14 Nisan 2021 Çarşamba / 2 Ramazan 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Aziz ÜSTEL
austel@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Faili meçhul cinayetler - 1995 sonrası (1) Hizbulkontra diye bir mikrop!!

04 Şubat 2020 Salı

Devlet olarak en büyük ayıplarımızdan biri Faili Meçhul Cinayetlerdir. Bu cinayetler 1993-1994 yıllarında doruğa ulaşmıştı. Her ne kadar 1995'den sonra önceki yıllara oranla cinayet sayısında bir azalma gözlenmişse de, başta OHAL Bölgesinde olmak üzere, her meslek ve çevreden 166 kişi öldürüldü. En çok cinayet işlenen illerin başında Diyarbakır ve Batman, sonra sırasıyla Adana ve Mersin geliyordu ki bu iki il, Güneydoğu'dan göç eden Kürt nüfusun yeni yerleşim bölgesiydi.

Derken 15 Aralık 1995'de hiç beklenmedik bir şey oldu ve PKK tek yanlı ateş kes ilan etti. Ancak bir hafta sonra yetkiliker bir minibüste bulunan ve yedisi köy korucusu olan 11 kişinin PKK tarafından öldürüldüğünü ve minibüsün yakıldığını açıladı!

Genel Kurmay Başkanlığı önde gelen bütün gazete ve televizyonlardan gelen gazetecileri, Şırnak'ın Güçlükonak İlçesine taşıdı. Daha sonra dönemin BB Tansu Çiller, insanlık düşmanlarının kazdıkları kuyuda boğularak öleceklerini söyledi! Kısa bir süre sonra uluslararası mesleki kuruluşlarıyla insan hakları örgütleri katliamı inceledi, kanıt topladı ve "toplanan kanıtlar, katliamın sorumluları arasında hükümet güçlerinin bulunduğunu" ilan etti!

Katliamı ardından minibüste yanarak ölen kişilerin kimlikleri saptandı ve cesetler ailelerine teslim edildi. "Yakınların anlatımlarına göre, katliamda ölenlerin bir bölümü olaydan kısa bir süre önce göz altına alınmış, ölenlerden korucu olanlarsa minibüse iki uzman çavuşla birlikte binmişti."

Devletçe desteklendiği öne sürülen ve Hizbulkontra" olarak adlandırılan ve devletçe desteklendiği fısıldanan ve birçok faili meçhul cinayetin sorumlusu olduğu söylenen Hizbullah örgütü içinde kanlı çatışmalarda pek çok kişi, satırlı, bombalı silahlı saldırılarda öldürüldü.

Böylece faili meçhul cinayetler 1993 yılından itibaren cami imamları ve din adamlarını da hdef almaya başladı. Saldırıları yapanların tümünü 17-18 yaşında gençler oluşturuyordu. Saldırılara kimi din adamlarının Hizbullah faaliyetlerine karşı çıkmaları ve görev yaptıkları cami ve okullara Hizbullah militanlarını sokmamalarının yol açtığı bildirildi. Bu gelişmeler devletin PKK'ya karşı dinci örgütleri destekleme siyasetinden vaz geçmeye başladığı olarak da yorumlanıyordu. Nitekim 1995 yılından itibaren Hizbullah örgütüne karşı operasyonlar yoğunlaşmaya başlamış, bir kaç yıl içinde örgüt büyük ölçüde yok edilmişti.