21 Ocak 2021 Perşembe / 7 CemaziyelAhir 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Sevil NURİYEVA İSMAYILOV
snuriyeva@stargazete.com
Yazarın Sayfası

İdlib üzerinden büyük hesapları olanlara Türkiye'nin ayarı...

08 Şubat 2020 Cumartesi

İdlib’deki saldırının perde arkasını, birçok köşe yazarı tahmin ve analizleri ile gündeme getirdi. Meselenin mahiyetini iyi anlamamız ve sabırlı davranışa devam etmemiz şarttır. Evet, askerimize uzanan ellerin kesileceğinden eminim! Hatta Rusya ve İran destekli Şam Rejimine, sahada tokat gibi cevap verileceğinden de kuşkum yok.

Lakin toplum olarak her konuyu anlık reflekslerle cevap verme reaksiyonlarımızı, hele hele şimdiki dönemde birazcık sabırla yoğurmamız lazım.

ABD’nin, Esad ve Rusya’nın beraber İdlib’deki saldırılarına sevinmesi dikkatimi çekti. Hatta Menbiç’le ilgili halen “dur” diyen Amerika’nın, İdlib’deki olaylara reaksiyonunu da anlıyorum. Rusya’nın nasıl böyle bir mayınlı siyaset üretmesini ise, yine de sınıfta kalması ile nitelendirelim.

Evet, Rusya uzun zamandan sonra fiili olarak kovulduğu masaya geriye döndü. Lakin anlaşılan halen eski kafa metotlarını terk etmiş değil. ABD ile Türkiye arasındaki ısınmayı parçalamak istediği için yaptığı hatayı, Erdoğan’ın itidalli tutumu olmasaydı, ilişkiler neredeyse sekteye uğrayacaktı. Amerika’nın uzun zamandan beri beklediği bir durum! Orta Doğu’da en fazla muhtaç olduğu Türkiye’nin, kendinden uzaklaşmasını ciddi sorun olarak okuyan, ABD’ye bu kadar geniş fırsat tanıyan Rusya’nın, “ayarları ile oynayan mı var” sorusunu vermeden geçemeyeceğim!

Orta ve uzun vadede Rusya ile iyi ilişkiler hayatidir. Çok kutuplu dünya anlayışına göre çok renkli siyaset döneminde, tam da işimize yarayan kozdur Rusya!

Çin’in başını derde sokanların, Rusya ile nasıl bir gelecek arzu ettiklerini en fazla Putin bilmekte!

Bu durumda Türkiye gibi ortağı kaybetmek, en son isteyeceği şey olmalı.

ABD ve Rusya arasındaki gerilimin Türkiye’ye zaman zaman yansımalarını göreceğiz. Aynen İdlib’de olduğu gibi.

İdlib’deki muhalif güçleri kendine de tehdit gören Rusya için, olayın daha sonrasını garantilemek hayatidir.

Türkiye’nin kendi sözlerini tutamadığını söyleyen Lavrov’un vurgusu tesadüf değil. Lakin İdlib’deki muhalif güçlere Rusya, İran ve Esad gibi bakmayan Türkiye’yi, bu konuda yanlarına çekme gayretinin de sonuç vermeyeceğini Rusya anlamıştır veya anlamak zorunda’

Başkan Erdoğan’ın Ukrayna ziyareti, Türkiye heyetindeki tüm resmi kişilerin Kırım Tatarlarının efsanevi lideri Mustafa Cemiloğlu ile fotoğraflarına ek olarak Kafkas Kartalı mücahit Şeyh Şamil’in vefatının yıl dönümünde, neredeyse tüm Türkiye resmi ve gayri resmi profilleri tarafından rahmetle anılması, Rusya’da tesadüf yansıma olarak algılanmadığını da buraya not düşelim. Rusya kendisine mesaj verildiğini ve “Türkiye’ye güvenilmemelidir” mesajını kamuoyunda tetikleme hevesli girişimlerin olduğunu gözden kaçırmadan olaylara bakalım derim.

Lavrov diyor ki; “İdlib’deki tüm radikal unsurlar Libya’ya geçmekte. Burada anlamlı bir mana vardır. Bu bilginin ne kadar doğru olup olmadığını, sadece Lavrov’a dayanarak kabullenmemiz mümkün değil tabii ki. Lakin bu konunun Libya tarafa yansımasına kapı açıldığı da açıktır. Ve Rusya, Türkiye’nin keskin reaksiyonunu Libya üzerinden hafif uyarı nitelikli ayar ile dengelemeye çalışıyor.

Şubat sonuna kadar Rejim, geriye adım atmazsa yani Rusya verdiği sözünü tutamazsa, Türkiye’nin meşru haklarına karşı hiç bir laf üretemeyeceğini de görebilmekte. Durmadan “Türkiye verdiği sözü tutamadı” tezini gündemde tutarken, kendisinin sözlerine sadık kalma konusunda sorunlar yaşadığını da ört bas etme gayretinde Rusya!

Lakin Rusya ile ilişkileri iyi tutmak, sabırlı davranmak, öfkeli kalkmamak gerektiğini de unutmamakta yarar vardır. Olayı orta ve uzun vadeli düşünmek, sadece Türkiye’nin değil Rusya’nın da menfaatinedir. Rusya ve ABD arasında kıyas yapılması, çağın siyaset anlayışından bihaber olmaktan başka bir şey değildir. İkisi arasındaki gerilimler bizi esas hedeften alıkoymamalıdır. Herkesin bir muradı var. Rusya ne ister, ABD ne ister, İran neyi hedefler, İngiltere, Fransa, Çin, Almanya vesaire... Bizi tabii ki ilgilendirmelidir. Lakin bizim muradımızın Cihan Şümul mefkûresi olduğunu da unutmazsak iyi ederiz. Mümkünse büyük hesapları olanların, bizi küçük hesaplarda boğma gayretini görebilelim ve oyuna gelmeyelim!