Türkiye siyaseti bazen yüksek sesli krizlerle, bazen de sessiz ama derin hazırlıklarla yön değiştirir. Bugün yaşananlar ikinci kategoriye daha yakın görünüyor. Meclis kulislerinde "teşekkür" olarak ifade edilen ziyaretlerin, aslında yeni bir hukuki ve siyasi dönemin zemin yoklaması olup olmadığı sorusu önem kazanıyor. Bugün birkaç başlıkta meseleye bakmak, siyaset, hukuk ve dijital dönüşüm dengesinde meseleyi değerlendirmek istiyorum. Bütün bu başlıklar ayrı gibi görünse de ortak bir soruya işaret ediyor: Hukukta büyük değişim olur mu?
TEŞEKKÜRDEN FAZLASI...
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında Komisyona başkanlık etti. Bu süreçte önemli bir uzlaşma zemininin doğmasına da vesile oldu. Rapor hazırlandı. Şimdi de Meclis'te siyasi partileri ziyaret edip tarihi bir uzlaşı kültürü inşa etmeye çaba sarf ediyor. Bu adım çok kıymetli. Teşekkür gibi görünse de farklı bir zeminin yoklandığını düşünüyorum.
RAMAZAN SONRASI YENİ DÜZENLEMELER GELİYOR
Görünen ve ziyaret sonu açıklamaların ortak ifadesi şu bence: "Yeni yasalar, komisyon raporunda belirtilen çözüm ve demokratikleşme süreçlerini kapsayacak; silah bırakanlara yönelik "geçici ve özel" bir yasal altyapı sunacak".
Genel bir af olmayacak. Ancak koşullu salıverilme rejiminde kapsamlı bir değişiklik ihtimali güçlü görünüyor. Takvim ise Ramazan sonrasını işaret ediyor.
Bunların yanında yeni yasaların Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanmasını tesis etmeye dönük olacağı ifade edildi. Buna göre temel haklar ve özellikle tutuklu yargılamalar konusunda "farklı" bir evreye geçileceği çok net.
BİR ÖNERİM VAR: İÇ TÜZÜK!
Siyasi partiler ve seçim yasaları ve nihayet Anayasa gündeminin masaya geleceği çok net, şu andaki tabloda. Ama bence bu arada bir sorunu da çözmek lazım o da İçtüzük.
2017 anayasa değişikliğiyle yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'ne rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü hâlâ parlamenter sistem refleksleri taşıyor. İçtüzükte gensoru kurumunun izleri silinmiş olsa da denetim mekanizmaları yeni modele uygun güç ve etkililikte yeniden tasarlanmış değil.
Soru önergeleri ve araştırma komisyonları yürütme karşısında zayıf kalırken, kanun yapım süreci çoğu zaman teklif yoğunluğu altında nitelik tartışmasını geri plana itiyor. Komisyon-Genel Kurul dengesi ve parti grup disiplini de milletvekillerinin bireysel inisiyatifini sınırlıyor. Yeni sistemle uyumlu, daha güçlü yasama denetimi ve kalite güvencesi sağlayan bütüncül bir İçtüzük reformu artık kaçınılmaz görünüyor. Eğer gerçekten yeni bir dönemden söz ediyorsak, reformun adreslerinden biri mutlaka İçtüzük olmalı.
Pek tabi hukuk sadece siyasal düzenlemelerle değil, dijital çağın meydan okumalarıyla da yeniden şekilleniyor.
ZUCKERBERG'İN İTİRAFI...
ABD'de ülke genelinde açılan bini aşkın davanın ilki olarak Los Angeles'ta başlayan ve altı hafta sürmesi beklenen "sosyal medya bağımlılığı" davası, teknoloji devlerini ilk kez bu ölçekte jüri önüne çıkardı. 20 yaşındaki Kaley G.M., çocuk yaşta başladığı Instagram ve YouTube kullanımının kaygı, beden algısı bozukluğu ve intihar düşüncelerine yol açtığını söylüyor. Jüri karşısına çıkan Mark Zuckerberg ise gençleri hedef aldıkları iddialarını reddederken, 13 yaş altını engellemede "daha hızlı ilerleyemedikleri" için her zaman pişmanlık duyduğunu kabul etti. Şirket içi yazışmalar, gençlerin "öncelik" sayıldığını gösteriyor. Meta bugün önlem aldığını savunsa da bu beyan, geçmişteki yetersizliğin zımni ikrarı niteliğinde. Dijital çağın esas davası şu soruda gizli: Şirketlerin büyümesi mi, çocukların kaybedilmesi mi?
"ALO ADALET" MÜMKÜN MÜ?
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in geçtiğimiz günlerde duyurduğu yapay zekâ destekli "Alo Adalet" hattı, vatandaşın yargıya erişiminde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Sistem temelde, karmaşık hukuki süreçlerde bocalayan vatandaşa 7/24 hızlı rehberlik etmeyi, temel soruları yanıtlamayı ve adliyelerdeki gereksiz yığılmayı önlemeyi öngörüyor.
Aslında bu vizyonun dünyada başarılı uygulamaları var. İngiltere'deki çağrı merkezli adli destek hatları (HMCTS) ve özellikle Estonya'nın e-devlet entegreli yapay zekâ "dijital adalet" asistanları, teknolojinin hukuka entegrasyonu açısından önemli.
YAPAY ZEKAYI DA EKLERSEK...
Adliyenin anlaşılmaz dilini netleştirmek, süreçlerin doğal durumunu izah etmek açısından önemli bir adım bu. Bir yönden de avukatlık mesleğine katkı sunacağını düşünüyorum. Hem avukatın ihmali varsa müvekkilin onu anlamasını sağlayacak hem de işini doğru yapan avukatın "teyit edilmesini" sağlayacak. Sistemin detayları belli değil ancak işin içine "yapay zeka" desteğinin mutlaka olması şart. Hukuk teknolojilerinde (legaltech) gelinen nokta çok ileri. UYAP'ın yapay zeka ile destekli bir versiyonu Sayın Bakanımızın izah ettiğinden fazlasını verebilir. Yani doğru bir planlama ile Alo Adalet'ten fazlası da mümkün!