İttihat ve Terakki mensuplarının millete pahalıya mal olan hatalarının, cehaletten mi yoksa hıyanetten mi kaynaklandığı yıllardır tartışılmakta, sık sık tekrarlanan bu çarpıcı hataların cehalet ile izah edilemeyeceği kanaati ağır basmaktadır.
Zaten o yıllar, "ihanet"te sınırların zorlandığı bir dönemdi. Yedi düvelin içimizdeki elemanı gibi çalışan satılmış zevat tahmin edilemeyecek kadar çoktu. Çanakkale Savaşı sırasında, özellikle üst kademelerdeki insanlardan çoğu İngilizlere, çeşitli yollarla yardım etmişti. Kara Savaşları devam ederken İngiliz gemilerine Osmanlı mevzilerinin yerlerini meşale yakarak bildirenler vardı.
Askerlerimizin sık sık mevzi değiştirmesine rağmen, İngiliz gemilerinden atılan mermiler yeni mevzilerin üzerinde patlıyordu. Bölgedeki köylerde yaşayan bazı gayrimüslim Osmanlı vatandaşları da düşmana su taşımıştı. Osmanlı tebaası Hristiyan ve Yahudi askerlerin de savaş sırasında karşı cepheye geçtiği düşünülmektedir.
İtilaf devletlerinin Çanakkale Boğazı'nı geçerek İstanbul'u işgal edeceğine çok inanan gayrimüslim vatandaşlar da İngiliz donanmasının İstanbul'a girişini izleyebilmek için boğaza bakan evleri kiralamışlardı. Yine sahilde oturan bazı Osmanlı vatandaşları da savaş esnasında Marmara Denizi'ne giren İngiliz denizaltılarına lojistik destek vermiş, istihbarat sağlamak için seferber olmuşlardı. Cepheden yaralı taşıyan 63 numaralı vapurun çarkçıbaşısı Şevket Efendi, Tekirdağ sahillerindeki bazı yerleşim yerlerinde, düşman denizaltılarına petrol verildiğine şahit olmuştu.
Babıâli'de yıllarca çalıştığım Türkiye gazetesi binasının karşısındaki eski evin kapısı üzerindeki "İDJTİHAD EVİ" yazısı çok dikkatimi çekerdi. Meğer bu bina, o dönemin gazetecilerinden Abdullah Cevdet'in, İngilizlere methiyeler düzdüğü "İdjtihad" dergisinin merkeziymiş. "Meslektaşımız" demekten hayâ edeceğimiz bir İngiliz maşası olan İttihatçı Abdullah Cevdet, dergisinde 'Medeniyet, kapımıza kadar geldi, biz geri teptik' tarzında abuk sabuk yazılar yazmıştı. Hatta gazeteci meslektaşlarını İngilizlere ihbar etmişti. Aslen doktor olan ve Abdülhamid Han'ın dedesinin açtığı Mekteb-i Tıbbiye'de okurken, Abdülhamid Han'a hakaretlerle dolu makale ve kitaplar kaleme alan Abdullah Cevdet, ilerleyen dönemlerde de İngilizler hesabına yazılar yazmıştı!