28 Ocak 2021 Perşembe / 14 CemaziyelAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Aziz ÜSTEL
austel@stargazete.com
Yazarın Sayfası

“Gülen bir yılan gibi sızdı eğitime!”

27 Şubat 2017 Pazartesi

FETÖ'nün kurucusu ve CIA'nin has adamı Fetullah Gülen, İzmir Kestanepazarı Camii'ne 1969'de vaiz olarak atandığı günden kısa bir süre sonra, cemaatini oluşturmak için  kollarını sıvar. Bu amaç doğrultusunda ilk sızmaya çalıştığı ve belli ölçüde başarılı da olduğu kurum Milli Eğitim'dir. Gülen, Mahmut Övür'ün köşesinde anlattığınca, 1970 yılında Aydın Bolak, Yaşar Tunagör ve dönemin MİT Müsteşarı Fuat Doğu'yla Vehbi Koç'un Ankara'daki evinde bir öğle yemeğinde buluşur.  Bu yemekte neler konuşulduğunu Gülen hiç kimseye anlatmaz. En yakın adamlarından Latif Erdoğan "Şeytan'ın  Gülen  Yüzü" adlı kitabında , "Gülen'in bir proje olduğu ve devlette muhbirlik görevini üstlendiği dönem 1971 yılında başladığına göre söz konusu yemekli toplantının anlamını ve içeriğini çözeriz sanırım," diyerek bu toplantının ne mene bir toplantı olduğunu tanımlar.  Gözü ülke ölçeğindedir önceleri. Daha sonra bu güç uluslararsı boyuna taşınınca efendisi okyanus ötesinde, ABD'deki CIA olur.

Eğitime sızması 1970'lerin başında Kestanepazarı öğrenciler için  açtığı eğitim kamplarıyla başlar. Bu kamp fikrinin kendisinden çıktığını söylese de ilk kampı kurmak için  Ankara'ya gidip oradan üç bin lirayla döndüğünü hatırlayacak olursak işin içinde başkalarının da olduğunu kabul etmemiz geekir. Daha sonraki kamplar parasal anlamda,  "İzmir'li hayırseverler ve Kestanepazarı Derneğince" desteklenir.

Başta İzmir, Ege'de bir çok ilde okullar açması 80'li yılların sonunda gerçekleşir. Bunların içinde en önemlisi İzmir'de açtığı Yamanlar Koejidir. Bu ve bunun gibi neredeyse yüzlerce okul Türkiye'nin dört bir yanında mantar gibi biter.  Bu okulların kapatılmasıyla iş bitmez. FETÖ'nün eğitime soktuğu adamlarının teker teker ayıklanması da gerekmektedir ki, bu çok zor ve de zahmetli bir iştir.

Ömer Yahşi’nin  savaşı

Gülen, İzmir'i kendi demesiyle "hizmet hareketini başkenti"olarak seçmiş  ve buradan Ege'nin, başta Manisa, bir çok iline sızmış.  FETÖ'ye karşı Milli Eğitim 'in verdiği savaşın en çetin geçtiği yerlerden biri belki de başlıcası bu sözde başkenttir. İzmir İli Milli Eğitim Müdür Ömer Yahşi gecesini gündüzüne katarak bu mücadeleyi sürdürdü hala da sürdürürüyor:

"Bu savaşta kılı kırk yararak, kimseyi haksız yere incitmemeye özen göstererek, bataklığı kurutmak için  savaşıyoruz. Öyle ihbarlar geliyor ki resmen akıllara ziyan. Örneğin adamı şikayet ediyorlar, karısının FETÖ'cü olduğunu söylüyorlar. Araştırıyorsunuz, kadın Rus çıkıyor. Türkçeyi çat pat konuşuyor! Ne Gülen 'i bilir ne de FETÖ'yü. Bu tür ihbarları çok ciddi biçimde enine boyuna araştırmadan, yüzde yüz emin olmadan hiç bir şey yapmıyoruz. Ben sürekli olarak ilçeleri geziyorum, ilçe milli eğitim müdürleri ve öğretmenlerle görüşüyorum. Bütün taşları kaldırıp altlarına bakıyoruz. Bu pisliği İzmir'den polisimizin özverili çalışmaşları ve bize verdiği destekle birlikte, tümüyle söküp atacağız, bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın! Milli Eğitim camiası büyük ölçüde temizlendi Ankara'nın çok doğru yönlendirmesi ve bizlerin geceli gündüzlü çabaları sonucu.

Bunun yanısıra İzmir'i tekli eğitime de geçirmeye uğraşıyor, Yahşi. Türkiye'nin bir çok ilinde tamamlanan tekli eğitim nedense İzmir'e yeni uğruyor:  "Sabahın  köründe, daha ortalık karanlık, küçücük çocuklar okulun yolunu tutuyor. Bıraksanız sınıfta uyuyacak yavrular. İçim sızlıyor! Sonra öğlen evine dönüyor, başka çocuklar okula başlıyor. Olanlar da karanlıkta eve dönüyor. Yazıktır günahtır. Şimdiye kadar İzmir'in yüzde 15'inde tekli eğitime geçebildik. Allah'ın yardımıyla bunu yüzde yüze çıkaracağız!"diyor Ömer Bey. Hadi İnşallah!

Ağaç yaşken eğilir

FETÖ'ye karşı bu ve diğer kurumlarda verilen amansız savaşın başarıyla sonuçlanması biraz daha zaman alacak. Yarım yüz  yıl boyunca, başta eğitim ve askeri kurumlar olmak üzere devletin kılcal damarlarına sızan FETÖ virüsü bulunuyor, teşhis konuyor, gerekli ameliyatlar yapılıyor ve hasta her geçen gün daha da iyileşiyor. Eğitimi hedef gösterirken Gülen, "Ağaç yaşken eğilir. Ona göre, ilk hedefimiz MEB okulları ve Askeri eğitim kurumlarıdır." demiş zamanında. Bu savaş hem o eğilmiş ağaçları söküp atmak hem de yenilerin eğitilmesini engellemek için veriliyor...