15 Temmuz 2020 Çarşamba / 24 Zilkade 1441
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Murat Çiçek
mcicek@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Genelkurmay’ın ışıkları

25 Şubat 2015 Çarşamba

Darbe-vesayet dönemlerinin “başarılı” gazetecilerinin kerteriziydi o ışıklar. 

Yeni Akit Gazetesi, Şah Fırat operasyonu için “Genelkurmay’ın ışıkları bu defa ülke için yandı” başlığı atarak değişen Türkiye vurgusu da yaptı.

“Sivil” Başbakan askerlerle Karargah’ta, Başkomutan Beştepe’de.

Türkiye için hazırlanan oyunu dağıtan bu fotoğraf, bazılarının fena halde bozulmasına yetti de arttı bile.

Peki, neden bozuldular? Neden hala yalan ve çarpıtmadan vazgeçmiyorlar? Neden “toprak kaybettik” argümanına ısrarla sarılıyorlar?

Aslında ilk bozulmalarını 13 Mart 2014 tarihinde yaşadılar.

IŞİD o tarihte aralarında Süleyman Şah Türbesi’nin de olduğu bölgeyi ele geçirdiğinde bir açıklama yapmış ve 3 gün içinde Türk bayrağını indirip alanı boşaltmadıkları takdirde, türbeyi yerle bir edecekleri tehdidinde bulunmuştu.

Kullanabilecekleri bir argüman ortaya çıkmak üzereydi. Ellerini ovuşturdular. Ama dönemin Başbakanı, bugünün başkomutanı Erdoğan kararlı bir açıklama yaptı. “Bu toprak bizimdir. Buraya yapılacak en ufak bir saldırı Türkiye’ye yapılmış gibidir. Her türlü karşılığı veririz” dedi.

Üzüldünüz. İstediğiniz olmadı. İlk hayal kırıklığınızı da aslında o zaman yaşadınız. 

O hayal kırıklığıyla paralelle iş tutup 14 gün sonra, 27 Mart 2014’te, vatan haini yaftasının boynuza asılmasına yeten o meşhur “Dışişleri dinlemesini” yayınladınız, sahip çıktınız.

Hatırlayın o konuşmanın içeriğinin bir bölümü Süleyman Şah Türbesi’ydi.

Bu da olmayınca tezvirata başladınız. Türkiye’nin IŞİD’le anlaştığı yalanına sarıldınız. O gün bugün bu yalana devam ediyorsunuz.

10 dönümlük arazinin yerinin değişmesi nasıl toprak kaybı oluyor?

O gün “Musul’dan neden çekilmediniz?” diye sorarken bugün “Neden çekildiniz?” demenizin gerekçesi ne?

Az biraz tutarlı, az biraz gerçekçi olun. Genelkurmay’ın ışıklarının bu kez ülke için yanması sizi üzdü.

Biliyoruz.

Ama o ışıktan yüzünüzü çevirip, tünelin ucunda gördüğünüz bir başka ışığa yönelmeniz sizin çıkışınız değil, gelen trenin farları. Kenara çekilmezseniz paramparça olacaksınız. Benden söylemesi.

PES...

CHP dinsiz değildir.

CHP İslam karşıtı değildir.

CHP dindarları düşman görmez.

Yaptıklarınızı örtmek için bu söylemi kanıksatmaya çalıştınız.

Millet yemedi. Yemez.

Sözlerinizde ciddi olmadığınızın kanıtıdır vekiliniz Hüseyin Aygün.

Taşınan Süleyman Şah Türbesi’nde elini açıp bir Fatiha okuyan askeri aşağılamak Hüseyin Aygün’e yakışır yakışmasına ama bu hakarete sessiz kalan CHP yönetimi ağzıyla kuş tutsa dine, dindara karşı olmadığına kimseyi inandıramaz.