24 Şubat 2021 Çarşamba / 12 Recep 1442
Gece modu

Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Hüseyin GÜLERCE
hgulerce@stargazete.com
Yazarın Sayfası

İdlib'te huzurla kılınan ilk Cuma namazı…

07 Mart 2020 Cumartesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasındaki Moskova zirvesi, malum çevreler tarafından “Türkiye açısından iyi mi oldu, kötü mü oldu?” diye tartışmaya açılıyor.

Böyleleri, müspet her harekette bir menfilik, bir yanlış, Erdoğan’ı hedefe koyacak bir taraf, husus bulma gayretkeşliğindeler.

Sergiledikleri tavır, ortaya koydukları hasmane duruş, düşmanlarımızdan daha beter. Tahammül edilecek gibi değil.

Yok bir heykel ile Putin mesaj vermeye kalkmış, yok bizim heyet Putin karşısında ip gibi dizilmiş. …

Daha fazlasını yazmayayım.

Neden böyle yapıyorlar?

Çünkü varılan mutabakata bozuldular. Kılıçdaroğlu’nun nutku tutuldu.

“Savaşa hayır” diyorlardı ama şehitlerimiz üzerinden politika yapmak içindi.

Eh, ateşkes geldi, silahlar sustu. Annelerin yüreği soğudu. Evlatları için endişeleri azaldı.

Sevinseler ya, Erdoğan’ı tebrik etseler ya…

Hayır, istedikleri bu değil. İstedikleri zirve sonuçsuz kalsın, Erdoğan başarısız olsun. Çatışmalar daha artsın, daha fazla şehit gelsin, buradan bir kaos çıksın. Erdoğan’a hakaretlerin dozu artırılsın…

Erdoğan gitsin, isterse Türkiye batsın…

Allah bunlara fırsat vermeyecek, vermesin inşallah.

Moskova zirvesi başarılı mı oldu?

Onun cevabını sahada aramak gerekir.

Dün Beyaz TV’de, arkadaşımız Sercan Kahveci’nin İdlib’ten yaptığı yayını izledim.

İdlib’liler ilk defa siren sesi duymadan, rejim bombardımanı endişesi taşımadan Cuma namazı kılmışlar.

Savaşın acılarını, felâketlerini, sıkıntılarını yaşamadan bu nasıl bir duygudur, tahmin etmek ne kadar zor.

İnsanların sevinci, mutluluğu gözlerine, yüzlerine, hallerine nasıl da yansımış.

Moskova zirvesindeki mutabakatın ne anlama geldiğini asıl onlar hissediyor, görüyor.

Meydanlar dolup taşmış. Türk bayrakları ile Suriye bayrakları beraber dalgalandırılıyor. “Yaşasın Erdoğan” diye tezahürat yapıyorlar. Dünden itibaren, İdlib’e evlerine dönmeye başlayanları da söyleyelim.

Bunların hepsi, barış için Türkiye’ye duyulan güvendir.

Neden onların gördüğünü Kılıçdaroğlugiller görmüyor?

“Savaş değil barış istiyoruz” diyenler neden sahiplenmiyor, Moskova zirvesini?

Çok mu zorlarına gitti barış…

Zorlarına gitti, çünkü onlara; “yakında bir şeyler olacak, iktidara geleceksiniz, parti tabanınıza hazır olmalarını söyleyin” diye kim bilir neler üflediler?

Daha önce de “az kaldı Erdoğan kaçacak” demişlerdi de bu Kılıçdaroğlu, “kaçsın, biz yakalayıp getireceğiz” diye FETÖ kanalında şöyle bir arkaya kaykılmıştı…

MİT tırları ihanetinde yine öyle havaya sokulmuşlardı.

Millete değil Batı başkentlerine, okyanus ötesine bu kaçıncı güvenmeleri, bu kaçıncı aldanmaları?

Türkiye dış cephede hasımlarımızla, içeride de CHP ve şürekâsı ile mücadele ediyor, artık bu besbelli.

Moskova zirvesi inşallah hayırlara kapı açacak.

En önemlisi silahlar sustu.

Rejim güçleri insan, komutan, mühimmat ve silah olmak üzere ağır kayıplar vermekle kalmadı, iradeleri felç oldu.

Türkiye, sınırlarını korumada yeni ve sağlam mevziler kazandı. Orada bulunan askerlerimizin güvenliği teminat altına alındı. Gözlem noktaları yerli yerinde ve tahkim edilerek duruyor.

İdlib bölgesinde istikrar ve normalleşme için yeni zemin hazırlanıyor.

İdlib’te huzur içinde kılınan Cuma namazı barış için umutları artırıyor…