Dünü anlamak, bugünü anlamlandırmak ve geleceğe bir ışık tutmak için kaleme aldığımız 4 kitaptan oluşan serinin ilk kitabı olan "İçten Dıştan Entrikalar"ı Abdülhamid Han ile birlikte Osmanlı da fiilen bitti" iddiasıyla noktalamıştık. Aslında bu bir iddia değil,sonrasında yaşananlardan çıkardığımız bir tespitti.
İttihatçılar, darbeci üstadları Mithat Paşa gibi; sert kayaya çarpmamak için "31 Mart Darbesi"yle devirdikleri II. Abdülhamid Han'ın yerine, tahtta oturacak; ama devlet yönetimini tamamen onlara bırakacak bir "görüntü padişahı" arıyorlardı.
Zaten taht sırası, en yaşlı veliaht Mehmed Reşat'ta idi ama aslında darbeciler için bu teamülün bir önemi yoktu. V. Murad Han isteklerini yerine getirmeyince üç ayda alaşağı etmişlerdi. Ancak bu sefer gelenek onlardan yanaydı. 65 yaşında olan, suya sabuna dokunmayan Mehmed Reşad Efendi tam aradıkları padişah(!) idi.
Oysa Batı'da kızışan sömürgecilik yarışının, Osmanlı'yı yok etme ittifakına dönüştüğü bu dönemde, 48 yaşındaki dinamik ve donanımlı şehzade Mehmed Vahideddin gibi dirayetli bir padişahın tahtta olması çok önemliydi. Nitekim 35. Padişah olarak tahta çıkan V. Mehmed Reşad, İttihatçıların berbat kararları yüzünden millî felâketlerle geçen 9 yıllık saltanatı sırasında, her hususta bu mirasyedilere boyun eğmişti. Hırslı İttihatçıların elinde bir "kukla" olmaktan öteye geçemeyen Reşad Han, üst üste gelen komitacı operasyonlarını, buğulu gözleriyle izlemekten başka bir şey yapamamıştı.
Nitekim Mehmed Şevket Paşa hatıralarında, "devlet sırlarının padişaha bildirilmesini yasakladıklarını" yazmıştı. Sultan Reşad Han, "Ben İttihatçıların işlerine karışmam, zira kızarlarsa adamı alaşağı ediverirler" diyor ve her isteklerine boyun eğiyordu. Hatta saray mensuplarını bile İttihatçıların şerrinden koruyamamıştı.
Şöyle ki... İttihatçılar; 23 Ocak 1913'teki Babıâli baskını sonrasında sadrazamlığa getirdikleri Mahmud Şevket Paşa'yı beğen memiş, 11 Haziran'da tezgâhladıkları bir suikastla öldürtmüşlerdi. Bu sayede hem emirlerinden çıkmayan Said Halim Paşa'yı sadrazamlığa getirmiş hem de bu suikastı bahane ederek, muhaliflerini temizlemişlerdi. Bu arada kendilerine muhalif olan Damad Salih Paşa'yı da idam etmek istemişlerdi. Salih Paşa bu işle ilgisi olmadığını ispatlamış, İttihatçı liderleri de hiçbir delil ortaya koyamamışlardı. Üstelik bu Salih Paşa, Abdülmecid Han'ın oğlu olan Şehzade Kemaleddin Paşa'nın kızı Münire Sultan ile evliydi. Sultan Reşad, bütün bunlara rağmen masum Salih Paşa'nın idamına engel olamamış, sırf İttihatçılar istediği için "Bunların istediğini yapmaktan başka çare yoktur" diyerek onaylamak zorunda kalmıştı. Zaten İttihatçılar da masum damadı sırf hane-dana gözdağı olsun diye Bayezıd meydanında asmışlardı!