03 Aralık 2020 Perşembe / 17 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Hüseyin GÜLERCE
hgulerce@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Gülen ölmeden…

18 Temmuz 2020 Cumartesi

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), aynı zamanda ilk tanımlamayla, “legal görünümlü illegal yapı”dır. Bir casusluk örgütü ve elinde 251 şehidimizin kanı bulunan ihanet şebekesidir.

Yabancı istihbarat desteği (CIA, MOSSAD) olmadan böylesine gizli ve sinsi bir yapılanma olamaz.

Bu yapı içindeki FETÖ köleleri, kendileri olmaktan çıkıp “tedbir” adı altında sinsice ve gizlice hareket edebilen fertlere dönüşür. Ki, bunların hepsi karakter bozukluğuna uğramıştır.

Tereddütsüz soru çalarlar, kul hakkı yerler, takiye yaparlar, yalan söylerler, rol yaparlar, fırıldak çevirirler, insanların hayatları ile oynarlar, kumpas kurarlar, gizli kayıtlarla ahlâksızlığın daniskasını yaparlar…

Sonra da utanmadan en iyi Müslüman pozları takınırlar, kendilerinden başka kimseyi mümin yerine koymazlar.

Öğrencilik yıllarından itibaren bu insanların ruh dünyasından aile, akraba, arkadaş, dost, komşu ikinci plana atılmış/silinmiştir.

Böyle bir ruh dünyasındaki boşluk nasıl doldurulacaktır?

İşte o boşluk, çocuk yaşlardan itibaren Fetullah Gülen putlaştırılarak doldurulmuştur.

Allah korkusunun yerini Gülen korkusu, Hz. Peygamber sevgisinin yerini “Kâinat imamı”, “Beklenen Salih zat” olarak Gülen’e kayıtsız şartsız bağlanmak almıştır. Hem de taparcasına…

Şimdi kimileri haklı olarak merak ediyor.

Nasıl olur da Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden, en öndeki fakültelerden, hukuk, siyasal, matematik, fen bilimleri, sosyoloji, tıp, mühendislik dallarında zekâ pırıltıları ile mezun olan, TSK’da kurmay sınıfında yetişmiş binlerce insan, aklın/mantığın almayacağı eylemlerin/kumpasların/tezgâhların içinde yer alabilir?

Bunun tek bir izahı var; akıllarını ve vicdanlarını F. Gülen’e kiraya verdikleri için…

İpotek altındaki akıl ve vicdan; sağduyudan, insanî olandan uzaktır.

FETÖ’cü demek, Gülen’den başka hiçbir otorite tanımamak demektir.

Ben şahidim, bunların önde gelen isimleri Allah’tan korkmadan yalan söylüyorlar. Binlerce insanın vakıf olduğu/bildiği bir gerçeğin tam tersini yemin ederek iddia ediyorlar.

Bunların çoluk çocuğu var, saadetleri var, yarınları var neden Allah’tan korkmuyorlar?

Çünkü bunlara, “kâinat imamı” olarak, “kurtarıcı” olarak inandıkları FETÖ elebaşı Gülen fetva veriyor.

Gülen’in fetvası bunlar için dinin hükümlerinin, nasihatlerinin önündedir. Öyle inanmasalar haramlar için helal derler mi? İçki içmeyi tavsiye ederler mi?

Bakınız ByLock kullanma ve ankesörlü telefon kayıtlarıyla TSK’da binlerce FETÖ’cü tespit edildi. Binlercesi itirafçı oldu.

Nasıl bir tablo çıktı karşımıza?

Kurmay subayları, generalleri “mahrem imam” denen “abi”ler yönetiyor.

Bu, hayatın normal akışında anlaşılacak bir şey değil.

Dünyanın demokratik/anti demokratik hiçbir ülkesinde böyle bir çarpıklık asla olmaz. Düşününüz İngiliz, Alman, Fransız, Amerikan ordularında öğretmen, doktor, esnaf, komutanlara talimat veren konumlar kazanabilir mi?

Neden Türkiye’de oldu?

Çünkü bu mahrem imamlardan talimat alanlar, karşılarında öğretmen, doktor görmüyorlar.

Onlar karşılarında F. Gülen’i, “kâinat imamını” görüyorlar. Biliyorlar ki bu “ağabeyler”, “Hocaefendi” dedikleri muhterem büyüklerinin talimatını getiriyorlar. Talimatları yerine getirmezlerse, “şefkat tokadı” yerler, ahretlerini kaybederler…

Kilit, Fetullah Gülen’dir.

Neden hiçbir FETÖ’cü pişman değil.

Çünkü Gülen’den talimat gelmedi. Gülen, “tamam artık, bırakıyorsunuz” demediği için devam ediyorlar.

Gülen de asla “bırakın” demeyecek.

Gülen ölmeden FETÖ’cüler pişman olmayacaklar ve dağılmayacaklar…