21 Ekim 2020 Çarşamba / 4 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Fadime ÖZKAN
fozkan@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Markar Esayan: HDP Kürt partisi değil artık, paralelin kullandığı bir aparat

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Esayan: HDP üst aklın aklaksız teklifini kabul ederek yeni Türkiye’nin kurucularından olma şansını kaybetti. Darbe beşlisine katıldılar, 6-8 Ekim’de Çözüm Süreci’ni yıkmak istediler. Bunun bedeli süreçte muhatap olmamaktır. Artık muhatap sadece Kürt halkıdır.

Markar Esayan 1969 İstanbul doğumlu. Hayatı İstanbul’da Şişli civarında geçmiş. Bomonti Mıhitaryan Ermeni Katolik İlköğretim Okuluve Özel Getronagan Ermeni Lisesive İşletme mezunu. 1997’den beri yazıyor.  Hrant Dink’in gazetesi başlayan gazeteciliğe önce Taraf'ta şimdi Yeni Şafak ve Daily Sabah’ta devam ediyor. “Şimdinin Dar Odası”, "Karşılaşma", “Jerusalem”, “Dünyayı Durduran 60 Gün” ve “İyi Şeyler” adında yayınlanmış kitapları bulunan Esayan, AK Parti İstanbul milletvekili adayı olarak Meclis’e hazırlanıyor. Markar Esayan ile seçim gündemini ve Ermeni toplumunun/cemaatinin bakışını hissiyatını konuştuk.
 

Sivaslı Markar Ağa’nın torunu, Aram’ın Şişli’de doğmuş oğlu olarak kendinizi nasıl tanımlıyor, vatanınızda nasıl hissediyor ve nasıl bir Türkiye’yi özlüyorsunuz?

Ben Yeni Türkiyeliyim. Eski Türkiye'de mutlu değildim çünkü kendi ülkemde gurbette, göçmen ve endişeliydim. Sinmek ve kendimi gizlemek de fıtratımda olmadığı için sürekli mücadele ve yıpranma halindeydim. Artık ülkeden de göçme sınırına gelmiştim. Gençliğimde çoğu gibi bireysel hayaller kurmak yerine, herkesin eşit ve hür olduğu bir ülke hayalini kurardım. İlk romanım Şimdinin Dar Odası'nda daha 2000'li yılların başında Yeni Türkiye'yi roman kahramanlarıma kurdurmuştum. Avrasya Partisi diye bir parti uydurmuş, halk devrimini bu parti ile gerçekleştirmiştim. AK Parti'yi adeta hissetmişim, içime doğmuş.

MARKAR PEYGAMBER DEMEK, ESAYAN DA İŞAYA’NIN OĞLU

AK Parti’yi ve Yeni Türkiye’yi konuşacağız ama daha önce sormak istediklerim var. Markar ne demek? Ve tabi Eseyan da?

Markar Ermenice peygamber sözcüğünden türemiş. Soyadım da Eski Ahit'teki büyük peygamberlerden olan İşaya'dan geliyor. İşaya'nın Ermenicesi Esai. "Yan" da bildiğimiz "oğlu" takısıdır.

ÇOK ACI ÇEKTİK, GÖNÜL KOYDUK

Dindar bir babanın oğluna verebileceği türden anlamlı bir isimmiş. İzninizle bu yıl yüzüncü yılı dolan Ermeni tehciri mezzuuna geçmek isterim. Olayın kendisi tarihimizde, toplumda, ortak hafızada, siyasette bir yarık/yara açtı evet ama yüzyıllık parantezin hakkaniyetli şekilde nasıl kapatılacağı, yaranın nasıl iyileştirileceği de bilinemedi. Son durumu nasıl değerlendirmek gerek bu bağlamda?

