28 Şubat 2021 Pazar / 16 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Halime KÖKCE
hkokce@stargazete.com
Yazarın Sayfası
Dinle

FETÖ'nün medyası da vardı, FETÖ'ye hizmetkar medya da

01 Şubat 2021 Pazartesi

Gazeteci Hilal Kaplan, yayında kendisinden bahsedilmesi üzerine Habertürk televizyonuna bağlanıp bir zamanlar Habertürk’te çalışan FETÖ’cüleri sayıp dükünce, medyadaki FETÖ yapılanmasından habersiz gazetecilik yapmaya çalıştığımız günleri hatırladım. Habertürk televizyonu ve gazetesi, 17-25 Aralık kumpası öncesi ve sonrasında biz diyelim kimi çalışanları ama belki de doğrudan patronajı üzerinden FETÖ’ye epey arka çıktı. Fatih Altaylı’nın kurumunu savunmak adına “FETÖ’nün en güçlü olduğu günlerde manşet attık” dediği haberi aynı gün internet sitesinden çıkardıkları ve Gülen’den özür diledikleri de anlaşıldığına göre konunun tartışmaya açık bir tarafı yok bence. Meselemiz FETÖ’nün güç zehirlenmesi yaşadığı günlerde medyadaki hakimiyeti de değil zaten. Ona bakarsak kırık notu olan çok fazla…

FETÖ ile mücadele, peş peşe yaşanan vahim hadiselerle cereyan ettiği için medyayı nasıl kullandıklarını enine boyuna konuşamadık aslına bakarsanız. Tüm bu süreçte medya çok merkezi bir yerdeydi ama FETÖ’nün medyayı nasıl kullandığı bahsi daha çok doğrudan FETÖ medyası üzerinden konu edildi ve yargıya taşındı. Dolayısıyla FETÖ’nün yayın organı olarak tespit edilenler de kapatıldı. Ancak FETÖ’nün asıl gücü kendisine ait olmayan yerlerde de var olabilmesi ve doğrudan FETÖ mensubu olmayanları da kullanabilmesindeydi.

FETÖ’nün bu şekilde hizmet aldığı kişiler iki gruptu. Biri “kullanışlı aptallar” tabir edilen, neye alet olduğu ve kimin için çalıştığını bilmeden FETÖ’nün değirmenine su taşıyanlar. FETÖ’nün yayın organı olduğu sonradan anlaşılan Taraf gazetesi çalışanlarının bir kısmının bu kategoride olduğunu biliyoruz.

İkinci gruptakiler ise, FETÖ’yü artık kanlı canlı görmüş oldukları halde tabiri caizse gavurluğuna, düşmanımın düşman dostumdur anlayışıyla FETÖ’nün tezlerini, iddialarını yaymaya devam edenler.

Bunların bir kısmı, seküler-sol çevrelerde yetiştikleri ve İslamofobik oldukları için vaktiyle FETÖ’nün cemaat tipi faaliyetlerine karşı çıkmış kişiler. Bu kişiler, mezkur yapı bir terör örgütü olarak faaliyete geçip böylece tescil olduktan sonra, eskiden aleyhine söyledikleri bir kaç sözün arkasına sığınıp, “Daha kimse FETÖ demezken ben onlarla mücadele ediyordum” diyerek bugün FETÖ’nün ekmeğine yağ sürdükleri gerçeğini gizlemeye çalışıyorlar.

Habertürk kanalındaki manzara tam da bunu resmediyordu.

Oysa ne durumun kendisi ne de cemaatten örgüte geçişin tarihi muğlak.

FETÖ, 40 yıldır “tamam şimdi” denilecek zamanı bekleyerek hareket etmiş, yapılanması ve kadrolaşmasını buna göre ayarlamış, -ki zaten öyle- fakat hiç eyleme geçmemiş olsaydı bugün hala cemaat olarak anılacaktı. Buna demokrasilerin nimeti de diyebilirsiniz dezavantajı da.

Fakat, bu yapının devlete ve millet kastettiği ve bunu da dışarıdan aldığı emirle yaptığı anlaşıldıktan sonra hala kem küm ediyorsanız, “Kullanışlı aptalım” deme şansınızın da kalmadığı bir yerdesinizdir artık.

Medya çalışanları iyi bilir, dershane krizi, bizim için FETÖ’nün kendini devlet ve hükümet üzerinde bir vesayet odağı olarak konumlandırdığının anlaşıldığı olaydır. O günden sonra yavaş yavaş saflar netleşmeye ve sertleşmeye başladı.

Meşrebine, mizacına göre, kimi biraz erken kimi biraz geç, nerede duracağını belli etti. FETÖ, her gazeteye, televizyona adam yerleştirmişti zaten. Star gazetesinin de kritik köşe başlarında FETÖ’cüler varmış meğer. Karıncayı incitmez muhlis sandığımız biri şimdi Yunanistan’da kaçak. Agnostik liberal bildiğimiz adam, meğer FETÖ adına Kandil’dekilerle görüşmeler yaparmış…

FETÖ’nün kendi adı ile faaliyet yapamadığı günlerde en çok ihtiyacı olan şey, tezlerini savunacak kişilerdir. FETÖ ile ilişkisi olmayan ama düşmanımın düşmanı dostumdur deyip FETÖ namına konuşan, yazan kişiler…

FETÖ toplumda mahkum edilmiştir ama medya ve siyasette FETÖ adına konuşanlar hala vardır.

Dershanelerin kapatılması sürecinden bu yana FETÖ’nün tüm saldırılarını ve bunlara karşı mücadele sürecini birlikte takip ettiğimiz gazeteci arkadaşımız Kemal Gümüş’ün İşgalin Yapı Taşları’ndan sonra yeni çıkan ikinci kitabı FETÖ’nün Yol Haritası’nı FETÖ’nün iş yapma ve insan kullanma yöntemlerini anlamak adına şiddetle tavsiye ederim.