24 Ekim 2020 Cumartesi / 7 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

Hedef İslam’dır, Hedef Türkiye’dir

05 Ağustos 2017 Cumartesi

İslam’ın içini boşaltmaya çalışma ve Müslümanlığın kutsal değerlerini sıradanlaştıran hamlelerin nedenlerine baktığımızda, bunu yapan örgütlerin ve yaptıran kurulu düzenin hedeflerini sakın gözden kaçırmayalım!

1. Dünya Savaşı sonrası çöktürülen Osmanlı Devleti sonrası, hinterlandındaki devletçiklerin kurgulanmasında kullanılan enstrümanları ve ideolojileri tekrar gözden geçirirsek, şimdi olanların nedenini daha net görebilmekteyiz.

İslam dünyasındaki otoriter merkezlerin ortadan kalkması, hilafet enstitüsünün devreden çıkartılması ve bu coğrafyada Türklerin varlığını kendi kontrollerine alma gayreti nedenlerine de baktığımızda, şimdiki durumu anlamamız, daha da net gözükmektedir.

2. Dünya Savaşı ile 1.Dünya Savaşı arasında büyük zaman geçmeden gerçekleştirilmesi ise Osmanlı sonrası Rus ve Alman etkisini, mümkünse lokale indirme gayesi taşıdı.

İki baş emperyal güç olan devletlerin İngilizler için ne kadar baş belası olduğunu, daha sonralar istikametlerindeki güzergâhla anlamaktayız.

2. Dünya Savaşında; İngilizlerin ikinci cephenin açılmasında en son ana kadar beklemesi ve son aşamada kimin kazanacağını kesinleştirdikten sonra devreye girmesi, bugün olanlara müdahil olan güçlerin ne yapmakta olduklarını bize anlatmaktadır.

İsrail Devletinin kurulmasının nedenlerine baktığımızda ve şimdi İsrail’in terör rüzgârına başkanlık etmesi, yeni düzende kimlerin devreye girdiğine işaretler sunmaktadır.

2. Dünya Savaşı bittikten neredeyse 15 sene sonra, CIA’nın kontrolünde Sovyetleri çöktürme operasyonu devreye girerken, daha sonra Türkiye’de FETÖ sızmaları devreye girmeye başlamasını, parçalı okursak yanılırız!

Sovyetlerin çöküşüne karar veren Amerika’nın, boşalan yerlere Türkiye kılıflı kendi FETÖ ekibinin girmesini tahayyül etmesi, o günlerde insanlara söylenseydi, eminim “saçmalamayın” diyenlerin sayısı bir hayli fazla olurdu.

Ama tam da o dönemde; Türkiyesiz, bu coğrafyada bir şeylerin yapılması mümkün olmayacağı kanaati hakim idi.

Sovyet coğrafyasında, önemli oranda Türk Müslüman nüfusun söz konusu olduğunu, ABD bayağı ciddi bilgilerle analiz etmekteydi.

Ve bu coğrafyaya Türkiye’nin bağımsız girmesi söz konusu olamazdı. Nitekim ki; coğrafyada Türkiye etkisinden daha fazla Türk profilli Amerika’nın boy gösterdiğini, şimdi coğrafyadaki fiili durumu tespit etmekle anlıyoruz. Meğer Türkiye profilli CIA operasyonu olduğunu, FETÖ’nün kuruluş amaçlarından birinin de bu olduğunu, artık geç ama görebilmişiz!

Suriye’de ve Irak’ta, DAEŞ terör örgütünü Müslüman profil belirlemek için devreye sokmasıyla, eğitimci görünümlü Müslüman kılıflı FETÖ terör örgütünü devreye sokması arasında hiçbir fark yoktur esasında! Her ikisinin de amacının İslam’ın içini boşaltma, İslam medeniyetinin gerçek sahiplerinin devreye girmemesi için, coğrafyanın Türkiye gibi önemli mihenk taşlarının baş kaldırmaması için, içeride dizayn operasyonlarını gerçekleştirmesi gerekliydi.

İsrail büyümeliydi. İngilizlerin; Ortadoğu çıkarları, yeni yüzyıl içinde kontrole alınmalıydı. Türkiye’nin; Osmanlı reflekslerine geri dönmesi için, ekonomik olarak büyümemesi gerekliydi.

Böyle bir ortamda; meselemiz sadece olaylar olduktan sonra durum tespiti yapmak olamaz! Artık fazla uzağa gitmeden, yakın tarihteki siyasi hamlelerden referans alarak, gelecekteki dizayn edilen oyunları bozacak reflekslerin geliştirilmesidir. Dünya durdukça var olmamız için, en az 100 yıllık planlama yapmak zorundayız. Milli projelere engel olan ve bürokratik yapıda mevcut bulunan engelleme ustası zihniyetin ortadan kalkması da, bizim için terör örgütleri ile mücadele kadar hayatidir!