Türkiye uzun süre bu konuyu unuttu. Daha sonra 60'lı yıllarda ilk parlamento kararları gelmeye başladı. İlk kabul eden devlet Uruguay'dı. Türkiye içine kapalı bir ülke olduğu için bunlardan da etkilenmedi. Ancak 1970'li yıllarda başlayan ASALA cinayetleri ve ABD gibi etkili ülkelerde parlamentolara gelen yasa tasarılarıyla konu gündeme travmatik şekilde geldi ve hızla siyasileşti.  Türkiye resmi tarih tezini topyekûn inkâra endeksledi. Daha sonra “bir şeyler olmuş ama Ermeniler de hak ettiler” noktasına gelindi. Ancak konu Türkiye'de bir tabuydu ve Türk Tarih Kurumu ve diğer resmi kurumların pozisyonu da topyekûn inkâra yaslanmıştı. Adeta Türk kimliği Ermeni’nin antitezi olarak kurulmuş, Osmanlının Millet-i Sadıkası sanki bu milletin düşmanıymış gibi lanse edilmişti. Bu ötekileştirmeye Tek Parti döneminin azınlıkları göçertme pratikleri de eşlik edince, ülkedeki Ermenilerin sayısı da hızla erimişti. B takımı ittihatçılar dediğimiz Kemalistler Ermenilerin beş bin yıllık yurdundaki tüm kültürel izleri adeta kazıdı. Çok acı çektik. En çok da Türk/Türkiye düşmanı olarak görülmeye gönül koyduk. Başımıza gelen büyük felaket yetmiyormuş gibi, bin yıl birlikte yaşadığımız komşularımıza ihanet edenler olarak, topluca yaftalanma haksızlığına uğradık.

DEVLET HALKIN YANINA GEÇTİ

AK Parti dönemi ne kadar değiştirdi bu durumu, duyguyu?

AK Parti hareketi ile bu resmi tarih anlatısında hızla bir düzeltme yaşandı. Bizler zaten devletin haksız pratiklerinde hep Müslüman komşularımızla dayanışarak bu ülkede bir nebze yaşama alanı bulmuştuk. Yine halk devreye girdi ve ele geçirdiği iktidar ile yüzleşme sürecini açtı. Sayın Cumhurbaşkanımız 23 Nisan 2014'te tarihi bir taziye mesajı yayımladı. İlk kez kayıplarımız için içimiz rahat bir şekilde, korkmadan kiliselerimizde mevlit okuduk. Bu sene de hem Cumhurbaşkanı, hem Başbakanımız bu taziyeyi tekrarladılar.

Biz 1915'te bin yıllık kardeşliğimizi hedef alan büyük bir darbe yedik. Böl/yönet stratejisinin kurbanı olduk. İttihatçı troykanın Almanlarla işbirliğine gitmesi, sadece Ermenileri değil, milyonlarca Müslüman’ın da hayatına maloldu. Ama en büyük kayıp birliğimiz, düzenimiz, dirliğimiz, özgüvenimiz yıkıldı. Bu tesadüfen değil kasti yapılmış bir şeydi.

Şimdi Yeni Türkiye hamlesi ile bu zehirli İttihatçı, bu coğrafyaya yabancı, bize ait olmayan, dayatılmış zihniyetten sıyrılıyoruz. Yüz yılda oluşan el sürülmemiş, kanıksanmış sorunların birkaç yılda düzelmesi mümkün olmuyor. Ama bizler doğru yoldayız ve su çatlağını buldu. Ben sabırla kendi kronometremize bakarak, doğru olanı yaptıkça sürecin hızla ilerleyeceğini düşünüyorum. Düne kadar birbirine önyargılarla yabancılaştırılmış halklarımız hızla kucaklaşıyor. Devletimiz halkın yanına geçti, onun önünü açıyor. Gerisini halklar halleder, ben buna inanıyorum.

100 YILDIR BEKLENEN LİDERLİK

Ermeni toplumu/cemaati nasıl düşünüyor, ne hissediyor, ne diyor?

Seçim çalışmaları nedeniyle cemaatimizin ciddi bir bölümüne ulaştım. Sadece Ermeni değil, farklı dinlerden diğer kardeş cemaatlerle de ciddi temasım oldu. En azından benim temas ettiğim bu geniş çevre için konuşabilirim ki, AK Parti konusunda inanılmaz bir memnuniyet ve şükran hissi var. Ermeniler eski devletten çok çektikleri için, özellikle vakıf, STK, dernek vs. yöneticileri, esnaflar ve yaşı eski Türkiye'yi hatırlamaya yeterli olanlar çok net biçimde AK Parti'yi destekliyorlar. 100 yıldır beklediğimiz liderlik budur diyorlar. Bu sözlerimde hiç abartma yok. AK Parti ciddi biçimde onların gönüllerini fethetmiş durumda. Tabii bir de aktivist küçük bir kesim var. Bunlar Demirtaş projesine kapılmış gözüküyor. Biraz da alternatifsizlik. Solcular maalesef her zaman halktan ayrı düşüyorlar. Ama Türkiye'nin genelinde de bu böyle değil mi?

