Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Ahmet KEKEÇ
akekec@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Hani şerefli bir insan olacaktın?

14 Mart 2015 Cumartesi

Sayın muhbir Profesör, Kabataş meselesini gündeme getirenlerin (yani 13 yazarın) mutlaka yargılanıp hapse atılmaları gerektiğini söylüyor. 

Bir tür “Adaletin keskin kılıcı inecek, bazı başlar düşecek” vakası...

Ve tıynetine yakışır bir nezahetle (!) terbiyesizce küfürler savurmaya devam ediyor...

Ne alçaklığımızı bırakıyor, ne namussuzluğumuzu, ne sahtekârlığımızı, ne yalakalığımızı...

Bir zamanların saygın bilim adamının kendisini düşürdüğü zavallı ve acıklı duruma bakar mısınız?

Küfürsüz cümle kuramıyor.

Delikanlı bir adam olmadığı için de, muhataplarının ismini karartıyor... “Lar” diyor...

Namussuzlar, sahtekârlar, yalancılar gibi...

Herhalde tepesinde adaletin keskin kılıcını görmek istemiyor.

Kendince tedbir alıyor.

Sorduklarında, “Hâkim Bey, ben ortaya konuştum. İsim vermedim ki” diyecek.

Bu kadar da tabansız bir adam işte...

Sen devlet için kurşun atanı da kurşun yiyeni de kutsayan bir celadetten geleceksin, attığın zaman mangalda kül bırakmayacaksın, etrafa delikanlı görüntüler saçacaksın, sonra da “Ben isim vermedim, ortaya konuştum.”

Dün, saygın bilim adamlığından sayın muhbir vatandaşlığa geçen ve hiç yüzü kızarmayan, milletvekili olamadığı için de kudurup “çapulculukta” karar kılan arkadaşın “şeref” karşısındaki pozisyonuna bakmıştık.

Hiç iyi bir yerde durmuyordu.

Rezilce pozisyonunu dünkü yazısında da devam ettiriyor: “Talimatla yazı yazan Kabataş sahtekârları...”

Şerefli bir insanın ne yapması gerektiğini yazmıştım.

Sayın muhbir profesör için bir kez daha tekrarlamış olayım.

Şerefli bir insan iddiasına uygun bir tavır takınır, varsa kanıtlarını sunar, muhataplarını insan içine çıkamaz hale getirir ve sonunda izzetine uygun bir iş yapmış olur... Evet ama, şerefli bir insan, aynı zamanda, müddei olduğu konularda hangi “şerefli mirası” bıraktığını da düşünür.

Diyebilirsiniz ki, “Başbakan’ın uzun boyunda keramet vehmeden ve ülkemizin emin ellerde olduğu sonucunu çıkaran birine “şeref”ten mi bahsediyorsun?”

Ben bahsedeyim de...

Bir gün insan olduğunu hatırlar, nedamet getirme cihetine gider, utanır. Ne bileyim... “Ben bu kadar pespaye bir adam değildim. Ne oldu bana?” diye sorma gereği duyar.

Bu da şerefli siyasetçi

Şerefli profesör küfreder de, şerefli ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu geri kalır mı?

Kemal Bey de Kabataş konusunda yazan gazetecilere  “lisanınca” saydırmış: “Dinsizler, imansızlar, vicdansızlar, haysiyetsizler, şerefsizler...”

Lafı hiç uzatmayacağım.

Bu sözleri “sahibine” aynen iade ediyorum...

Misliyle hem de...

Kabataş sahtekârları konusunda gösterdiği cevvaliyeti, Taksim ve Ankara sahtekârları konusunda da göstermesini bekliyorum.

Ufak bir hatırlatmada bulunayım:

Panzerler Ankara’da Aylin isimli bir genç kızı ezmişti. Polis Taksim’de katliam hazırlığı yapıyordu ve annelerinin kucağından çocuklarını zorla alıp götürüyordu.

Kemal Bey bize Aylin’in nerede olduğunu ve “zorla götürülen” o çocuklara ne yapıldığını anlatsın.