı ve sakinlerini dönmemeleri için tehdit etti, işgalini pekiştiriyor.
İsrail'in hedefi kesinlikle güvenlik değil yeni toprak kazanımıdır.
İşgalin önündeki tek engel de Hizbullah'ın askeri gücüdür.
İsrail o engeli Lübnan hükümeti eliyle aşmaya çalışıyor.
Lübnan hükümeti Hizbullah'ı silahsızlandırmak yerine Hizbullah'ın askeri gücünü orduya entegre ederek kendi güvenliğini güçlendirebilir.
Aksi takdirde Lübnan'ın bir kısmı yeni Batı Şeria olabilir!
İnşallah olmaz ama gelişmeler hayra alamet değil!