İş çıkışı yıllardır aynı caddeden mecburen geçiyoruz.

7-8 şeritten gelen araçlar birbirinin içine karışıyor.
Kaos kriz yaşanıyor...
Tek şeride sığışılmaya çalışılıyor...
Geçenlerde baktım bir vatandaş yola çıkmış.
Kördüğüm haline gelen trafiği açmak için insaniyet namına mücadele ediyor. Bu fotoğraf da o ana dair...
Burası İBB'nin yıllar önce metro çalışması başlattığı Mimar Sinan İstasyonu şantiyesi nedendir bilmiyorum yıllardır o şantiye yerinden kalkmıyor, yola bir çözüm bulunmuyor... Her akşam o noktada 100-150 metrelik yolu geçmek için yarım saat insanlar çırpınıyor. Çile çekiyor... Fotoğrafta olduğu gibi de kimi zaman iş başa düşüyor. Vatandaş kendi çözümünü kendisi üretmeye çalışıyor... Özetle İstanbullular olarak kaderimizle baş başayız ve İmamoğlu'nun faturasını açık söylemek gerekirse biz ödüyoruz...
Fatura demişken İmamoğlu 2019'da toplu ulaşım için "haktır" deyip, "sembolik bir ücret olacak" vaadinde bulunmuştu.
O gün bilet 2 lira 60 kuruştu...
İBB'nin son zammıyla birlikte 42 liraya çıktı...
Altı yılda ulaşıma yapılan zam yüzde 1515 seviyesinde...
Sadece son bir yılda yüzde 55 zam yapıldı.
Merak ettim geçen yıl bu zamanlar mazot kaç paraymış diye baktım. Litresi 47 lira... Yani toplu taşımadaki en büyük gider kaleminde öyle büyük bir değişim yok...
Enflasyon yüzde 30 ama İBB'nin zammı neredeyse enflasyonun iki katı... İşin daha kötü yanı bu zamlar aynı şekilde taksi, dolmuş, servis minibüslerine de yansıyor... Üstelik son zamla birlikte toplu taşımada ödediğiniz bilet fiyatına özel aracınızla neredeyse 12 kilometre yol gidebiliyorsunuz. Ancak özel aracınızla yola çıksanız bu kez de İSPARK'ın fahiş otopark ücretiyle karşılaşıyorsunuz. Bir saati bir dakika geçseniz tarife 250 lira oluyor... Tek sermayesi asfalta tabela dikmek bir de personel koymak olan İSPARK üstünden yapılan vurgunu da siz düşünün, durum öyle vahim ki bazı özel otoparklar bile İSPARK'tan daha ucuz hale geldi...
Hadi diyelim ki toplu taşımaya yapılan zammı sineye çektik... Karşılığında doğru düzgün hizmet alabiliyor muyuz? Ona da ne kadar "evet" diyebiliriz. İstanbullular kendisi karar versin... Cumhurbaşkanlığı sevdasıyla kurduğu eko sistemin faturasını İmamoğlu Silivri'de biz İstanbullular da her gün çile yaşayarak ödüyoruz...
Takdir İstanbullunun...

