06 Mart 2021 Cumartesi / 22 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Aziz ÜSTEL
austel@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Geçmişten günümüze provokasyon manzaraları

06 Mayıs 2013 Pazartesi

Mayıs 1979...şiddet dorukta gençler sağ-sol diye ikiye bölünmüş sürek avına çıkmış, birbirini vuruyor. Kimilerine faşist denmekte kimilerineyse komünist. Bu yaftaları yapıştıran, bu gençleri kışkırtan, ellerine önce silahı tutuşturanlar kim?

Amasya’nın CHP’li Belediye Başkanı Gündüz Türen, 1979 Mayıs’ında , İç İşleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş’i aradı telefonla. Robert Alexander Peck adında bir CIA görevlisinin bölgede dolaştığını,  Amasya’daki Alevi-Sünni oranını, Amasya’daki genel nüfusa göre işçi sayısını, Amasya’da sağ mı daha güçlü sol mu diye sorduğunu anlatır. Dahası Amasya’daki çatışmaların mezhepsel, etnik ya da siyasi görüş ayrılıklarından mı kaynaklandığını merak etmektedir Peck. Hasan Fehmi Güneş konuyla ilgili tüm bilgilerin acele gönderilmesini ister belediye başkanından.

Güneş, bu konuşmadan sonra Amasya Valisi Aydemir Ceylan’ı arayarak “Amerikalıyla ilgilenin, onu konuk edin” der. Gereken yapılır, Peck Orman İdaresi’nin konuk evinde ağırlanır, ertesi gün de çekip gider.

O sıra Güneş, Karadeniz gezisine çıkmıştı. Özellikle yerel gazetelerin muhabirleri Peck’i sordular: “Her şeye karışıp bozmaya çalışıyor sanki. Bilginiz var mı?” Güneş bilgisi olduğunu söyledi: “Göreviyle bağdaşmayan işler yapıyor. Ülkede olup bitenler konusunda tarafmış gibi davranıyor. Yetkilileri sorguya bile çekiyor! Amerikalı görevliyi yakından izliyoruz!”

Kamuoyu olayın üzerinde durmadı. Ama ABD Büyükelçisi Spain, “Amerikalı görevliyi yakından izliyoruz.” açıklamasına çok kızmıştı. Hemen Hasan Fehmi Güneş’le görüşmek istedi. Güneş, görüşecek birşeyi olmadığını söyledi. Spain bu kez Dış İşleri Bakanı Gündüz Ökçün’den randevu istedi. Ve Bakanının  karşısına gelince, bağırıp çağırdı, Güneş’in özür dilemesini istedi.  Ökçün, Peck’in CIA görevlisi olduğunu, bir diplomatın uzak durması gereken ilişkiler içinde bulunduğunu anlattı elçiye. Bu tutumunu sürdürürse persona non grata (istenmeyen kişi) ilan edileceğini belirtti.  

Amerikalı CIA görevlisi olayının hemen ardından İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş, Aynur Aydan adında bir şarkıcı kadınla basıldı. Güneş yıllarca bunu inkar etti. Gerçekte böyle bir ilişki yoktu ama itibarsızlaştırılması gerekiyordu Peck olayının bedelini ödemesi şarttı.

Ve Hasan Fehmi Güneş istifa etti. Bu olayı en iyi açıklayan Mahir Kaynak’tır. Ona göre Güneş, CIA’yle “oynamanın” bedelini ödemişti.  “Güneş olayı bi tezgahtır; CIA ve MOSSAD yapmıştır. Başka bir örnek: Demirel Çağlayangil’i feda etseydi, 12 Mart’ta düşmeyebilirdi. Kamran İnan’ı Dış İşleri Bakanı yapsaydı koltuğundan indirilmezdi.”

Bizi 12 Eylül’e götüren yolda birçok yabancı istihbarat görevlisi canla başla çalıştı, gençleri birbirine kırdırdı. Kahramanmaraş olaylarından tutun Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu ve iki torununun ölümüyle sonuçlanan bombanın patlatılmasına kadar, birçok olay Türkiye’yi 12 Eylül’e taşıdı. Bu olayların hemen hepsinin ardında yabancı istihbarat birimleri vardı çünkü bu işler “çoluk çocuğun becerebileceği işler “değildi. Zaten hemen hiç birinin de sorumluları yakalanmadı 12 Eylül sonrasında. Peki o yıllara neden geri döndüm şimdi?

Çünkü herşey dışarıdan görüldüğü gibi değildir.  Çünkü halkı kışkırtmak için bilinçli bilinçsiz ama mutlaka uzaktan kumandalı ya da salt kişisel çıkarlar uğruna laflar bu gün de söyleniyor.

Örneğin BDP Eşbakanı Selahatin Demirtaş, “askeri konvoyların yolunu kesin;

asker Hakkari’den, sınırdan çekilsin” çağrısında bulunurken Gülten Kışanak “Apo serbest bırakılmadan barış olmaz” diyebiliyor. Daha ortada fol yok yumurta yok! Salt, hükümetin birbaşına sürdürdüğü olağanüstü bir çaba var her türlü engellemeye karşın.  Herşey biter, millet tam anlamıyla rahata huzura kavuşur, herkes ikna olur bu topraklarda dostluk ve kardeşliğin süreceğine, herkesin birinci sınıf vatandaş olacağına, ondan sonra bunları, gene konuşmak istersen konuşursun. Ama salt siyasi varlığını ve yaşamını sürdürmek için bunları söylemek, insanları kışkırtmaktan öte bir işe yaramaz! Zaten bu millet geçmişten çok ders aldı; bu tezgahlara gelmeyecek, kışkırtmalara kulak asmayacak kadar da akıllandı; onun için boşuna çenenizi yormayın. Tabi eğer gene binlerce kişinin ölmesini istemiyorsanız!