Kurban bayramınızı tebrik ederim.
Rabbimize yakınlaşmanın, rızasını kuşanmanın, af ve mağfirete mazhar olmanın vesilesi olsun inşallah kurbanlarımız.
Bu sene 2 milyona yaklaşan Hacılarımız, Arife günü büyük dualarını ederken dağılmış inci taneleri gibiydiler. Hz. Hatice validemize, davetine kimlerin icabet edeceğini sorarken büyük sorumluluğunun altında alnı terleyen Peygamber Efendimiz (sav) Arafat'ta toplanan milyonlarca Hacılarımızı görseydi, acaba ne söylerdi? Dünyanın en büyük toplantısını, buluşmasını icra ettiler Arafat'ta Müslüman kardeşlerimiz. Onların dualarına karıştı bizim aminlerimiz de...
Sosyal medyada an be an izleyebildiğimiz kadarıyla, Hac yolculuğunu ifa edenlerin gözyaşlarına karıştı bizlerin de gözyaşları. Onlarla birlikte söyledik: 'Lebbeyk Allahümme lebbeyk'leri...
Hac videolarına bakarken, beni en ziyadesiyle etkileyen iki mesaj oldu. İlki 1964 yılında Hac yolculuğuna çıkan Malcolm X'in (Malik el Şahbaz) kaleme aldığı 'Mekke Mektupları'ndan bazılarını okuma fırsatım oldu. O mektuplarda Malik el Şahbaz'ın bir Afro-Amerikalı olarak yaşadığı radikal ırkçılık olaylarının ağır tortusunun, Hac yolculuğunda tuzla buz oluşunu gördüm. Belki bizler için gayet normal olan İslam kardeşliğinin, aynı zamanda eşitlik anlamını da taşıdığını Malik el Şahbaz kadar etkilenerek düşünmemiştim hiç, lakin Malik el Şahbaz, Hacılara şöyle bir baktığında en çok eşitliği ve kardeşliği görüyordu. Mavi gözlü, beyaz tenli kardeşlerimle aynı tabaktan yemek yedim, aynı kaptan su içtim diye yazmış büyük bir şaşkınlıkla. Bu benim içimdeki pek çok ön yargıyı kırdı diyor. Yaşadığı tüm adaletsizlikler ve onur kırıcı muamelelerden sonra; Amerikan toplumunun İslam'a ihtiyacı var, çünkü gerçek eşitlik, gerçek adalet, saygı ve insani duruş, ancak bu dinde mevcuttur diye yazmış. Allah rahmet eylesin, şehadetini mübarek kılsın.
Sosyal medyada beni ziyadesiyle etkileyen ikinci Hac mesajı ise Gazze'dendi... Naylon çadırlarının malzemelerinden ekleye ekleye kurdukları büyücek bir Beytullah maketinin etrafında 'Lebbeyk... Allahümme Lebbey' diyerek tavaf eden Gazzeli çocukları gördüm. Katil İsrail'in kesilmeyen bombardımanları altında, yüzlerindeki neşeden asla taviz vermeden, adeta ''biz de buradayız, biz de Hac mevsiminin geldiğini biliyoruz, biz de Kabe'de misafir olabilmeyi çok isterdik, ama Gazze'nin nöbetini tutmaktayız, lakin Kabe bizim kalplerimizdedir' diyorlardı adeta... Gözlerim yaşardı onların naylonları birleştirerek yaptıkları Kabe replikası etrafındaki tavaflarını görünce. Buyur Allah'ım buyur! Derlerken, bitmiş, tükenmiş bir kentin, bitmemiş ve bitmeyecek, tükenmemiş ve tükenmeyecek çocukları olarak Hacca dahil oluveriyorlardı...
Rabbimiz bu Bayram gününde, bizlere güzel bir bağışlanma nasip eylesin. Verdiğin eşsiz nimetler için binlerce şükrederiz. Yeryüzündeki tüm masumların, hassaten Müslüman kardeşlerimizin gözyaşları artık kurusun. Merhamet galip gelsin. Hidayet nuru, öfkeli ve şiddetli inançsızlığa galip gelsin, kalplerimiz yumuşasın, çocukların, annelerin, babaların, dedelerin, nenelerin gönülleri hoş olsun. Hastalar şifaya, dertliler devaya, borçlular edaya nail olsunlar. Ya Rabbi ahir zamanın her türlü sınavına maruz kalmış bizlere her işimizde kolaylıklar ihsan eyle, Senin rızanı ve kabulünü nasip eyle bizlere.
Vefat etmişlerimize bin rahmet, hayattakilere ise selamet temennisiyle efendim, Bayramımız Bayram ola!