26 Kasım 2020 Perşembe / 10 RebiülAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Hüseyin GÜLERCE
hgulerce@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Gül'ün adını Kılıçdaroğlu'na Biden mı verdi?

20 Ağustos 2020 Perşembe

ABD’de Demokrat Parti'nin başkan adayı olan Joe Biden'ın haddini aşan, küstahça sözlerini tartışıyoruz.

19 Ocak'ta New York Times (NYT) yayın kuruluna verdiği söyleşide Biden özetle şunu diyor:

1. Erdoğan, benim için endişe kaynağı. Erdoğan’a bedel ödetmeliyiz.

2. Erdoğan’a karşı, muhalif liderlerle doğrudan ilişki kurarak onları cesaretlendirmeli ve desteklemeliyiz. Erdoğan’ı mağlup etmeliler. Darbeyle değil, seçim süreciyle…

3. Kürt toplumunu entegre etmeli, Parlamento’da güçlendirmeliyiz.

Biden, tam da Amerikan emperyalizminin günümüzdeki sözcüsü gibi konuşuyor. Şimdi büyük çoğunluğu arazi olan 1968’in, “Go home Amerika” diye sokaklara dökülen gençlerinin kulakları çınlasın…

Bugün Türkiye için en büyük tehlike; ABD’de yönetimi elinde tutan Haçlı/Siyonist ittifakıdır.

Biden, doğrudan ABD’yi yönetenlerin sözcülüğünü yapıyor.

Konuşması; darbeyi teşviktir, demokrasi dışı müdahalelere yol vermektir ve uluslararası hukuk açısından suçtur.

Muhatabı doğrudan Türkiye’deki muhalefet partileri olduğu halde, başta CHP, Biden’a hak ettiği cevabı vermediler/veremediler. Sade suya tirit açıklamalar bir yana, “7 ay önce söylenmiş sözler, neden şimdi gündeme geliyor, var bunda bir hinlik…” gibi akla ziyan bir zemin oluşturmaya çalıştılar. İktidar üzerine gitmedi ise siz neden görmezden geldiniz?

Meselenin saptırılmasına izin veremeyiz.

Biden, “darbeyle değil seçimle…” derken, 15 Temmuz FETÖ hain darbe girişimiyle yapamadıklarını, şimdi “erken seçim veya başka bir yolla” (CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun kaynağı meğer kimmiş!) yapmak için uğraşacaklarını ilan ediyor.

Biden’ın dediklerini biraz açalım.

Erdoğan’ı devirmek için Türkiye’deki muhalifleri cesaretlendireceklerini ve destekleyecekleri söylüyor.

Kim bu muhalifler?

Bildiğimiz isimleri sayalım. Siyasî zeminde olanlar: Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Mithat Sancar, Temel Karamollaoğlu, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Abdullah Gül…

Silahlı mücadele zemininde olanlar: FETÖ ve PKK…

Demek Biden ABD Başkanı seçilirse bunları cesaretlendirecek ve destekleyecek. (FETÖ elebaşı F. Gülen’in neden iade edilmediğinin de itirafı var.)

Türkiye’de bütün askerî darbelerin ABD eliyle kotarıldığı bir gerçektir.

Demek ki, Biden Başkan olursa ABD açıktan Türkiye’de demokrasiye, birliğimize, devletimize karşı savaş başlatacaktır.

Biden ve onun arkasındaki Evangelist/Siyonist güç, 15 Temmuz’daki şanlı direnişimizi anlayamamış.

Mesele değil, bir daha anlatırız…

Biden’ın açıklamalarından sonra muhalefet büyük şaibe altındadır. Bundan sonrası için değil sadece. Bundan önceki yaptıkları da sorgulanacaktır.

Babacan ve Davutoğlu’nun parti kurmaları, Biden’la ne kadar ilgilidir.

Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan düşmanlığı, FETÖ hamlelerinin hepsine verdiği destek, nereden cesaret almıştır?

Gezi olayları, 17/25 Aralık emniyet/yargı darbe girişimi, MİT tırlarının durdurulması ihaneti, Erdoğan düşmanlarına verilen destekle ne derecede irtibatlıdır.

Öyle ya bu FETÖ ihanetlerinin hepsine, ABD Büyükelçiliği ve konsolosluklarının elemanlarının ismi de karıştı…

Yine 24 Haziran 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu, Abdullah Gül’ü Biden’ın işaretiyle mi aday yapmak istemiştir?

Meral Akşener’in bu konudaki itirafı unutulmadı: “HDP, CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi'nin Abdullah Gül'ü ortak aday göstermeleri için bana teklifte bulunuldu…”

Akşener, o gün teklifi kimin yaptığını söylemedi.

Bugün Biden’dan şüpheleniyor mudur?