55 YIL ÖNCE ERMENİ VEKİLİMİZ YASSIADA’DA ÖLDÜRÜLDÜ

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde nihayet Ermeni milletvekilleri de olacak 7 Haziran sonrasında. Bu gecikmeye, gecikmeye neden gösterilen siyasi toplumsal gerekçelere/gerçeklere ve bu ihmal edilmişliğin Ermenileri nasıl etkilediğine… dair ne söylersiniz?

55 yıl sonra bir ilk olacak doğru. Demokrat Parti'den bir vekilimiz Dr. Zakar Tarver 27 Mayıs'ta Yassıada'ya götürülmüş ve işkenceyle öldürülmüştü. Bu dışlayıcı tavır Ermenilere hem Ermeni hem de eşit vatandaş olamayacağımız mesajını verdi. İnsanlar gettolara sıkıştı, içine kapandı, yurttaşlık duygusunu kaybetti veya göç etti. Dışlayıcı devlet anlayışı diğer tüm kesimler gibi Ermenilere de travma, mutsuzluk ve güvensizlik olarak döndü. Dedim ya, ayrımcılığa yabancı bir ülkede maruz kalsanız canınız tak ettiğinde ülkenize dönersiniz. Ama kendi ülkenizde ayrımcılığa uğramak insanı çok çaresiz hissettiren bir şey. Bunu bitiren AK Parti'ye yakınlık ve şükran duymayalım da ne yapalım? Üstelik AK parti bu düzeltmeyi bir lütuf olarak değil, buna inandığı için yapıyor. Herkes için yapıyor, bu ülke için yapıyor. Değerli olması da bundan.

AK PARTİ’Yİ İLK GÜNDEN DESTEKLİYORUM

Gazeteci olarak partisiz siyasetin içindeydiniz zaten. Partili siyaseti seçme nedeniniz ne?

İlk günden beri AK Parti'yi açıkça destekledim. Doğru bildiğinizden şaşmayacak ve mertçe arkasında duracaksınız. Siyaset makamı AK Parti döneminde sorun çözme kapasitesine erişti. Ben şiddete koşulsuz karşı olan bir hayat felsefesine sahibim. Şiddet içermeyen sorun çözme yöntemi ise siyaset. Siyaset dev bir sivil organizasyonu mobilize etme gücü veriyor ve kolektif hareket ederek amacınıza ulaşıyorsunuz. Topluma hizmet etmenin harika bir yolu siyaset. Ben insanlarımızı çok seviyorum ve daha iyi yaşamalarını istiyorum. Hayatta beni mutlu eden tek şey insanların mutlu olması, daha iyi yaşaması. İnsanların mutsuz, fakir ve tehdit altında yaşaması beni kahrediyor.

AK PARTİ DAMDAN DÜŞENLERİN PARTİSİ

AK Partiyi seçme nedeniniz ne?

AK Parti İttihatçılığın panzehiri. Duyguların, yani halka hizmet etmenin benimsendiği tek parti. AK Parti damdan düşenlerin partisi. Ben de damdan düştüm, derdim var. Kendi benzerlerimin yanındayım. CHP'li olacak değildim ya. Ya da hala insan öldüren bir terör örgütünün siyasi uzantısında da yer alacak halim yok. AK Parti benim için pekçok açıdan bir nimet.

13 YILDIR YOL TEMİZLİĞİ YAPILIYOR ARTIK İNŞA ZAMANI

7 Haziran seçimlerine son dokuz seçimi kazanan AK Parti diğer partilerden daha farklı bir anlam yüklüyor. Siz anlatır mısınız nedir o?

Diğerleri parti değil, vesayetin türlü biçimlerini temsil eden gayri milli aparatlar. Ya format yemişler, ya projeler, ya da ne yaptıklarını bilmiyorlar. AK Parti yüz yıl sonra beklenen halk hareketi. Bu halkın bağrından çıkmış, Erdoğan gibi bir lider yaratmış beklenen mucize. 13 yıldır yol temizliği yapılıyor. Bu seçimler bu yol temizliğinden sonra sürecin kalıcı bir hale geleceği merhaleyi başlatacak. Yeni anayasanın ve başkanlık sistemini kurmanın vizesini almak üzereyiz.