YÜZDE 37.2
"İğne deliğinden dünyayı görmek" diye bir deyim vardır. Venezuela'da ABD Enerji Bakanı Wright'ın önüne kırmızı halı serilip, seremoniyle karşılanması haberinden sizi deprem konutlarına kadar uzanan bir fikir turuna çıkarmak istiyorum...
Mesele şudur...
ABD, Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu paketleyip götürdü... Yerine geçen Rodriguez, ABD Enerji Bakanı Wright'ı kırmızı halıyla karşıladı. Petrol tesislerini gezdirdi. ABD'li Bakan, "Venezuela petrol üretimini bu yıl yüzde 40 artırmalıyız. Oyun değiştirmek zorundayız. Bunu Venezuelalıların ve ABD'nin kazancı için yapmalıyız" deyiverdi... Gerçi çok da şaşırmamak lazım, Trump zaten "Bizim olan petrolü alacağız" dememiş miydi? Yani Venezuela'da kral öldü, yaşasın yeni kral dönemi var...
ABD, tereyağından kıl çeker gibi yaptığı bir operasyonla hem enerji kaynaklarına çöktü, hem de ülkenin yönetimini yeniden dizayn etti...
Özetle kaleyi içerden fethetti...
Aslında senaryo size tanıdık gelebilir...
Zira 15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimi de aslında bir kaleyi içeriden fethetme operasyonuydu... Esptein belgelerinden anladığımız kadarıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ'cü teröristlerin elinden kıl payı kurtulmuş ardından da milletiyle kucaklaştığı için FETÖ'nün işgal planı bozulmuştu...
Burada sorulması gereken soru şu?
FETÖ'cüler o gece Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Marmaris'te derdest etseydi...
FETÖ'nün iplerini tutanları Türkiye'de kimler törenle karşılayacak, kırmızı halı serecek, Türkiye'nin kritik tesislerini dolaştıracaktı?
Hatırlayın Eski ABD Başkanı Biden, Meclis'te bombalanan yerleri dolaşırken nasıl da dalga geçer gibi "biz o gece yaşananları bilgisayar oyunu" sandık diye konuşmuştu...
Biden demişken o artık ezber ettiğimiz konuşmasını da bir hatırlayalım isterseniz... Ne demişti, "Bu kez Erdoğan'ı Türkiye'deki dostlarımızla seçimle devireceğiz"...
Bu yüzden Meclis'teki saldırı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı bu konuşmayı iyi tartıp, değerlendirmekte fayda var...
"Yeni bakanlarımızın yemin etmesine engel olmak için her türlü eşkıyalığı, milletin kürsüsünü işgal etmek dâhil her türlü zorbalığı sergilediler. Engelleyemeyeceksiniz, durduramayacaksınız. Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz, ne gücünüz yetmez, özgür"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "durduramayacaksınız" diye meydan okurken, tıpkı 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi sadece ve sadece milletine güveniyor... Zira biliyor ki, milletine değil de egemen güçlere sırtını yaslayarak siyaset yapanların gittiği yolun sonu acı, gözyaşı ve zulüm oluyor... İnanmayan Ukrayna'nın başından geçenleri bir açıp okuyabilir... Fonlanan zihinlerle oluşturulan algı atmosferinde Zelenski'yi iktidara getiren Ukraynalıların başına gelenleri bir gözden geçirebilir... Bu yüzden fonlanan zihinlerle oluşturulan karanlık atmosferi kimse hafife almamalı... Zira yalanlar zihinleri karanlığa sürüklüyor... Öyle ki Cumhurbaşkanı Erdoğan 455 bin konutu teslim ettiği, 3+1 daireyi 484 bin lira gibi bir paraya depremzedeye neredeyse hediye ettiği gerçeğinin üstü CHP yalanlarıyla örtülmeye çalışılıyor.
Ve işin acısı bu yalanlar önemli bir kitlede zihinleri bulandırmaya da yetiyor. Areda Survey'in ocak ayı araştırmasında konuyla ilgili çok çarpıcı bir sonuç var... Araştırmaya katılanların yüzde 37,8'i hükümetin deprem konutları konusunda başarısız olduğuna inanıyor.
CHP hiçbir konuda olmasa bile, ideolojik körlük içinde bir kitle oluşturmayı başarmış gibi görünüyor. Çalışmak, üretmek, vizyon ortaya koymak yerine elindeki tek sermaye olan "Erdoğan düşmanlığı"na sarılıyor.
Gerçekten yazık...
Her zaman olduğu gibi takdir milletin elbette...
Ancak testiyi dolduranla testiyi kıran arasındaki farkın bu kadar açık olduğu deprem konutları meselesinde bile zihinlerin nasıl kirletildiğine de iyi kafa yormak gerekiyor...

"ENGELLENİYORUZ"
CHP, yerel yönetimlerdeki beceriksizliğini her daim "Engelleniyoruz" yalanıyla örtmeye çalıştı. Asrın Felaketi Oldu. Enkazın üstünden "Engelleniyoruz" yalanına sarıldı.
Tek bir konut dahi inşa etmedi. Ama hakkını yemeyelim çöp konteyneri gönderdi...
Şimdi sıkı durun...
CHP Aydın'da 17 ilçede kullanılacak yatırımlar için İller Bankası'ndan alınacak bir buçuk milyar liralık krediyi engelledi...
Yani yıllardır söylediği "Engelleniyoruz" yalanını bizzat CHP kendisi uygulamaya koydu...
CHP'li Meclis üyeleri yatırıma, hizmete "Hayır" oyu verdi.
Tek sebebiyse Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun CHP'den istifa edip, AK Parti'ye geçmiş olması...
Durum öylesine vahim ki, Aydın'da 50 muhtar protesto eylemi yaptı. CHP Aydın İl Başkanlığı önüne siyah çelenk bıraktı...
Hacıhamzalar Mahalle Muhtarı Seyhan Deniz, "Siz siyaset uğruna yolların yapılmasına engel oluyorsunuz. Hizmete engel olmaya utanmıyor musunuz? Aydın halkını cezalandırmaya utanmıyor musunuz?" diye sordu...
Sahi utanmıyor musunuz?