CHP VE MHP 2001 EKONOMİK KRİZİ DEMEK

Muhalefet partileri uzun zaman sonra ilk kez ekonomik vaatlerde bulunuyor. İktidar partisi ise önceki seçimlerden ve muhalefet partilerinden farklı olarak bu defa başkanlık sistemine geçişi, yeni anayasanın yapımını, paralelle mücadeleyi, çözüm sürecini önceliyor. Beyannamelerin yani vaatlerin farkını neye yormak lazım?

AK Parti tabuları yıkarken ekonomiyi geliştirerek ve ayakta kalarak bir ilki başardı. Ayakta kalması vesayetin meclis şubelerini de değişmek zorunda bıraktı. Takiye yapa yapa kısmen demokratlaştılar. Şimdi bu halleriyle ölümlerine yol açacak yeni anayasa ve başkanlık sistemini engellemek için her şeyi vaat edecek duruma geldiler. Bu arada AK Parti ayakta kaldıkça siyaset ve sandık itibar kazandı; yani halk. Bu nedenle halkın oyunu alabilmek için kendilerince akıllıca taktikler güttüler. Bu onlar için dev, Türkiye için minik bir adım. Halkın umursadığı yok. Halk 2001 Şubat krizinden sonra erken seçimle kaçan CHP ve MHP'nin ekonomik vaatlerini ciddiye almıyor.

BAŞKANLIK TAM BAĞIMSIZLIK

Başkanlık sistemine geçiş yeni Türkiye için neden önemli ve öncelikli?

Başkanlık sistemi 150 yıllık vesayetin sona ermesi ve iktidarın halka geçmesi demek. Başkanlık format yemiş yönetim biçimine halkın el koyması demek. Başkanlık tam bağımsızlık demek. Başkanlık güç, hız ve liderlik demek. Başkanlık ayaklarımızdaki prangaları kırmak demek. Daha ne olsun?

LAİKÇİLER RESMEN GERİCİ

Genel anlamda Yeni Türkiye kavramsallaştırmasına, bütün ayaklarına, çağrışımlarına karşı tutum alan ama özelde ise AK Parti’den ve kurucu lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan nefret eden bir toplumsal kesim var. Bu karşıtlığın sosyolojik psikolojik sebepleri aşılamaz ortadan kaldırılamaz şeyler midir? Neden bu kadar uzun sürdü ve hatta giderek keskinleşti?

Bu doğal bir sonuç. 200 yıldır bu ülke, kendisine yabancı bir ideoloji ile devşiriliyor. Yüzeysel bir batıcılaşma ülkede kendisinden nefret eden, kof, Batı hayranı bir sınıf yarattı. Sekülerlik bir din gibi ülkeye girdi ve tarihsel çelişki başladı. Böylelikle bu dini benimsemekte isteksiz davranan muhafazakâr kesimler ile laikçi kesimler birbirlerine karşıt konumlandılar. Yönetim bu elit kesimlerde olduğu müddetçe ve muhafazakârlar köylerde yaşarken sorun yoktu. Ama artık muhafazakârlar kentli oldu ve orta sınıflaştı. Demokrasiyi onlardan daha iyi anladılar ve siyaseti de daha iyi yaptılar. Gittikçe hak ettikleri yerleri alıyorlar. Elitler ise muhafazakârlarla eşit olmaktan nefret ediyorlar ve bunun aslında ahlaksızlık olduğunu göremeyecek kadar kibirli ve cahiller. Laikçilerde gördüğüm en dikkat çekici ortak özellik son derece cahil olmaları. Akıllarıyla değil, dürtüleriyle hareket ediyorlar. Yani Türkiye'ye irtica gelirse laikçilerden gelir. Resmen gericiler.

YENİ TÜRKİYE’DEN KORKUYORLAR

7 Haziran için yeni bir ittifak kurulmuş durumda. Daha dün Gülen örgütünden canı yananlar bugün aynı örgüte sarılıyor. Yorumunuz ne?

Bu son düzlük ve AK Parti anayasa ve başkanlık için yeterli güç yoğunlaşmasını elde ederse Türkiye ellerinden kaçacak. Yeni Türkiye ile anlaşmak ve Ortadoğu, Kafkasya ve Balkanlarda, hatta Afrika ve Asya'da Fransız Devrimi'ne benzer domino etkisine yol açacak bir model ortaya çıkacak. Şu anda Türkiye'den nefret ediyorlar. Yeni Türkiye üst aklın kâbusu olmuş durumda. İplerini tuttukları tüm yerli görünümlü format yemiş yapıları inci gibi aynı sıraya dizdiler bu yüzden.

HDP AHLAKSIZ TEKLİFİ KABUL ETTİ VE BİTTİ

PKK-HDP siyasi hattının paralel yapıyla aynı koalisyon içinde yer almasının anlamı gerekçesi ne sizce?

Ben HDP ve PKK'ya üst aklın müdahale ettiğini düşünüyorum. Demirtaş'ın doğal bir liderlik yaptığını zannetmiyorum. Bunlar sosyolojik olarak laikçilere daha yakınlar ve şiddeti yöntem olarak reddetmiş değiller. Bu nedenle Çözüm Süreci'nden hiç hazzetmediler. Ahlaksız teklif gelince de üzerine atlamaları kolay oldu. Zaten 6-8 Ekim'de süreci bitirmek için hamlelerini yaptılar, beceremediler. Şimdi PKK'yı Meclis'e sokarak farklı bir kaos planlıyorlar. Artık HDP'ye ve PKK'ya güvenilemez. Çözüm Süreci'nde kendilerine verilen tarihi fırsatı değerlendiremediler. Muhatap olamayacaklarını kanıtladılar.

HDP DARBE BEŞLİSİNE KATILDI

Bu ittifakın çözüm sürecine yansıması, bedeli ne olacak?

Bedeli HDP ve PKK ödeyecek. Şanslarını kaybettiler. Darbe beşlisine katılarak, eski Türkiye'nin koçbaşı olarak kendilerini kullandırtarak muhataplık yeteneklerinin olmadığını gösterdiler. Süreçte yer alabilmek için şartsız şurtsuz sınırları terk edecekler. Çözüm Süreci'nde muhatap artık Kürt halkıdır.

HDP ARTIK KÜRT PARTİSİ DEĞİL

HDP’nin barajı aşıp aşamaması Meclis aritmetiğini dolayısıyla AK Parti’nin yapmayı vaat ettiklerini, 13 yılın bakiyesini yatırıma dönüştürme planını etkileyecek. Ne düşünüyorsunuz HDP’nin seçime parti olarak girme tercihi, seçim stratejisi ve olasılıklar hakkında?

HDP öyle kötü ve olumsuz bir pozisyon aldı ki, barajı geçmesi risk olarak algılanıyor artık, yazık. Öcalan eğer ikili oynamıyorsa HDP'yi feshedip temiz bir başlangıç yaptırmalı. Bu da HDP baraj altında kalırsa mümkün olur. Bu bizimle değil onlarla ilgili bir durum. Biz kendi kronometremize bakarız. Bu ülkeye barışı getirecek tek siyasi güç AK Parti, bu iyice anlaşılmış durumda. Kürtçülük hissiyle HDP'ye oy verecek vatandaşlar da bilsinler ki HDP bir Kürt partisi değil.

AHMET ALTAN İÇSAVAŞÇAĞRISI DEĞİL ÖZELEŞTİRİ YAPSIN

Türkiye’de askeri vesayetle mücadele edilirken Taraf gazetesinin önemli bir işlevi olmuştu. Bugün o dönemki yargılama sürecinin paralel kadrolara yer açmak için kurgulandığını açık net anlıyoruz. Fakat hala netleşmemiş şeyler var. Siz de yazarlığın yanı sıra yazı işleri müdürlüğü yaptınız Taraf’ta. Taraf’ın sahipliği, hedefi, ilişkileri bakımından topluma söylemeniz gereken, vebal gerektiren bilginiz dâhilinde bir şeyler var mı yok mu?

Yok. İyi niyetle bedavaya yıllarca çalıştık ve karar alma mekanizmasında değildik. Gram sorumluluk hissetmiyorum çünkü Taraf'ı ben ve arkadaşlarım yönetmiyordu. Medyum olmadığımıza göre arkaplanını bilecek durumda değildik. Hükümetin, MİT'in uyanamadığı bir yapıdan bahsediyoruz. Birgün Ahmet Altan anılarını açık yüreklilikle yazarsa öğreniriz. Ama o şu sırada Samanyolu TV'de içsavaş çığırtkanlığı yapıyor.